İĞNEADAYA TERMİK VE NÜKLEER SANTRAL İSTEMİYORUZ İmza Kampanyası
7.208 kişi imzaladı. Hedef 10.000 imza!

Kampanyanı Başlatan
Hanife Oral
22 Nisan 2019
Kategori
ÇevreGüncel İmzalar
Yorumlar
"Doğa ile savaş halindeyiz eğer kazanırsak kaybedeceğiz"
Yağmur A.
06 Şub 2020
Rüzgar güneş enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelenebilir.
ZAFER K.
02 Kas 2018
Cebinize 2 kuruş para girecek diye dünyanın sağlığıyla oynuyorsunuz!!
İrem P.
02 May 2015
Nükleer öldürür.Güneş,rüzgar gibi doğal enerjiler olsun.
PERİHAN H.
23 Eki 2014
Nükleere HAYIR!
Baran C.
03 Ağu 2014
doğasever
NİHAL Ş.
10 Tem 2014
Santal acilmasin
Ares P.
06 Tem 2014
Dünya harikası Kırklarlinin şirin beldesine Nükleer Santrala hayır
kemal a.
06 Tem 2014
Trakya nükleer çöplük olmaması için bütün varlığımla mücadele edeceğim yemin ederim
Emrah A.
06 Tem 2014
Güzelim doğa harikasının nükleer santral yüzünden yok istemiyoruz
ege ö.
04 Tem 2014
Nükleer santral gezegenimiz için korkunç bir tehdittir..
Bensu D.
07 Haz 2014
Doğal enerji kaynakları dışında ki tüm termik, hes, nükleer enerji kaynaklarının karşıtıyım. Doğayı yok etmeye, kirletmeye kimsenin hakkı yok. Bunu yapanları da kınıyor ve lanetliyorum.
Ali C.
07 Haz 2014
Memleketimizin, güzelliklerinin birilerinin cebine para girecek diye heba edilmesine göz yummak istemiyorum
gülderen s.
07 Haz 2014
Güvenli bulmuyorum
fatma
06 Haz 2014
Santral istemiyoruz igneadamıza
Sibel K.
06 Haz 2014
güneş rüzgar enerjisi hepimize yeter hemde zarar vermeden çevreyi kirletmeden agaçları kesmeden yapar
mualla d.
04 Haz 2014
Bu çok çok önemli bir konu.Herkes duyarlı olmalı.
Esra A.
02 May 2014
çocuklarımı yeşiller içinde büyütmek ıstıyorum
melda e.
30 Nis 2014
O cennetide cehenneme cevirmeyin!!!
seyda I.
30 Nis 2014
İğneada ya nükleer santral istemiyoruz
Gülcin A.
30 Nis 2014
Nükleere Kesinlikle karşıyım Ülkemiz Temiz Enerji için gayet uygun bir Ülke ve Maliyet daha düşük
adiltetiker
30 Nis 2014
Kesinlikle istemiyorum, neden doğada gördüğünüz her güzelliği, kurbanını avlama iç güdüsüyle hareket eden hayvanlar gibi yok etme peşindesiniz.
Cengiz T.
30 Nis 2014
nükleer santral istemiyoruz...
zafer v.
30 Nis 2014
İstanbulun ve tüm marmaranın su kaynağı...Longozlar...yaşam gelecek.....hayatı seçiyoruz, sağlıklı bir çevrede yaşamak istiyoruz...Çok daha ucuz...çok daha güzel güneş enerjisi varken...hayata bu düşmalık neden ????? Siz ölmek istiyorsanız buyurun ölün....biz sağlık yaşamak istiyoruz..temiz su , temiz hava istiyoruz...\r\n...
Ayşe G.
30 Nis 2014
istemiyorum!! doğayı seviyorum
GÖRKEM y.
29 Nis 2014
GELECEK NESİLLER İÇİN..
Adem O.
29 Nis 2014
nükleer santral geri dönülmez bir çevre felaketi olabilir..?
coşkun
29 Nis 2014
Ayrıca santraldeki ufak bir sızıntı milyonlarca Canlının radyasyona maruz kalmasına sebep olacaktır.Örneğin;1986 yılında Rusya\'da Çernobil Nükleet Santrali\'ndeki sızıntıdan 3 milyon insan radyasyona maruz kalmış,radyasyon,Karadeniz kıyılarına kadar ulaşmıştır.Zararları;Nükleer Santrallerden çıkacak radyoaktif atıkların çevreye ulaşımı; rüzgârın ve yağmurun yardımıyla atmosferde taşınması birde denizlere, göllere ve toprağa karışımı şeklinde olur. Doğa olaylarıyla bitki örtüsüne ve sulara karış
mahmut a.
29 Nis 2014
güneş ve rüzgar enerjisi olanakları varken nükleer santralı istemiyorum!
hüseyin k.
29 Nis 2014
uğraşmayın artık doğa ile
Nurhan A.
29 Nis 2014
iğneadaya nükleer santral istemiyoruz
r_sancakli
29 Nis 2014
doğamızın,yeşilimiz güzelliklerimizin yok edilmesini istemiyoruz
Özder A.
28 Nis 2014
Nükleer santrallere hayır!!!!!!
Muradiye Ş.
28 Nis 2014
Yarınlara temiz doga bırakmak laZim
Sedat
28 Nis 2014
hiçbir yerde istemiyoruz.
yalçın k.
28 Nis 2014
İNSANLIK İÇİN DÜNYA İÇİN NÜKLEER SANTRAL OLMAMALI
Hilal K.
23 Nis 2014
Ülkemizin, doğamızın ve dünyamızın tehlikeli maddelerle tehdit edilmesini şiddetle kınıyorum.
Ardan T.
13 Nis 2014
Daima sizlerle birlikteyim. Bu dünyayı daha güzel ve yaşanilabilir bir yere dönüştürebilmek adına... sevgiler :)
Vildan Ç.
13 Nis 2014
Nükleer santrale HAYIR!
Gülbinaz U.
28 Mar 2014
Her yeri beton yaptınız buralarıda ellemeyin..
Halil T.
24 Mar 2014
Değil iğneadaya ülkemin hiç bir yerine nükleer santral istemiyorum.doğa katili nükleer santral
Necmiye G.
07 Şub 2014
sadece sizin için :)
MELDA K.
01 Şub 2014
nukleer santral istemiyoruz
sibel c.
31 Oca 2014
İĞNEADA\'YA NÜKLEER SANTRAL İSTEMİYORUZ.
TEMEL
30 Oca 2014
Başka enerji elde etme yolu kalmadı sanki nükleer santral yapıyoruz. Hem de İğneadaya.
Kubilay T.
30 Oca 2014
Yok böyle bir sey nükleer santrallari ALMANYA GIBI BÜYÜK ÜLKELERDE YOK EDILIRKEN TÜRKIYE BÖYLE BIR SEY DÜSÜNÜYOR:
sevcan i.
30 Oca 2014
Ben Kırklarelili olarak suyun ve oksijenin kaynağı ı-Istranca\'larda yapılması düşünülen bu santralin başta istanbu ve Marmara olmak üzere bir cinayetin başlangıcı olacaktır.
Göknur E.
30 Oca 2014
İĞNEADAYA NÜKLEER SANTRAL İSTEMİYORUZ !
Pınarhisar T.
30 Oca 2014
Doğa için yaşa, yaşamak için doğal enerji kullan..
Özcan T.
29 Oca 2014
Haberler / Güncellemeler
- http://www.cnnturk.com/turkiye/igneadaya-termik-santral-yapilmasi-hukuka-aykiri17.10.2015
- https://www.youtube.com/watch?v=B86O_ipdojM17.10.2015
- https://www.youtube.com/watch?v=3p1bID0J88g17.10.2015
- https://www.youtube.com/watch?v=-DkOfG9lqPk17.10.2015
- https://www.youtube.com/watch?v=Uqm0___n7zs17.10.2015
- https://www.youtube.com/watch?v=4BQa1Vszyb017.10.2015
- https://www.youtube.com/watch?v=bS7xfonZc-g17.10.2015
- https://www.youtube.com/watch?v=xsWT3rjiHis17.10.2015
- https://www.youtube.com/watch?v=gqN_xtagQlg17.10.2015
- http://www.sozcu.com.tr/2015/ekonomi/3-nukleer-santral-igneadaya-yapilacak-959503/17.10.2015
- http://www.sozcu.com.tr/2015/ekonomi/3-nukleer-santral-igneadaya-yapilacak-959503/17.10.2015
- İğneada'ya Nükleer Santrale Hayır!Kırklareli halkının haklı direnişinde yanındayız.17.10.2015
- http://www.diken.com.tr/bakan-acikladi-ucuncu-nukleer-santral-longoz-ormanlariyla-unlu-igneadaya/17.10.2015
- http://onedio.com/haber/-3-nukleer-santral-kirklareli-igneada-da-planlaniyor--60516817.10.2015
- http://www.diken.com.tr/bakan-acikladi-ucuncu-nukleer-santral-longoz-ormanlariyla-unlu-igneadaya/17.10.2015
- http://www.diken.com.tr/bulgaristanda-cicek-koparmak-yasak-turkiyede-termik-santral-dikiliyor/17.10.2015
- http://onedio.com/haber/21-harika-fotografiyla-ucuncu-nukleer-santralin-adresi-igneada--60515017.10.2015
- http://onedio.com/haber/-3-nukleer-santral-kirklareli-igneada-da-planlaniyor--60516817.10.2015
- 3. NÜKLEER SANTRAL İĞNEADA’YA YAPILACAK3. Nükleer Santral, Avrupa'nın en büyük longoz ormanlarının bulunduğu İğneada'ya yapılacak.3. Nükleer Santral İğneada’ya yapılacak14 Ekim 2015 Çarşamba 12:14Enerji Bakanlığı, 3. Nükleer Santral’in, Kırklareli’nde bulunan İğneada ilçesine yapılacağını duyurdu. Enerji Bakanlığı Çinliler ve Amerikalılar ile Mutabakat zaptı imzalandığını açıklandı.İSTANBUL’UN DİBİNDEKİ CENNETNükleer Santral Avrupa’nın en büyük Longoz ormanlarının bulunduğu İğneada Milli Parkı’nın yakınlarına inşa edilecek. Yaz aylarında turist akınına uğrayan İğneada, İstanbul’a kuş uçuşu yaklaşık 120 km mesafede bulunuyor. Kırklareli’nin Demirköy ilçesine yaklaşık 15 kilometre uzaklıkta bulunan İğneada Longoz Ormanları toprak yolları, heybetli ağaçları,kuş sesleri, yer yer su birikintileri ve yeşil çayırlarıyla sadece Türkiye’nin değil Avrupa’nın da bir numarası.Uzmanlara göre dünyada bu kadar zengin ormanların sayısı az. Kırklareli’ndeki longoz, diğer longozlara göre büyük ve aha zengin. 671 tür bitki, 481 kuş, 61 tür memeli, 28 tür tatlı su balığı, 311 tür böcek, 25 tür sürüngeni içerisinde barındıran İğneada Longoz’u, bünyesinde 5 adet de göl barındırıyor. Ormanlar nesli tükenmekte olan pek çok hayvan ve itkiye de evsahipliği yapıyor. Örneğin Ak kuyruklu kartallar Türkiye’de sadece 3 bölgede var ve sayıları 10 civarında.Longoz (Subasar Ormanı) Nedir?Longoz, denize doğru akan derelerin getirdiği kumların birikerek kıyıda set oluşturması ve dere ağzını kapatması sonucu akarsuyun biriktiği yerde oluşan bir özel ekosistemdir. Yalnızca belirli ağaç (örneğin, dişbudak, kızılağaç, vs), bitki (örneğin, göl soğanı, su menekşesi, vs) ve kuş (örneğin, kara leylek, balıkçıl, vs) türleri bu yaşam ortamını tercih ederler.Ülkemizde 3 Longoz Ormanı (su basar) var. İğneada Longozu 2 bin 511 dönüm büyüklükle, Avrupa’nın ve Türkiye’nin en büyüğü. Ülkemizde İğneada Longozunun yanı sıra Sakarya Karasu Acarlar Longozu ve Sinop Sarıkum Longozu yer alıyor.17.10.2015
- Bu güzelim doğa harikasını katletmeyinnnnnnn15.10.2015
- Çabalar sonuç verdi 3. nükleerden vazgeçildi CHP’li Dibek Enerji Bakanlığının bütçesinin görüşüldüğü TBMM oturumunda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’a 3. nükleer santralin İğneada’ya kurulup kurulmayacağını sordu. Dibek sorusunda daha önce 3. nükleer santral ile ilgili 10 yer belirlendiğini ve bunlardan birinin de Kırklareli’nin İğneada Beldesi olduğunu belirterek, 3. nükleer santralin ne durumda olduğunu ve 3. nükleer santralle ilgili verilmiş bir karar olup olmadığını sordu. Dibek’in sorusunu yanıtlayan Bakan Yıldız, “üçüncü santralin kurulmasıyla alakalı da bir hedefimiz şu anda bulunmamaktadır. Bir ve ikinci santraller bitirildikten sonra, o zamana kadar yerli mühendisliğin ve yerli kaynakların ön planda bulunduğu bir yapı düşünüyoruz” açıklamasında bulundu.“İğneada'yla alakalı da herhangi bir karar verilmiş durumda değildir ve herhangi bir işaret de söz konusu değildir” diyen Bakan Yıldız tüm Kırklareli halkının ısrarlı talepleri karşısında geri adım attıklarını itiraf etti.Nükleer santral ile ilgili değerlendirme yapan Dibek, “Israrlı takibimiz ve halkımızın tepkisi sonuç verdi. 2015-2019 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Stratejik Planında da yer alan 3. nükleer santralin çalışmaları askıya alındı. Hatırlanacağı üzere 3. nükleer santralin yapılacağı ve bu alanlardan birinin de İğneada olabileceği açıklaması ilk söylendiği andan beri bu konuda ciddi bir kamuoyu oluşturup, bu santralin olmaması için elimizden geleni yapmıştık. Bütün ısrar ve ikili görüşmelerimiz sonucunda Bakanlık 3. nükleer santral çalışmalarını durdurdu. Bütçe sırasında sormuş olduğum soruya bakan açıkça çalışmaların durduğunu ifade etti. Bu zafer başta santrale karşı duran hemşehrilerimizindir” dedi.Dibek ayrıca, doğa harikası Istranca bölgesiyle ilgili olarak çok sayıda taş ocağı ve maden ruhsatı talebi geldiğini belirterek, “1/25.000, 1/100.000 planlar ve doğa turizmini koruyan master planında burası koruma bölgesi ama bu taleplere evet diyorsunuz” diye konuştu.Bakan Istranca'lar konusunda da, “taş ocağı konusunda ben buradan açıkça kamuoyuyla paylaşarak söylüyorum kısıtlı alanlar kısmına alalım, yasaklanabilecek alanlar kısmına alalım ve yasaklayalım, yani eğer orada malzeme eksikliği tedarikiyle alakalı bir sıkıntı yoksa. Bunu siz bize söyleyin, biz ona göre karar alabiliriz” dedi.Dibek Istranca konusunda da, “Istrancalar'da ocak ruhsatı vermeye neden devam ediyorsunuz sorusu üzerine bakan bu alanlar için kısıtlama kararı çıkartın dedi. Şimdi bu kısıtlama kararının çıkması için çalışmalara başlayacağız" diye konuştu.Etiketler: turgut dibek26.12.2014
- NÜKLEER SANTRALDEN VAZGEÇİLDİCHP Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek, Enerji Bakanlığının bütçesinin görüşüldüğü TBMM oturumunda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’a 3. nükleer santralin İğneada’ya kurulup kurulmayacağını sordu.CHP Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek, Enerji Bakanlığının bütçesinin görüşüldüğü TBMM oturumunda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’a 3. nükleer santralin İğneada’ya kurulup kurulmayacağını sordu.Dibek, TBMM oturumunda “Üçüncü nükleer santralle ilgili olarak basında daha önce 10 yer seçildiğine dair haberler çıkmıştı, bizler de takip ettik, sizin de açıklamalarınız olmuştu. Şimdi, bu 10 yerle ilgili çalışmalar devam ediyor mu, onu öğrenmek istiyorum. Bu nükleer santral için fizibilite yapan firmalara hangi alanlar gösterilmiştir yani bu sayı hâlâ 10 mudur, yoksa 4, 5, 6'lara mı düşmüştür? Bu gösterilen alanlar içerisinde benim seçim bölgem olan Kırklareli'ne bağlı İğneada beldesi var mıdır? İğneada beldesiyle ilgili olarak verilmiş olan bir karar var mıdır? Üçüncü nükleer santralle ilgili verilmiş bir karar var mıdır?” sorularını Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’a yöneltti.Dibek’in sorusunu nükleer yapımından şimdilik vazgeçildiğini söyleyerek yanıtlayan yanıtlayan Bakan Yıldız, “İğneada'yla alakalı da herhangi bir karar verilmiş durumda değildir ve herhangi bir işaret de söz konusu değildir” diyen Bakan Yıldız tüm Kırklareli halkının ısrarlı talepleri karşısında geri adım attıklarını itiraf etti.Nükleer santral ile ilgili değerlendirme yapan Dibek, “Israrlı takibimiz ve halkımızın tepkisi sonuç verdi. 2015-2019 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Stratejik Planında da yer alan 3. nükleer santralin çalışmaları askıya alındı. Hatırlanacağı üzere 3. nükleer santralin yapılacağı ve bu alanlardan birinin de İğneada olabileceği açıklaması ilk söylendiği andan beri bu konuda ciddi bir kamuoyu oluşturup, bu santralin olmaması için elimizden geleni yapmıştık. Bütün ısrar ve ikili görüşmelerimiz sonucunda Bakanlık 3. nükleer santral çalışmalarını durdurdu. Bütçe sırasında sormuş olduğum soruya bakan açıkça çalışmaların durduğunu ifade etti. Bu zafer başta santrale karşı duran hemşehrilerimizindir” diyerek açıklamada bulundu.26.12.2014
- http://karsigazete.com/gundem/igneada-rahatladi-cabalar-sonuc-verdi-3-nukleerden-vazgecildi-h20097.htmlİğneada rahatladı! Çabalar sonuç verdi 3. nükleerden vazgeçildiCHP Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in 3. nükleer santral ile ilgili sorusunu yanıtlayan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, 3. nükleer yapımından şimdilik vazgeçildiğini söyledi.İĞNEADA KURTULDUCHP’li Dibek Enerji Bakanlığı'nın bütçesinin görüşüldüğü TBMM oturumunda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’a 3. nükleer santralin İğneada’ya kurulup kurulmayacağını sordu. Daha önce 3. nükleer santral ile ilgili 10 yer belirlendiğini ve bunlardan birinin de Kırklareli’nin İğneada Beldesi olduğunu hatırlatan Dibek, Bakan Yıldız'dan son durum hakkında bilgi istedi. ÖNCELİK MERSİN VE SİNOPMUŞ...Dibek’in sorusunu yanıtlayan Bakan Yıldız, “üçüncü santralin kurulmasıyla alakalı da bir hedefimiz şu anda bulunmamaktadır. Bir ve ikinci santraller bitirildikten sonra, o zamana kadar yerli mühendisliğin ve yerli kaynakların ön planda bulunduğu bir yapı düşünüyoruz” açıklamasında bulundu. “İğneada'yla alakalı da herhangi bir karar verilmiş durumda değildir ve herhangi bir işaret de söz konusu değildir” dedi.Bu yanıt üzerine "Bakan Yıldız tüm Kırklareli halkının ısrarlı talepleri karşısında geri adım atmıştır" yorumu yapan Dibek, “Israrlı takibimiz ve halkımızın tepkisi sonuç verdi" diye konuştu. Dibek, şu ifadeleri kullandı; "2015-2019 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Stratejik Planında da yer alan 3. nükleer santralin çalışmaları askıya alındı. Hatırlanacağı üzere 3. nükleer santralin yapılacağı ve bu alanlardan birinin de İğneada olabileceği açıklaması ilk söylendiği andan beri bu konuda ciddi bir kamuoyu oluşturup, bu santralin olmaması için elimizden geleni yapmıştık.Bütün ısrar ve ikili görüşmelerimiz sonucunda Bakanlık 3. nükleer santral çalışmalarını durdurdu. Bütçe sırasında sormuş olduğum soruya bakan açıkça çalışmaların durduğunu ifade etti. Bu zafer başta santrale karşı duran hemşehrilerimizindir” ISTIRANCA UYARISINA DA KULAK VERİNDibek, Istranca bölgesiyle ilgili olarak çok sayıda taş ocağı ve maden ruhsatı talebi geldiğini de hatırlattı. Bakan Yıldız'a “Istrancalar'da ocak ruhsatı vermeye neden devam ediyorsunuz" sorusunu yönelttiğini ve bu soru üzerine Bakan'ın "bu alanlar için kısıtlama kararı çıkartın" yanıtı verdiğini belirten Dibek "şimdi bu kısıtlama kararının çıkması için çalışmalara başlayacağız" diye konuştu.Burcu Oral Evren | KARSİGAZETE.COM26.12.2014
- http://karsigazete.com/gundem/igneada-rahatladi-cabalar-sonuc-verdi-3-nukleerden-vazgecildi-h20097.html26.12.2014
- İğneada’daki tek kamp alanı, herkese açık Kuzey Ormanları Savunması’na kapalı...Kuzey Ormanları Savunması İğneada’da bulunan longoz ormanlarının yağmalanmasına dikkat çekmek üzere düzenleyeceği kampa, bir kaç gün kala Orman Bölge Müdürlüğü kamp alanını tahsis etmekten vazgeçtikoskampKuzey Ormanları Savunması, dünayada nadir bulunan İğneada longozlarını ve Istranca Ormanları’nı savunmak için 5-6 Temmuz’da düzenleyeceği kampa başlangıçta yer tahsis eden Orman Bölge Müdürlüğü kampa bir kaç gün kala vazgeçti.İğneada’daki tek kamp yeri olan Orman Bölge Müdürlüğü’ne ait Mert Gölü kıyısındaki kamp alanı, her yıl çeşitli ulusal ve Uluslar arası etkinliklere ev sahipliği yapmasına rağmen, hiçbir gerekçe gösterilmeden Kuzey Ormanları Savunması’na kapatıldı. Orman Bölge Müdürlüğü aracılığıyla iktidar kurumlarının kampı engelleme girişimlerine karşı ne yapacaklarını kısa bir süre içinde duyuracağını ilan eden Kuzey Ormanları Savunması yayımladığı açıklamada “Kuzey Ormanları’nı bir avuç rantçıya, yağmacıya, doğa ve yaşam düşmanına bırakmayacağız!” dedi.Açıklamanın tam metni: Doğanın koruyucu iradesi Kuzey Ormanları Savunması’nın yaşam ve çevre savunusu, bir kez daha iktidarın doğa düşmanı, yaşam karşıtı ve özgürlük baltalayıcı tutumlarıyla engellenmek istenmektedir. İğneada’daki tek kamp yeri olan Orman Bölge Müdürlüğü’ne ait kamp alanı, ormanlarımızı sonuna kadar sermaye yağmasına, eğlencesine, villasına açan iktidar tarafından Kuzey Ormanları Savunucularına kapatılmıştır. Bizler, İğneada’nın dünyada nadir bulunan eşsiz longozlarını ve Kuzey Ormanları’nın kadim parçası Istranca Ormanları’nı savunmak ve varlıklarını kutlamak üzere, tüm yaşam savunucularını 5-6 Temmuz’da doğanın kuytusunda kamp yapmaya davet ettik. Fakat; doğa katli, rant düşkünlüğü ve yıkıcı kalkınma hırsıyla hareket eden iktidar, bir kez daha direniş ruhundan duyduğu korkuyu kamp etkinliğimizi son anda engelleme çabasıyla göstermiştir. Kampın yapılacağı alan Orman Bölge Müdürlüğü’ne ait Mert Gölü kenarında ve İğneada’da tek kamp yapılabilecek alandır. Her yıl çeşitli ulusal ve uluslararası etkinlikllerin gerçekleştirilebildiği kamp alanı, iktidar mercileri tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeden etkinliğe bir kaç gün kala, Kuzey Ormanları Savunması’na kapatılmıştır. Bu ve benzeri girişimlerin yaşamı savunma mücadelemizi durduramayacağı açıktır. Kuzey Ormanları Savunması bu engelleme girişimine karşı cevabını en kısa zamanda detaylı olarak duyuracaktır. Bir kez daha tekrarlıyoruz: Kuzey Ormanları’nı bir avuç rantçıya, yağmacıya, doğa ve yaşam düşmanına bırakmayacağız!http://www.sendika.org/2014/07/igneadadaki-tek-kamp-alani-herkese-acik-kuzey-ormanlari-savunmasina-kapali/02.07.2014
- 1 Temmuz 2014Kuzey Ormanları Savunması İğneada’da bulunan longoz ormanlarının yağmalanmasına dikkat çekmek üzere düzenleyeceği kampa, bir kaç gün kala Orman Bölge Müdürlüğü kamp alanını tahsis etmekten vazgeçtikoskampKuzey Ormanları Savunması, dünayada nadir bulunan İğneada longozlarını ve Istranca Ormanları’nı savunmak için 5-6 Temmuz’da düzenleyeceği kampa başlangıçta yer tahsis eden Orman Bölge Müdürlüğü kampa bir kaç gün kala vazgeçti.İğneada’daki tek kamp yeri olan Orman Bölge Müdürlüğü’ne ait Mert Gölü kıyısındaki kamp alanı, her yıl çeşitli ulusal ve Uluslar arası etkinliklere ev sahipliği yapmasına rağmen, hiçbir gerekçe gösterilmeden Kuzey Ormanları Savunması’na kapatıldı. Orman Bölge Müdürlüğü aracılığıyla iktidar kurumlarının kampı engelleme girişimlerine karşı ne yapacaklarını kısa bir süre içinde duyuracağını ilan eden Kuzey Ormanları Savunması yayımladığı açıklamada “Kuzey Ormanları’nı bir avuç rantçıya, yağmacıya, doğa ve yaşam düşmanına bırakmayacağız!” dedi.Açıklamanın tam metni: Doğanın koruyucu iradesi Kuzey Ormanları Savunması’nın yaşam ve çevre savunusu, bir kez daha iktidarın doğa düşmanı, yaşam karşıtı ve özgürlük baltalayıcı tutumlarıyla engellenmek istenmektedir. İğneada’daki tek kamp yeri olan Orman Bölge Müdürlüğü’ne ait kamp alanı, ormanlarımızı sonuna kadar sermaye yağmasına, eğlencesine, villasına açan iktidar tarafından Kuzey Ormanları Savunucularına kapatılmıştır. Bizler, İğneada’nın dünyada nadir bulunan eşsiz longozlarını ve Kuzey Ormanları’nın kadim parçası Istranca Ormanları’nı savunmak ve varlıklarını kutlamak üzere, tüm yaşam savunucularını 5-6 Temmuz’da doğanın kuytusunda kamp yapmaya davet ettik. Fakat; doğa katli, rant düşkünlüğü ve yıkıcı kalkınma hırsıyla hareket eden iktidar, bir kez daha direniş ruhundan duyduğu korkuyu kamp etkinliğimizi son anda engelleme çabasıyla göstermiştir. Kampın yapılacağı alan Orman Bölge Müdürlüğü’ne ait Mert Gölü kenarında ve İğneada’da tek kamp yapılabilecek alandır. Her yıl çeşitli ulusal ve uluslararası etkinlikllerin gerçekleştirilebildiği kamp alanı, iktidar mercileri tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeden etkinliğe bir kaç gün kala, Kuzey Ormanları Savunması’na kapatılmıştır. Bu ve benzeri girişimlerin yaşamı savunma mücadelemizi durduramayacağı açıktır. Kuzey Ormanları Savunması bu engelleme girişimine karşı cevabını en kısa zamanda detaylı olarak duyuracaktır. Bir kez daha tekrarlıyoruz: Kuzey Ormanları’nı bir avuç rantçıya, yağmacıya, doğa ve yaşam düşmanına bırakmayacağız!02.07.2014
- SESSİZ KATİLİNİZ OLMASIN...28.06.2014
- Bugün Dünya Çevre Günü.Doğal alanların sanayi, inşaat, enerji yatırımları nedeniyle tahrip edilmediği bir dünyanın özlemiyle...05.06.2014
- http://trakyahaberleri.com/haber-107046-dibek-agac-kesiyoruz-ama-yerine-yenisini-dikiyoruz-demek-cocugunuzu-olduruyoruz-ama-yerine-yeni-cocu.htmlCHP Kırklareli Milletvekili Av. Turgut Dibek 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla bir mesaj yayınladı. CHP'li Turgut Dibek mesajında çarpıcı açıklamalarda bulundu. "Unutmayalım, ağaç kesiyoruz ama yerine yenisini dikiyoruz demek, çocuğunuzu öldürüyoruz ama yerine yeni çocuk veriyoruz demekle aynıdır" diyen Dibek çevrenin önemine dikkat çekti. işte Turgut Dibek'in mesajı:"Çevremiz yok oluyor ve biz buna engel olmak yerine katliamlara seyirci kalıyoruz. Doğayı kendi malı gibi gören insanoğlu yanlışların en büyüğünü yapıyor.Çevre sorunları, doğal dengeyi bozan ve yaşamı ve insanlığı tehdit eden boyutlarıyla tehlikeli bir nitelik kazanmıştır. Çevre sorunlarının çözümü, kısa ve uzun süreli politikaların saptanmasını, uygulanmasını, sürekli kılınmasını ve tüm ülkelerin işbirliği içinde hareket etmelerini gerektirmektedir.Dünyanın karşı karşıya bulunduğu tehdidin büyüklüğü, tüm ülkelerin daha etkin savaşımını, içtenlikli çabalarını, yerküreye sahip çıkılması adına başlatılan uluslararası girişimlerin ve atılan adımların desteklenmesini zorunlu kılmaktadır.Geleceğin kurtarılması için atılacak en önemli adımlardan biri toplumda çevre bilincinin oluşturulmasıdır. Çevreyi koruma bilincinin oluşturulması ve toplum geneline yaygınlaştırılması, kuşkusuz, eğitimle olanaklıdır. Eğitim sistemimizde bu öncelikleri gözetmeli, çocuklarımıza erken yaşlarda doğa sevgisi ve çevre bilinci aşılayabilmeliyiz.Sağlıklı, yaşanabilir temiz bir çevre, kuşkusuz ekonomik verilerle birlikte toplumsal refahın en önemli göstergesidir. Çevre değerlerini dikkate almayan kalkınma politikaları uzun süreçte toplumların refah düzeyini düşürmektedir.Doğa harikası Istrancalarımızı yok etmeye çalışanlara engel olmalıyız. Ergenemizin temizlenmesi için var gücümüzle çalışmalıyız.Gezi parkındaki ağaçlar tüm ülkemiz doğasına iktidarın yaklaşımını göstermektedir. Bu nedenle bu kadar önemlidir.Unutmayalım, ağaç kesiyoruz ama yerine yenisini dikiyoruz demek, çocuğunuzu öldürüyoruz ama yerine yeni çocuk veriyoruz demekle aynıdır.Bu duygu ve düşüncelerle Dünya Çevre Günü'nü kutluyor, bütün Kırklarelili hemşerilerime sevgi ve saygılarımı sunuyorum."05.06.2014
- http://webtv.radikal.com.tr/turkiye/7888/longoza-komurlu-santral-kabusu.aspx03.06.2014
- http://www.radikal.com.tr/turkiye/termik_santralda_doga_degil_sosyal_baski_korkusu-1195221İğneada’ya yapılması planlanan termik santralla ilgili Orman Bölge Müdürlüğü’nden ilginç bir tespit geldi. Müdürlük, İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı’na 4600 metre uzaklıkta yapılacak santralın ‘ sosyal baskı’ yaratacağını belirtti. Kurum, santralla ilgili ÇED süreci için olumsuz görüş verilmediğini ancak proje sahasının doğal ormanlarla çevrili olduğunu, bu nedenle sosyal baskı oluşacağını belirtip bunun da dikkate alınmasını istedi.Dünya genelindeki önemli bir yere sahip olan İğneada Longoz (subasar) Ormanları’nı tehdit eden termik santralı dün Radikal manşetinden duyurmuştu. Bölge sakinlerini huzursuz eden ve yapılması durumunda İğneada’daki doğal varlıkları olumsuz etkilemesi öngörülen termik santralla ilgili henüz idari anlamda alınmış bir karar yok. Bu nedenle İğneadalılar proje hakkında dava açamıyor. Bilgi edinmek istedilerFakat İğneadalılar yeri belli olan termik santrala karşı bir çatı altında toplandı. Kurulan İğneada Demirköy Çevre Platformu, çeşitli kurumlara proje hakkında bilgi edinme başvurularında bulundu. Bu başvurulardan Kırklareli Orman Bölge Müdürlüğü’ne bağlı Demirköy Orman İşletmesi Müdürlüğü, platforma bir yazı gönderdi.28 Nisan tarihli belgede bölgeye yapılması planlanan yatırımlar anlatıldı. Kırkareli Demirköy’e bağlı Beğendik Köyü’ndeki ormanlık alanda EMBA Elektrik Üretim A.Ş. tarafından entegre termik santral ve liman kurulmasının planlandığı ifade edildi. Proje için henüz izin başvurunda bulunulmadığından termik santralla ilgili bir işlem yapılmadığı da açıklandı.ÇED aşamasında olan termik santral projesiyle ilgili kurumdan görüş sorulduğu anlaşılan belgede şu ifadeler kullanıldı:“Kurumumuz tarafından düzenlenen ÇED İnceleme ve Değerlendirme Formu’nda yapılması planlanan projenin kısıtlı veya statülü alanlarda kalmadığı tespit edildiği, bu nedenlerle ÇED Olumlu Belgesi verilmesinde sakınca bulunmadığı, ancak yapılması planlanan doğal koruma alanlarında olan ve milli park ilan edilen longoz ormanlarına 4600 metre mesafede olup, proje sahasının dört bir tarafının doğal ormanlarla çevrili olması nedeniyle sosyal baskı olabileceğinin göz önüne alınması gerektiği belirtilmiştir.”Nedir bu İğneada’nın çektiğiİğneada’da termik santral tartışması iki yıl önce başladı. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’ndan lisans alındı. Ancak ÇED süreci devam eden santralla ilgili henüz kazma vurulmadı.İğneadalıların mücadele ettiği tek çevre sorunu termik santral değil. 5-6 yıl önce yaşanan kuraklık ve özellikle İstanbul ’daki barajdaki doluluk oranının düşmesi nedeniyle İğneada’dan İstanbul’a su taşıma gündeme gelmişti. Bu proje şu anda İSKİ’nin rafında duruyor.İğneadayı ilgilendiren en eski çevre sorunu ise nükleer santral projesi. Yapımı planlanan 3. nükleer santralın adresi de yine Karadeniz sahilinin doğu ucunda bulunan İğneada. Bünyesinde barındırdığı endemik bitkiler, flora ve faunasıyla çok önemli bir konumda bulunan İğneada’da şu sıralar yol genişletme çalışmaları da yapılıyor.03.06.2014
- 03.06.2014
SOSYAL BASKI : İğneada’ya yapılması planlanan termik santralla ilgili Orman Bölge Müdürlüğü’nden ilginç bir tespit geldi. Müdürlük, İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı’na 4600 metre uzaklıkta yapılacak santralın ‘ sosyal baskı’ yaratacağını belirtti. Kurum, santralla ilgili ÇED süreci için olumsuz görüş verilmediğini ancak proje sahasının doğal ormanlarla çevrili olduğunu, bu nedenle sosyal baskı oluşacağını belirtip bunun da dikkate alınmasını istedi.
Haber :http://www.radikal.com.tr/turkiye/termik_santralda_doga_degil_sosyal_baski_korkusu-1195221
SOSYAL BASKI'ya devam etmek için kampanyayı imzala ve paylaş!
- http://www.radikal.com.tr/cevre/longoza_komurlu_santral_kabusu-119503802.06.2014
- http://www.radikal.com.tr/cevre/longoza_komurlu_santral_kabusu-1195038İğneada yalnız Türkiye 'de değil Avrupa 'da da çok önemli bir yere sahip. Milli park statüsüne sahip longoz (subasar) ormanları koruma altında. Yılın 8-10 ayı sular altında kalan bu ormanların birkaç kilometre yanına termik santral yapılmak isteniyor. İğneadalılar'ı 2 yıldır huzursuz eden kümür santralına karşı yoğun bir mücadele veriliyor. İğneada'nın ismi, Türkiye'ye yapılması planlanan nükler santral projesiyle de anılıyor. İğneadalılar artık mücadelesine İğneada Demirköy Çevre Platformu olarak sürdürüyor. Platform üyelerine göre, termik santralın yapacağı çevresel yıkım nükleer santralın etkileniden daha fazla olacak. İğneada Türkiye'nin gözde turizm beldelerinden biri olmak yerine zehir solunan bir yere dönüşecek. Longoz ormanları yaz başında kuraklığın da etkisiyle suların en düşük olduğu dönemi yaşıyor. Ormanın içinde rahatlıkla dolaşılabiliyor. Bakım dahil hiç bir işlemin yapılmadığı bu eşsiz ormanlarda yaptığım gezi sırasında birbiriden farklı göçmen kuşları, kara ve su yılanlarını, endemik bitkileri gördüm. Karadeniz'e kesintisiz 35 kilometrelik en uzun sahiline sahip olan İğneada'da turizm ve balıkçılık da yapılıyor. Gelincik tarlasına termik santral İğneadalılar ve çevreciler İğneadaya yapılmak istenen termik santrala karşı mücadele veriyor. Termik santralın yapılmak istendiği yer Bulgaristan ile Türkiye'nin sadece bir dere (Rezve Deresi) ile ayrıldığı Beğendik Köyü. Şu deniz kıyısındaki kumlarında dahi gelincikten tarlalarının oluştuğu köyde, limanın 500 metre uzağındaki denize sıfır boş bir araziye yapılmak istenen termik santral için, ithal kömürü getirecek gemiler için ayrı bir limanın daha yapılması planlanıyor. İğneada'da geçmiş iki dönem belediye başkanlığı yapan Tahir Işık, termik santrala karşı bu mücadeleyi başlatan isimlerden biri. Avrupa'nın en büyük longozu İğneada'nın adının termik santralla birlikte anılmasından büyük bir rahatsızlık duyduğunu söyleyen Işık şunları söyledi: “Burayı dünyaya tanıtmamız gerekiyor. Halbuki Türkiye'ye tanıtamıyoruz. Longoz ormanları Avrupa'daki longozların en büyüğü. Burası yılın 8-10 ayı sular altında kalır. Ormana giremezsiniz. Bu ormanlar koruma altında. Yakmak için dahi odun alınmaz. Bu kadar önemli bir alan termik santral yapılarak yok edilmek isteniyor.” Nükleer santral söylentilerinin 20 yıldır devam ettiğini belirten Işık, şöyle devam etti: “Nükleerin adı var ama şimdilik kendisi yok. Termik bizim daha büyük sorun. Yeri belirlendi. 2 yıldır mücadele ediyoruz. İğneada'da kömür solumak istemiyoruz. Sonuna kadar da mücadele devam edecek. Buranın adı ekoturizmle anılmalı, termikle değil. Longoz ormanlarını ancak bu şekilde koruyabiliriz.”Bir turizm işletmecisi ve aynı zamanda İğneada Demirköy Çevre Platformu'ndan Emre Sağışman da İğneada gibi bir yerin Avrupa'da ola el üstünde tutulacağını belirtti: “Burası milli park ama. Doğru düzgün yapılan bir yatırım yok. Burası çok önemli bir kuş göç yolu var. Dünyanını her yerinde buraya gelip insanlar kuş gözlüyor, fotoğraf çekiyor. Burası termik santralle değil, doğal güzellikleri ile bilinmeli. İnsanlar buraya longozu görmeye geliyor. Platforma destek veren Çevre Hukuk Derneği'nden avukat Mukadder Usanmaz, bölgenin 'turizm bölgesi' olması için dosya hazırlandığı söyledi. Uslanmaz, şu anda idari anlamda termik santral konusunda işlem yapılamadığı için dava da açamadıklarını, sadece bilgi edinme başvuruları yaptıklarını ancak EPDK'daki proje dosyalarına göre termik santalın yerinin Beğendik Köyü olduğunu belirtti. Karşıda festival bizde endişe var İğneada'nın bulunduğu Istıranca Dağları'nın dünyada sayılı doğa alanlarından biri olduğunu belirten bölge sakini Göksal Çidem, subasar ormanlarının Amazon'dan sonraki çok önemli doğal varlık olduğunu anlattı. Çidem sık sık Beğendik'in komşusu Bulgaristan tarafındaki Rezova Köyü'ne de gidiyor. Rezova'daki Strandja Doğal Parkı'nı defalarca gezdiğini anlatan Çidem, “Girişteki talebalada kelebek tutmak, çiçek koparmak, ağaç kesmek, çadır kurmak, avlanmak, çöp atmak yasak' diye yazar. Kasabada 4 müze var. Biri de çocuklara yönelik doğa müzesi. Bir de güneş paneli tarlası var. Her yıl Bulgaristan tarafında ayrı bir köyde festival yapılıyor. Derenin bir tarafında festival var, diğer tarafında endişe. Kilometrelerce sahilimiz var ancak bir lavabomuz yok. İl sınırında 78 maden ocağı var. Şimdi çimento fabrikası açmak istiyorlar. Bir de altın madeni açmak istiyorlar. Tüm bunlar yetmezmiş gibi termik santral derdimiz var. Burayı güzellikleriyle yaşatmalıyız.”02.06.2014
- https://www.facebook.com/photo.php?v=57430006265130830.04.2014
- YORUMSUZ.....30.04.2014
- ne Termik, ne de Nükleer Santral istemiyoruz...30.04.2014
- Nükleer Santral'in zararları saymakla bitmez...30.04.2014
- Şimdi seçimini yap...!22.02.2014
- Cumhuriyet Halk Partisi Kırklareli Milletvekili ve Adalet Komisyonu Üyesi Av. Turgut Dibek Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından yazılı olarak yanıtlanması istemi ile ilgili olarak bir soru önergesi verdi.Milletvekili Dibek Meclis Başkanlığına verdiği ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını istediği soru önergesinde Başbakana şu soruları yöneltti. Seçim Bölgem Kırklareli’ne bağlı Demirköy İlçesi’nin İğneada Beldesi’nde yer alan Longoz (Su basar) Ormanları’nın UNESCO Dünya Kültür Mirası’na alınması için Milli Park ilan edildiği 2007’de başlatılan süreç askıya alınmıştır. Dünyanın ikinci, Avrupa’nın en büyük su basar ormanı olan, doğa harikası Longoz ve çevresinin, ‘UNESCO Dünya Kültür Mirası’ listesine alınması için Kırklareli İl Genel Meclisi gerekli girişimleri yapmasına rağmen süreçte bir ilerleme olmamıştır. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Kırklareli İl Genel Meclisinin longoz ormanları ile ilgili UNESCO Dünya Kültür Mirası taleplerini Kültür ve Turizm Bakanlığı'na iletmiş ancak, bu konuda bir gelişme olmamıştır. Longoz Ormanları ile ilgili olarak bir araya gelmesi gereken Kültür ve Turizm, Çevre ve Şehircilik ile Orman Su İşleri Bakanlığı'nın bir türlü toplanamamıştır.Buna göre,1-Longoz Ormanlarının UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınması ile ilgili çalışmalar ne aşamadadır? Bu konuda bugüne kadar hangi bakanlık, hangi girişimlerde bulunmuştur?2-3 Bakanlığın bu kadar önemli bir konuda bir araya gelememesinin sebebi nedir?3-Proje neden askıya alınmıştır?4-Proje ile ilgili olarak bir çaba harcanmamasının sebebi üçüncü nükleer santrali için olası yerlerden birinin İğneada olması mıdır?05.02.2014
- http://www.kesanpostasi.com/dibeklongoz-ormanlari-icin-soru-onergesi-verdi.htmlCHP Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek, Longoz Ormanlarının UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesine alınması için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından cevaplandırılması istemi ile bir soru önergesi verdi.Soru Önergesi şöyle;TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NAturgutdibek1 Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını saygılarımla dilerim. Seçim Bölgem Kırklareli’ne bağlı Demirköy İlçesi’nin İğneada Beldesi’nde yer alan Longoz (Subasar) Ormanları’nın UNESCO Dünya Kültür Mirası’na alınması için Milli Park ilan edildiği 2007’de başlatılan süreç askıya alınmıştır. Dünyanın ikinci, Avrupa’nın en büyük su basar ormanı olan, doğa harikası Longoz ve çevresinin, ‘UNESCO Dünya Kültür Mirası’ listesine alınması için Kırklareli İl Genel Meclisi gerekli girişimleri yapmasına rağmen süreçte bir ilerleme olmamıştır. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Kırklareli İl Genel Meclisinin longoz ormanları ile ilgili UNESCO Dünya Kültür Mirası taleplerini Kültür ve Turizm Bakanlığı’na iletmiş ancak, bu konuda bir gelişme olmamıştır.Longoz Ormanları ile ilgili olarak bir araya gelmesi gereken Kültür ve Turizm, Çevre ve Şehircilik ile Orman Su İşleri Bakanlığı’nın bir türlü toplanamamıştır.Buna göre,1- Longoz Ormanlarının UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınması ile ilgili çalışmalar ne aşamadadır? Bu konuda bugüne kadar hangi bakanlık, hangi girişimlerde bulunmuştur?2- 3 Bakanlığın bu kadar önemli bir konuda bir araya gelememesinin sebebi nedir?3- Proje neden askıya alınmıştır?4- Proje ile ilgili olarak bir çaba harcanmamasının sebebi üçüncü nükleer santrali için olası yerlerden birinin İğneada olması mıdır?02.02.2014
- Dostlar, lütfen bu örneğe iyi bakın ve sadece bir dakikanızı ayırıp açıklamayı okuyup çevrenizle paylaşın...İngiltere'nin Kent körfezindeki North Foreland'dan 20 km uzakta, açık denizde bulunan "London Array" AÇIKDENİZ RÜZGAR ENERJİ Santrali'nin ilk fazı 630 MGW gibi devasa bir enerji üretmek üzere olarak yapılmış ve daha sonraki fazlarda bu üretim kapasitesi 1 GW'a çıkarılmıştır.İngiltere Başbakanı David Cameron tarafından 4 Temmuz 2013'de resmi olarak açılmıştır.Şimdi basit bir hesap yapacağız;Hammaddesi RÜZGAR olan bu 1 GW Enerji kapasiteli santralin başlangıç maliyeti 1.8 MİLYAR GBP yani 2.98 MİLYAR DOLAR olarak duyurulmuş.Peki bizim SİNOP'ta yapılması planlanan 4.8 GW Enerji kapasiteli NÜKLEER Santralin başlangıç maliyeti ne? 22 MİLYAR DOLAR!Kaba matematiğe devam ediyoruz 4.8 GW enerji üretebilecek böyle bir RÜZGAR Santralinin maliyeti ne oluyor bu durumda?2.98 x 4.8 = 14.304 MİLYAR DOLAR hadi 15 MİLYAR DOLAR olsun.Şimdi çıkan rakkamları sözel olarak karşılaştıralım;Siz hammaddesi RÜZGAR olan ve dışa bağımlılığı hiç olmayan ve istihdam ettiği insan sayısı 5000 kişi civarında olacak böyle bir RÜZGAR SANTRALİ yerine, hammeddesi NÜKLEER YAKIT ÇUBUĞU olan ve HAMMEDDEYİ DE İTHAL EDECEĞİNİZ ve istihdam edeceği insan sayısı maksimum 700 kişi olan NÜKLEER SANTRAL yapıyorsunuz ve fark olarak 7 MİLYAR DOLAR ödüyorsunuz!Bıkmadan sormaya devam ediyoruz;Bizim cennet ülkemizde RÜZGAR yok mu?Madem ülkemizde "Enerji Açığı" var neden hammeddesi RÜZGAR olan böyle bir şey yapılmıyor ve illa NÜKLEER diye diretiliyor?GÜNEŞ ve RÜZGAR Bize Yeter01.02.2014
- Tüm dünya da Nükleer Santraller kaldırılmaya çalışılırken Türkiye'nin Nükleer Santralle topraklarımızı, insanımızı , doğamızı kirletmesine izin vermeyin...01.02.2014
- Kırklareli'deki, Türkiye'nin ve Avrupa'nın kayın ve meşe ağırlıklı ağaçlardan oluşan en büyük Longoz Ormanları, sonbaharın eşsiz renkleriyle güzellikler sunuyor.30.01.2014
- İĞNEADA İÇİN TEHLİKE GEÇMİŞ DEĞİL...30.01.2014
- İĞNEADA'YA NÜKLEER SANTRAL HALA SEÇENEKLER İÇİNDE ...30.01.2014
- NÜKLEER SANTRALİN İPTALİ İÇİN İĞNEADA HALKININ YANINDA SONUNA KADAR MÜCADELEMİZ SÜRECEK...30.01.2014
- http://www.petroturk.com/HaberGoster.aspx?id=1023029.01.2014
- 28.12.2013
- 28.12.2013
- 28.12.2013
- 28.12.2013
- iğneadaya Nükleer santral yapmak için yollardaki tüm ağaçlar kesildi.28.12.2013
- iğneadaya Nükleer santral yapmak için yollardaki tüm ağaçlar kesildi.28.12.2013
- nükleer santral ve termik santrale H A Y I R ! ! !28.12.2013
- iğneadaya Nükleer santral yapmak için yollardaki tüm ağaçlar kesildi.28.12.2013
- ÜLKEMİZİN EN İYİ DOĞAL REZEVLERİNDEN ISTRANCA ORMANLARI BİR KAÇ KİŞİ DAHA ÇOK PARA KAZANACAK DİYE H28.12.2013
- Nefes almak çok zorlaşacak...28.12.2013
- Santraller doğayı nasıl etkiler.28.12.2013
- Trakya halkı ayakta...Santralleri istemiyor...!28.12.2013
- Doğa böyle yok olacak...!!!28.12.2013
- Doğanın mahvedilmesine göz mü yumalım...!!!28.12.2013
- Çocuklarımıza NEFES alacak bir doğa bırakalım...!!!28.12.2013
- Hiçbir şey insan yaşamından daha önemli değil...!!!28.12.2013
- İyi düşünün, bunun geriye DÖNÜŞÜ YOK...!!!28.12.2013
- Harika doğası ile Longoz ormanları28.12.2013
- İğneadaya Nükleer ve Termik Santrale HAYIR demek için toplanıyoruz...!!!28.12.2013
- 28.12.2013
3. nükleer santral için ilk tercih İğneada
01.12.2012Türkiye, artan enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla 2023 yılına kadar 3 nükleer santral inşa edecek.Ruslar Mersin Akkuyu’da ilk santral çalışmalarına başladı, ikinci santral için Sinop’ta hazırlıklar devam ediyor. Zaman’ın, Enerji Bakanlığı ve Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) kaynaklarından aldığı bilgiye göre üçüncü santral için Kırklareli-İğneada bölgesi öne çıkarken alternatif olarak Düzce-Akçakoca üzerinde duruluyor. Elektrik iletim, dağıtım, ulaşım gibi avantajlar sebebiyle İğneada’nın ilk tercih olabileceği dile getiriliyor.
Türkiye’de nükleer santral kurmak için Ankara-Nallıhan, Beyşehir-Seydişehir, Akçakoca-Ereğli, Kırklareli-İğneada, Kırıkkale- Nevşehir ve Sinop bölgeleri belirlendi. Mersin-Akkuyu’nun jeolojik, depremsellik gibi altyapı çalışmaları tamamlanırken Sinop için santrali kuracak ülke (şirket) görüşmeleri sürüyor. Üçüncü santral için de yer belirleme çalışmaları yapılıyor.
Enerji Yönetimi kaynaklarından alınan bilgiye göre üçüncü nükleer santral için kurumlar arası yazışmalar sürüyor. Yazışmalarda üçüncü nükleer santralin kurulacağı yer olarak İğneada ve Akçakoca öne çıkıyor. Aynı kaynaklar, santralin kurulacağı bölgedeki elektrik iletim, dağıtım, ulaşım gibi avantajlar nedeniyle İğneada’nın daha öne çıktığı bilgisini verdi. Fakat, daha önceden belirlenen Tekirdağ (Trakya), Düzce, Ankara gibi illerdeki uygun bölgeler de gündeme gelebilir.
Enerji Yönetimi, bir taraftan Mersin Akkuyu Nükleer Santrali çalışmalarını hızlandırırken diğer yandan ikinci santralin teknolojisiyle üçüncü santralin yeri konusunu çalışıyor. Enerji Yönetimi kaynakları konuyla ilgili yazışma ve görüşmelerde Sinop’ta kurulacak santralin teknolojisinin tartışma konusu olduğu bilgisini verdi. Buna göre, Enerji Bakanlığı ve TAEK görüşmelerinde öne çıkan görüşlerden birisi ikinci santral teknolojisinin Rusların dışında yeni bir teknoloji olması. Nedeni, doğalgazdan sonra nükleerde de Ruslara bağımlı hale gelinmemesi. İkinci santral teknolojisiyle ilgili öne çıkan bir diğer görüş ise “Rus teknolojisi olsun. Akkuyu’da tecrübeli olacaklar. Süreç daha hızlı işler.” oldu. Aynı kaynaklar ikinci santral teknolojisi ve üçüncü santralin yeri konusunun kısa süre içerisinde netleşeceği bilgisini verdi.
İğneada’da kurulması planlanan üçüncü nükleer santral, Bulgarların da gündeminde. Önceki gün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile bir araya gelen Bulgaristan Cumhurbaşkanı Rosen Plevneliev, konuyu yakından takip ettiklerini söyledi. Bulgar Cumhurbaşkanı Plevneliev ikili görüşmelerde İğneada’ya yakın bir yerde nükleer veya termik santral kurma konusunun da gündeme geldiğini söyledi. Bulgar Cumhurhurbaşkanı, konuyla ilgili ayrıntılı bilgi beklediklerini ve çözüm aradıklarını söyledi.
------------ÇOK ÖNEMLİ !!!!-------
23.11.2012Sevgli arkadaşlar; mail adresinizi onaylamanız gerekir , onaylanmayan imzalalar geçerli olmayacaktır.
İĞNEADAYA TERMİK SANTRAL DURDURULDU
22.11.2012http://www.trakyahaberleri.com/haber-11273-igneadaya-termik-santral-durduruldu.html
SEVGİLİ ARKADAŞLAR YALNIZCA TERMİK SANTRAL DURDURULDU, HALA NÜKLEER SANRAL TEHDİTİ SÜRÜYOR.MÜCADELEMİZ KAZANANA KADAR SÜRECEK..İMZALARIMIZLA DESTEKLERİMİZİ DEVAM ETTİRELİM.
GÜVEN İSLAMOĞLUNUN CNN PROĞRAMINDAN
16.11.2012http://www.youtube.com/watch?v=R0ottNb4CVw
-----ÖNEMLİ------
13.11.2012Arkadaşlar çoğunuz mail adresine gelen onay mesajını onaylamıyorsunuz.
Gereksizler kutusuna geliyor onay mesajı onu yapmadan oyunuz geçerli sayılmıyor!
Yenilenebilir gelecek
05.11.2012Yenilenebilir enerji, dünyanın kirli, tehlikeli ve pahalı nükleer reaktörleri için uygulanabilir bir seçenek.
11 Mart 2011'de Fukuşima'da yaşanan nükleer felaket, nükleer felaketlerin geçmişten günümüze gelen tehlikelerini yeniden gözler önüne serdi. Fukuşima'da yaşananlar dünyanın geri kalanı için son bir uyarı niteliğindeydi.
Neden yenilenebilir enerji?
Geçtiğimiz on yılda, kurulumu yeni yapılan yenilenebilir enerji kapasitesi, özellikle de rüzgâr ve güneş fotovoltaikleri yeni kurulan nükleer enerji tesislerinin kapasitesinden çok daha fazla. Aslında, nükleer enerji tesisleri serisinin toplam kapasitesi sürekli olarak düşüş gösteriyor. Örneğin, Avrupa Topluluğu'nda, kurulumu yapılan nükleer reaktör kapasitesinin 6000 megawatt'ı 2011 yılı içinde kullanımdan kalktı ve elektrik şebekesine yalnızca 311 MW'lık bir kapasite eklendi. Aynı dönemde şebekeye bağlanan rüzgâr ve güneş enerjisi kapasitesi ise 30.000 MW'nin üzerinde. Greenpeace'in Küresel Enerji [D]evrimi raporu, yenilenebilir enerjinin 2020'ye kadar küresel enerji talebinin %38'ini ve 2050'ye kadar %95'ini karşılayabileceğini gösteriyor.
Yenilenebilir enerjiler, son 25 yılda benzersiz bir yükseliş yaşadı. Rüzgâr enerjisi, kurulum masraflarının az olması, yakıt masrafı olmaması bir yıldan kısa olan yapım süresi sayesinde en ekonomik yeni enerji tesisi teknolojisi. (Bir nükleer tesisin kurulumu ise 10 yıldan fazla sürüyor.) Yenilenebilir enerjiler, nükleerin yerini almalarının yanında, fosil yakıt kullanımının azalmasını da sağlayarak, iklim değişikliği ile mücadeleye çok büyük bir katkıda bulunabilir. Yenilenebilir enerjilere yönelmek, elektrik ve ısıtma amaçlı fosil yakıt kullanımını 2050'ye dek %90 azalmasını sağlayabilir. Ulaşım amaçlı fosil yakıt kullanımı ise, yenilenebilirler sayesinde şu anki %98'lik orandan % 30'a çekilebilir.
Ülkeler, yenilenebilir enerji ile doğal ve yerel olarak üretilen enerji kaynakları yaratabilir ve enerji satın alım kaynaklarındaki masrafları azaltabilirler. Yenilenebilir enerjinin yakıt masrafı olmadığından, küresel anlamda yakıt masraflarında 2030 yılına kadar yılda 282 milyar dolar ve 2030'dan 2050'ye kadar yılda 964 milyar dolar tasarruf sağlanabilir.
Yenilenebilir enerjiler dünyada yükselişte
- İspanya, 9 Kasım 2009'da elektrik talebinin yarısından fazlasını rüzgâr enerjisiyle sağladı,
- İspanya'nın rüzgâr enerjisi, 2009 yılında üçüncü en büyük enerji üreticisi olarak kömürün yerini aldı,
- 2010 yılı boyunca, Çin'de her saat yaklaşık bir rüzgâr türbini inşa edildi
- Rüzgâr endüstrisi, 2011 yılında 41.000 MW'ın biraz üzerinde yeni temiz güvenilir rüzgâr enerjisi kurulumu yaparak, geçen senenin sonunda kurulumu yapılan kapasiteyi küresel olarak 238,000 MW'nin üstüne taşıdı. Bu rakam, yıllık küresel piyasa boyutunda %6'nın biraz üzerinde olan bir artışla, %21'lik bir artış anlamına geliyor.
- Bugün, dünya çapında yaklaşık 75 ülke ticari rüzgâr enerjisi kurulumuna sahip ve bunların 22 tanesi şimdiden 1 gigawatt (GW) seviyesini geçti
- İlk kez, 2010 yılında, tüm yeni rüzgâr enerjisinin yarısından fazlası, Avrupa ve Kuzey Amerika geleneksel pazarlarının dışındaki pazarlara eklendi,
- Yeni Zelanda, elektrik ihtiyacının %10'unu jeotermal enerjiden karşılıyor,
- Portekiz'in elektrik şebekesindeki yenilenebilir enerji oranı sadece beş yıl içinde %15'ten %45'e yükseldi.
Yenilenebilir enerjiler daha fazla istihdam yaratıyor
Yenilenebilir enerji kaynakları istihdam yaratma konusunda çok geniş bir potansiyele sahip.
Akkuyu'ya kurulacak 4,8 GWlık (net 4 GW diyelim) nükleer santralin yerine 4 GW güneş paneline teşvik verilse, nükleer santralin –tüm yan hizmetleriyle birlikte istihdam edeceği azami 2500 kişiye karşı 120 bin kişiye iş sağlanıyor! Yani arada 2500'e karşı 120.000 gibi bir fark var.
Diğer yenilenebilir enerji kaynaklarında da bu derece yüksek olmamakla birlikte, çok yüksek istihdam mümkün. Mevcut enerji sektörü çalışanların eğitimden geçip yenilenebilirlerde istihdam bulması nispeten kolay, ve kaybolacak her eski teknoloji iş için yenilenebilirlerin 7 yeni iş yarattığı hesaplanıyor.
Almanya'da son on yılda yenilenebilir enerji sahasında 340 bin yeni iş yaratıldı. Nükleerde ise sadece 30 bin kişi çalışıyor.
Hesaplara değil, dünyadaki somut uygulamalara bakılırsa, Almanya Çevre Bakanlığı'nın geçen ay yayınladığı raporda açıkladığı son rakamlara göre, tarifeli alım sisteminin uygulamaya girmesinin ardından, son 10 yıl içinde Almanya'da yenilenebilir enerji kaynakları sahasında 340 bin yeni iş yaratıldı. Bunların yaklaşık 65 bini fotovoltaik güneş enerjisi etrafında. Yenilenebilir enerji kaynakları sahasındaki istihdam, 2004-2009 arasında ikiye katlandı. Almanya'da kurulu güç olarak yenilenebilirlerin artık sadece yarısına tekabül eden nükleer sahasında ise topu topu 30 bin kişi çalışıyor.
Nükleer iklim değişikliğine çare mi?
Nükleer endüstrisi, sık sık nükleer enerjinin iklim değişikliğiyle mücadele için önemli olduğunu iddia eder. Ancak bu bilgi doğru değil. Greenpeace ve diğer kurumlar tarafından yapılan araştırmalar, nükleer tesis işletmeye devam edilmesinin, yenilenebilir enerjinin elektrik şebekesine entegre olmasının büyük ölçüde önüne geçtiğini gösteriyor. Nükleer aynı zamanda yatırımların da yenilenebilir enerjilerden uzak kalmasına neden oluyor. Oysa iklim değişikliğinin önüne geçmek istiyorsak, yatırımların bir an önce yenilenebilir enerjilere yönelmesi gerekiyor. Yenilenebilir enerjilerin, yukarıda açıklanan, fosil yakıt kullanımını azaltma potansiyeli nedeniyle, iklim değişikliğiyle mücadelede büyük önemi var.
Nükleerin iklim değişikliği ile mücadelede etkili olabileceği ise tamamen bir mit. Dünyada var olan nükleer reaktörlerin sayısı dörde katlansa bile (ki bu ihtimal dahilinde bir rakam değil) karbon salımlarında en fazla %6 oranında ve 2020'den sonraki bir tarihte bir azalma meydana gelebilir. Ancak uzmanlar, 2020'nin artık bir şeyler yapmak için çok geç olacağını söylüyor.
Nükleer hantal bir teknoloji olmaya devam ediyor.
İkinci olarak, elektrik şebekesindeki değişken taleplere saniyeler içinde yanıt veren modern gaz tribünlerinin aksine, nükleer enerji istasyonları, değişen taleplere yanıt veremezler; bunun yerine talep, nükleer enerjinin işletim modunu takip etmek zorundadır. Bu da, enerjinin etkin ve verimli kullanımının önüne geçer. Kışın ısınma ihtiyacı olan bütün ülkelerde, nükleer enerjinin kullanımı verimsiz ısıtma sistemlerinin kullanımına neden olur. Örneğin, enerjisinin %80'ini nükleerden sağlayan Fransa'nın Şubat 2012'de soğuk bir günde toplam 101 GW'lik bir enerji talebi olurken, Fransa'dan 15 milyon daha fazla nüfusu olan Almanya'nın (enerjisinin %20'si nükleerden), aynı soğuk günde sadece 50 GW'ın biraz üstünde bir talebi olmuştur. (Bunesnetzagentur – Alman Şebeke Makamı – 9 Şubat 2012).
Nükleer reaktörlerin esnek olmaması, yenilenebilir enerjilerin kullanımını da olumsuz etkiliyor. Teknik ve güvenlik sebepleriyle nükleer tesislerin kolayca kapatılamaması yüzünden, nükleer tesislere elektrik önceliği vermek için rüzgar operatörlerine sık sık jeneratörlerini kapatmaları söyleniyor; bu hem ekonomik, hem de ekolojik bir hata. Sonuç olarak, nükleer enerji, elektrik şebekesindeki alana el koyarak ve rüzgâr operatörlerinin gelirlerini azaltarak yenilenebilir enerji teknolojilerinin gelişmesini engellemiş oluyor.
Yenilenebilir enerji tesisleri, nükleerden çok daha hızlı inşa edilebilir ve güvenlidir. Ayrıca, yenilenebilir enerjiler aynı masrafla, iklim değişikliğine sebep olan karbonun yerini, nükleerin yapabildiğinden kat kat fazla ve çok daha hızlı bir şekilde alabilir.
Şu anda, Japonya'nın reaktörlerinin %90'ından fazlası devre dışı. Kalanı da Mayıs 2012'den önce devre dışı bırakılabilir. 54 reaktörün sadece üçünün çalıştığını ve elektrik kaynağında çok önemli sorunlar yaşanmadığını göz önüne alırsak, Japonya nükleer enerjisiz ayakta kalacağını göstermiştir.
İğneada ve Longoz Ormanları haykırıyor!
03.11.2012Termik Santral’e Hayır!
Kırklareli’nin Demirköy İlçesine bağlı İğneada Beldesi, Beğendik Köyü sınırları içerisinde kurulması planlanan termik santral projesiyle ilgili açıklama yapan İğneada Belediye Başkanı Tahir Işık, orman arazisine yapılması planlanan ithal kömürle çalışacak termik santralin yapılmaması için sonuna kadar mücadele edeceklerini açıkladı.
XL Hayat - Editör
‘Gerek orman arazisine böyle biryatırımın yapılmaya çalışılması, gerek seçilen yerin hemen yanıbaşında İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı olması bakımından planlanan bu yatırımın geç olmadan durdurulmasını istiyoruz’ diyen Tahir Işık, kömür yakan termik santralin yapılması halinde santral ile elde edilecek elektriğin sağlayacağı maddi gelirden çok 2007 yılında Milli Park ilan edilen, Dünya Bankası’nın GEF2 fonundan ve Avrupa Birliği’nin çevre fonlarından milyonlarca dolar çevrenin korunması için yardım alan, Dünya’daki 3 Longoz Ormanından biri olan İğneada Longoz Ormanlarında doğal yaşamın büyük hasar göreceğini, altın kumları ile ünlü İğneada’ya her yaz gelen 400,000 turistin santralden deşarj edilen sudan etkileceğini, bu haliyle yapılması planlanan tüm işlemlerin hukuka aykırı olacağını belirtti.
İMZA HAKKINDA ÖNEMLİ:
02.11.2012
-Geçerli, güncel olarak kullandığınız e-posta adresini veriniz.
-Onay maili istenmeyen posta/spam mail kutusuna düşebilmektedir.
-Eğer posta kutunuz çok doluysa, e-posta ulaşmayabilir
-kampanya@imzakampanyam.com u kişi listenize eklerseniz onay postasının size ulaşması kolaylaşacaktır.
Bunları yaptığınız halde onay postanız halen size ulaşmıyorsa lütfen sayfa üzerinden mesaj gönderiniz...Lüleburgaz "görünüm gazetesi" haberi...
02.11.2012İğneada’ya bağlı Beğendik köyünde kurulması planlanan Trakya Entegre Termik Santrali’ne bölge halkının önceki gün gösterdiği tepki Bulgar medyasında geniş yer buldu.
Ülkenin en çok okunan gazetelerinden ‘Trud’ ‘Türkiye Rezve’nin karşı kıyısına nükleer santral inşaa edecek mi?’ başlıklı haberinde 3 bin kişinin Beğendik köyünde nükleer ve termik santrali protesto ettiğini duyurdu.
Bulgaristan’ın özel televizyon kanallarından TV7’de Beğendik’te köylülerle yapılan röportajları yayınlayarak, EMBA Elektrik Üretim A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan vekili Mete Bülgün ve beraberindekilerin köyden yuhalanarak çıkışını ekranlara getirdi.
Öte yandan Bulgaristan’ın Türkiye sınırına yakın bölgelerindeki yerel gazeteler de yaklaşık 3 bin kişinin Beğendik’te nükleer ve termik santrale karşı sokaklara döküldüklerini belirterek, ‘Komşumuz bir kez daha sivil toplumun ne demek olduğunu bize gösterdi’ dediler.
http://www.gorunumgazetesi.com.tr/haberler/bulgaristan-begendi-.html
İğneada, “Termiğe Hayır” dedi, Beğendik’teki ÇED toplantısı yapılamadı
01.11.2012
İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı’nın bitişiğinde orman arazisi’ne yapılması planlanan ithal kömürle çalışacak termik santral’in yapılmaması için mücadele veriliyorTrakya’nın Beğendik ilçesinde yapımı planlanan Termik Santral için düzenlenen ÇED toplantısında santrali yapacak firma yetkilisi,raporu hazırlayanlar ve devletin ilgili kurumları halka bilgi vermek amacı ile geldikleri toplantı salonunda halkın tepkisi ile karşılaştı’
İğneada,Beğendik,Limanköy,Sivriler,Avcılar,Demirköy,Vize,Babaeski, Yenice,Edirne,Kırklaeli,İstanbul halkı ve çeşitlisivil toplum kuruluşları ‘Termik Santral’ istemediklerini belireterek toplantının yapılmasını engellediler. ÇED sürecinin ilk toplantısının yapılamaması üzerine 2 Kasım’da Ankara’da ikinci bir toplantı gerçekleşecek. Bölge halkının, sivil toplum kuruluşlarının bu toplantıda da “Termik Santral” istemediklerini yetkiliere iletmesi bekleniyor.
Kırklareli’nin Demirköy İlçesine bağlı İğneada Beldesi, Beğendik Köyü sınırları içerisinde EMBA Elektrik Üretim A.Ş. tarafından kurulması planlanan ‘Trakya Entegre Termik Santral Projesi”nin Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) sürecinin başlatılması ile ilgili açıklama yapan İğneada Belediye Başkanı Tahir Işık, İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı’nın bitişiğinde Orman arazisi’ne yapılması planlanan ithal kömürle çalışacak termik santral’in yapılmaması için sonuna kadar mücadele edeceklerini açıkladı.
Orman arazisine ithal kömür yakan termik santral yapmayı teklif eden EMBA Elektrik Üretim A.Ş. şirketini turizm, tarım ve hayvancılık ile geçinen tüm İğneada ve çevre halkım adına kınıyorum. Gerek orman arazisine böyle bir yatırımın yapılmaya çalışılması, gerek seçilen yerin hemen yanıbaşında İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı olması bakımından planlanan bu yatırımın geç olmadan durdurulmasını istiyoruz.’ diyen Tahir Işık, kömür yakan termik santralin yapılması halinde santral ile elde edilecek elektriğin sağlayacağı maddi gelirden çok 2007 yılında Milli Park İlan edilen, Dünya Bankası’nın GEF2 fonundan ve Avrupa Birliği’nin çevre fonlarından milyonlarca dolar çevrenin korunması için yardım alan, Dünya’daki 3 Longoz Ormanından biri olan İğneada Longoz Ormanlarında doğal yaşamın büyük hasar göreceğini, altın kumları ile ünlü İğneada’ya her yaz gelen 400,000 turistin santral’den deşarj edilen sudan etkileceğini, bu haliyle yapılması planlanan tüm işlemlerin hukuka aykırı olacağını belirtti.
Öncelikle Çevre ve Şehircilik Bakanımıza sesleniyorum, santral yapılmak istenen yer orman’dır, 6.5 km uzaklığında ise İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı bulunmaktadır. Dünya Bankası’ndan ve Avrupa Birliğinden buranın korunması için yardım alınmıştır, tüm bilimsel araştırmalarda santralın baca gazının etrafını nasıl olumsuz etkilediğini, küllerin depolanmasının ne büyük felaketlere yol açtığı açıklanmaktadır. ÇED sürecini hemen durdurun.’ diyerek, kömür santrallerinin cıva kirliliğine sebep olduğunu, küçük partiküller ve radyasyon nedeniyle gerçekleşen hastalıkların kaynağı haline geldiğini, kömürün yanması sonucu açığa çıkan atığın zehir olduğunu belirtti.konuthaberleri.com
Tahir Işık, EPDK’nın 14.06.2012′da EMBA’nın elektrik üretim lisansı başvurusunu incelemeye aldığını, EPDK’nın ÇED süreci tamamlanmadan üretim lisansı vermesi halinde dava açacaklarını bildirdi. Tahir Işık önceliklerinin ÇED sürecinin iptal edilmesini sağlamak olacağını, ancak başarılı olamazlar ise, kendilerine açık olan tüm hukuki yolları takip edip, ithal kömürle üretim yapacak termik santrali orman arazisine, İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı’nın dibine yaptırmayacaklarını belirtti.
EMBA elektrik üretim A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı Sn. Eray Kapıcıoğlu’na sesleniyorum, Dünya Göz Hastanesi gibi başarılı ve nezih bir Hastane zincirinin sahibisiniz, yapınızda dürüstlük ve insan sevgisi var, merhametli bir iş adamısınız. Lütfen İğneadamızda orman arazisine, Longoz Ormanları’mızın yanı başına bu termik santrali kurmayın. Gelin size Milli Parkımızı gezdirelim, bu doğayı görmek için her yıl gelen binlerce turisti, bunlar için kurulan tesisleri, tarım, hayvancılık ile geçinen çiftliklerimizi tanıtayım, bu yatırımı buraya yapmayın’ dedi
Tahir Işık, Termik Santral yapılması planlanan Beğendik köyünün, Bulgar sınırınımızın yanıbaşında olduğunu, Bulgar tarafındaki tüm köylerin ve belediyelerin termik santral yüzünden ayaklandığını, her gün Bulgar basınından bilgi talep edildiğini, aynı ilgiyi ve duyarlılığı kendi basınımızdan beklediğini belirtti.
Tahir Işık, İğneada Belediye Başkanı
4 Nisan 1960 yılında İğneada’da doğdu. İlköğrenimini İğneada’da, orta öğrenimini Vize’de tamamladı. Öğrenim hayatını bitirdikten sonra İğneada’ya dönerek ticaret hayatına atıldı. Belediye Başkanı seçilene kadar da ticaretle uğraştı. Evli ve 2 çocuk babası olan Tahir IŞIK 2004 yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisinden Belediye Başkanı seçildi. Göreve geldiği günden beri kasabada yaşayan tüm halkına hiçbir ayrımcılık yapmadan belediye hizmetlerinden faydalanmalarını sağlamak kendi çıkarları değil halka hizmeti ön plana çıkarma tek amacı oldu. Bir taraftan göller ve ormanlarla çevrili diğer taraftan kilometrelerce uzunluktaki sahil şeridi ile kasabayı ülkemizin ender bulunan turizm beldesi haline getirmek halkının sosyal ve ekonomik durumunu iyileştirmek Modern belediyecilik anlayışı içinde kasabasını yaşanabilir bir çevre haline getirmek kendisine biçtiği vizyondur
Trakya Entegre Termik Santral Projesi
Proje konusu faaliyet; EMBA Elektrik Üretim A. Ş. tarafından Kırklareli İli, Demirköy İlçesi, İğneada Beldesi, Beğendik Köyü sınırları içerisinde 500.000 m2 Orman Arazisinde planlanan 1.232 MWm/1.200 MWe kurulu gücünde Entegre Termik Santralidir. Proje alanı Bulgaristan sınırına 3,2 km, İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı’na 6.5 km uzaklıktadır. Denizden temin edilecek Soğutma suyu tekrar denize deşarj edilecektir. Santralın işletilmesi sırasında yakma sonucunda oluşan uçucu ve yatak külü dışarıya verilememesi durumunda santral alanı içerisinde depolama alanında depolanacaktır. EMBA Elektrik Üretim A.Ş’nin ortakları Dünya Göz Hastanesi kurucusu Eray Kapıcıoğlu (%25) oğlu Vahit Kapıcıoğlu (%5) , Anap eski milletvekili ve Aytaç’ın kurucusu Mete Bülgün (%20), Haşim Kılıç’ın damadının ortağı Bülent Sungur %30 ve Adnan Demir %20 şeklindedir.
İğneada Longoz Milli Parkı:
Milli Park alanı, 03.11.2007 tarihli Bakanlık Olur’u ile 13.11.2007 tarihli ve 26699 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak, daha önce Tabiatı Koruma Alanı, Doğal Sit, Yaban Hayatı Koruma Sahası gibiçeşitli statülere sahip ve birbirinden ayrı parçalar halinde yer alan korunan alanların, daha geniş bir alanda milli park şemsiyesi altında birleştirilmesiyle ülkemizin 39. Milli Parkı olarak İlan edilmiştir. 3155 hektarlık Milli park alanı, Demirköy’e 25 km uzaklıktadır ve İğneada beldesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Yıldız (Istranca) Dağlarından Karadeniz sahillerine doğru akan derelerin taşıdığı alüvyonların birikmesi ve mevsimsel olarak sular altında kalması sonucunda milli parktaki longoz ormanları oluşmuştur. “LONGOZ” tipi ormanlığın dünyadaki 3 örneğinden biri İğneada ve Kıyıköy sahil şeridi ormanlıklarıdır.
Longoz (Su basar) tipi ormanlık alanı; kışları sularla kaplanan ormanlık alandır. Dünya da Amazon, Afrika Kongo Havzası veTürkiyemiz de de İğneada da bulunmaktadır. Ulusal ve Avrupa ölçeğinde korunabilmiş en önemli subasar ormanının yer aldığı İğneada bölgesi içerdiği farklı ekosistemleriyle yöredeki bir çok hayvan türü için kaliteli ve farklı yaşam alanları oluşturmaktadır. Zengin biyolojik çeşitliliği, birbiriyle doğrudan ilişkili ve farklı yaşam alanları ile İğneada Longozları, ülkemizin de içinde bulunduğu ılıman kuşakta eşsiz bir konuma sahiptir. Bölge; tatlı ve tuzlu su gölleri, kıyı kumulları, tatlı ve hafif tuzlu bataklıkları, subasar ormanları, yaprak döken meşe, kayın, gürgen,dişbudak, kızılağaç gibi karışık ağaç türlerinden oluşan orman tiplerinin hepsini barındırmaktadır.
(T24, Yeşil Gazete))
Kırklareli İğneada Halkı Termik Santral'e Karşı!
01.11.2012İĞNEADA TERMİK SANTRAL BİLGİLENDİRME TOPLANTISI
01.11.2012
İĞNEADA TERMİK SANTRAL BİLGİLENDİRME TOPLANTISI Bölgemize Nükleer ve Termik Santral kurulması konularının yerel ve ulusal basınımızda sıkça yer almasıyla başladığı bir dönemde, Belediyemizin daveti ile Beldemize gelen Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Sayın Prof.Dr. Tanay Sıdkı UYAR hocamız tarafından 21 Ekim Pazar günü Altıgen Çaybahçesinde " Enerjide Çözüm, Enerjinin Etkin Kullanımı ve %100 Yenilenebilir Enerji " konulu bir bilgilendirme toplantısı yapıldı. Sağanak yağmura rağmen, yapılan toplantıya Belediye Başkanımız Tahir IŞIK ve Sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin yanında halkımız yoğun ilgi gösterdi.

İĞNEADA----Longoz Bitkileri
01.11.2012Longoz Bitkileri
İğneada longoz ormanları, Yıldız (Istranca) Dağları'ndan Karadeniz'e doğru akan derelerin beslediği Erikli, Mert ve Saka göllerinin, önlerindeki kumul dolayısıyla ilkbaharda fazla gelen sularla şişerek geriye doğru taşması ve düz araziyi kaplaması sonucunda oluşmuştur. Kış ve ilkbahar aylarında tamamen sularla kaplı olan yaz ve sonbahar aylarında ise suyu çekilen bu ormanlar, oldukça boylu (8-15 metre) karışık orman ağaçlarından oluşan bir flora yapısına sahiptir. Dişbudak, kayın, saplı meşe, sapsız meşe, ova akçaağacı, çınar yapraklı akçaağaç, üvez, ıhlamur, kızılağaç, mürver, kızılcık, karaağaç ve gürgen gibi ağaçlardan oluşan bu karışık ormanlar, alüvyal topraklardaki mikro-organizma faaliyetinin yoğunluğu nedeniyle besince zengin bir yetişme ortamına sahiptirler. Bu ormanların mevcut durumlarını korumaları yüksek taban suyu seviyesine bağlıdır. Gerek Avrupa'da gerekse Türkiye'de nadir bulunan bu ormanların yaşam alanlarının korunması büyük önem arz etmektedir.
Su Bataklık Bitkileri
İğneada'da yer alan göller ve çevresindeki bataklıklar birçok su bitkisi türünün yaşam alanıdır. Göl içlerinde su derinliğinin 50 cm olduğu alanlarda yayılış gösteren ve kapalılığı yer yer %100'ü bulan bitki topluluğunun baskın türleri Schoenoplectus lacustris, Phragmites australis, Thypha domingensis ve T.angustifolia'dır. Bitki çeşitliliği daha zengin olan taban suyu yüksek yarı tuzlu bataklık alanlarda Bolboschoenus maritimus, Cladium mariscus, Juncus heldreichanus, Sparganium erectum, Atriplex patula, Chenopodium chenopodioides, Spergularia bocconii, Leucojum aestivum, Limonium gmelinii, Cirsium creticum, Polygon viridis gibi bitkiler yayılış gösterir. Hamam ve Pedina gölleri etrafındaki tatlısu bataklıkları ise Türkiye'de örneğine çok az rastlanan ve Avrupa-Sibirya tatlısu florasını içermesi açısından oldukça önemlidir. Bu bataklıklarda görünen tehdit altındaki göl kestanesi (Trapa natans) ile nilüfer (Nymphaea alba) toplulukları yüksek su kalitesinin göstergesi olarak kabul edilir. Dere kenarlarındaki doğal setler boyunca yayılış gösteren kumlu mera toplulukları arasında, Türkiye için yeni bir tür olan Logfia minima ve nadir görülen bazı Trifolium türlerine rastlanır.Kumul Bitkileri
Longoz ormanlarını çevreleyen göl ve bataklık alanlarıyla deniz arasında bir şerit oluşturan kıyı kumulları önemli bir bitki alanıdır. Uzunluğu 18 km'yi bulan bu sahil şeridi en fazla genişliğe, Mert Gölü'nün doğusundan Panayır İskelesi'ne kadar olan bölümde ulaşır. Bugüne kadar yapılan araştırmalara göre, İğneada kumullarında 46 bitki türü tespit edilmiştir. Bu bitkilerden Karadeniz salkımı (Silene sangaria), peygamber çiçeği (Centaurea kilaea) ve Crepis macropus Avrupa'da yalnızca Trakya'nın Karadeniz sahillerinde görülen endemik bitkilerdir. Alanda yayılış gösteren kum incisi (Aurinia uechtritziana), peygamber çiçeği (Centaurea arenaria), akyumak (Crambe maritima) ve kum zambağı (Pancrtimum maritumum) ise Bern Sözleşmesi'ne göre koruma altına alınan nadir bitkilerdir. Kıyı kumullarının gerisinde, kıyı kumulu-bataklık geçiş zonunda ise alıç (Crataegus monogyna), adi kızılcık (Cornus sanguinea), dağ karaağacı (Ulmus glabra), akçakesme (Phillyrea latifolia), saplı meşe (Quercus robur), karaçalı (Paliurus spina-christii), kuşkonmaz (Asparagus acutifolius) gibi bitkiler yayılış gösterir ve denizden karaya doğru esen rüzgarın kumu içeri taşımasına izin vermeyen bir set oluştururlar.Soğanlı Bitkiler
Alanda çok fazla sayıda bulunan soğanlı bitkiler, ilkbahar ve son bahar olmak üzere iki farklı mevsimde çiçek açarlar. Bu bitkiler arasında alandan en çok rastlanan siklamen ve iki yapraklı ada soğanıdır. Mavi bataklık süseni ve kardelen daha çok orman içi açıklıklarda bulunurken, orkide türleri ve ters lale ise orman altında sıkça görünür. Longoz ormanlarında suyun bol olduğu kesimlerde ise göl soğanlarını öbekler halinde görebilmek mümkündür.İĞNEADA’NIN GÜZELLİĞİ BİR TANE, BAŞINDAKİ DERT İKİ...http://imzakampanyam.com/igneadaya-nukleer-ve-termik-santral-istemi
01.11.2012
İğneada’nın üzerinde bir termik ve bir nükleer santral planı kara bulut gibi dolaşıyor. Dünya Göz Hastaneleri Grubu iştiraklerinden EMBA, İğneada'da 1 milyon 200 bin avroluk bedelle termik santral yapmayı planlıyor.
ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) raporu süreci başladı bile. Yöre halkının taleplerine kulak asmayan şirket, yarın bir bilgilendirme toplantısı yapacak. Fakat İğneada halkı bu kömür karası planlara göz yummuyor.
Çünkü İğneada sırtlarından Kırklareli’ye uzanan longos ormanları, yerel halkın havası, suyu, geçim kaynağı, göz bebeği. Sadece Trakya bölgesinde değil, dünya çapında değerli bir doğal hazine.
Bu hazineye el uzatanlara karşı, İğneada Termik Santral Karşıtı Platformu’nu destekliyoruz. Bir imza atarak mücadelelerinde yalnız olmadıklarını onlara kanıtla: http://imzakampanyam.com/igneadaya-nukleer-ve-termik -santral-istemiyoruz-imza- kampanyasi İĞNEADA
01.11.2012Ekoturizm
İğneada’da, longoz ormanı, dağ, deniz, göller, temiz hava, biyolojik çeşitlilik, yabani hayat, kum tepecikleri, balıklar, ormanda bulunan şifalı bitkiler, sessizlik, göçmen kuşlar gibi eko-turizm için önemli bir potansiyel mevcuttur.
İğneada halkının konukseverliği ve yerel nüfusun eko-turizmin faydalarının bilincinde olması eko-turizmin gelişmesi açısından önemli bir olanak oluşturmaktadır.
Bölgede toplanan ve üretilen bazı ürünler şunlardır;
Odun dışı orman ürünleri:
Bal,
Mantar,
Yabani meyveler,
Deniz ürünleri:
Balık,
Hediyelik eşya olarak deniz kabukları
Ziraat ve el sanatları:
Süt ürünleri
Organik meyve ve sebzeler
Halı dokuma
Ahşap el işçiliği ürünleri bu ürünlere örneklerdir.Kültür Turizmi
01.11.2012İğneada çevresinde yörenin tarihine ışık tutan birçok tarihi yapı yer almaktadır. Sivriler köyü Çatalarmut mevkiinde Cenevizlilere ait yıkılmış kalelere rastlanmaktadır. Ayrıca köy içerisinde Traklara ait evleri andıran eski yapılı sazlık evler bulunmaktadır. Yine Sivriler köyü Erikli bölgesinde Traklara ait mezarlıkların olduğu söylenmektedir. Trak evleri yerden belli bir yükseklikte kazıklara oturtulmuş ve çatısı ve çevresi sazlıklarla örtülü bir yapı halindedir. Hamam gölü ile Bulanık derenin denize döküldüğü yer arasında kalan ve Aypolos denilen bölgede tümülüsler, höyükler, eski bina kalıntıları ve kırklara ait mezarlar yer almaktadır. Longoz ormanı içerisinde Traklara ait kazıklar üzerine oturtulmuş eski, ahşap ev kalıntıları olduğu söylenmekte fakat yeri tam olarak bilinmemektedir. Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde 1660 yılında İğneada açıklarından geçerken Bulanıkdere’nin denize döküldüğü yerde üzeri
kiremitli yaklaşık 300 haneli bir Rum yerleşim yerinin olduğunu yazmıştır.
İğneada açıklarında birçok gemi batığı yer almaktadır. 2. Dünya savaşı sırasında Yahudileri taşıyan bir gemi bu sularda
batırılmıştır. Yine Romoflar dönemine ait bir askeri gemi bu açıklarda batmıştır. İçerisinde çok sayıda silah, top ve tüfek olduğu
söylenmektedir. İğneada Parkı yapımında da Osmanlı dönemine ait birçok top ve gülle bulunmuştur. Yalnız bu toplar tehlikeli
olacağı düşüncesiyle patlatılmıştır.
İğneada, Karadeniz’e kıyısı olan bir sahil beldesidir. Bu nedenle her yıl düzenlenen Karadeniz Yat Turu’nun uğrak yerlerinden biri
olma konumundadır. İğneada’nın bu konumunun turizm açısından değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yöreye özgü gelenekler
Asker uğurlama ve düğünlerde yörenin kendine özgü gelenekleri bulunmaktadır. O yıl yöreden kaç kişi askere gidecekse kişi sayısı
kadar gün önceden şenliklere başlanmakta her akşam bir askerin evinde yemek yenip askerler davul zurna eşliğinde tüm yöreyi
dolaşmaktadır.
Düğünlerde ise yastık kapma adeti görülmektedir. Gelinle damadın yastığını kim kapıp düğün evine getirirse o kişi ödülünü
almaktadır.
Yine eski bir adet olan bocuk gecesi adeti soğuk ve uzun kış gecelerinde birkaç ailenin bir araya toplanıp sohbetler edip, bu geceye
özgü küllü mısır yenerek yapılan bir adettir. Yöre halkından olan ve yörenin tarihini çok iyi bilen Orhan Uyanık bocuk gecesinden
şöyle bahseder: “Mesela bocuk gecesi yapılır bizim oralarda. O gece küllü mısır yaparlar; kabakları taşa vurup kırarak peçka
denilen kuzineye sürerler. Fırında pişmiş kabaklar kaşıkla yenir.”
Ayrıca her yıl Mayıs ayının ilk pazarında Hıdırellez şenlikleri düzenlenmektedir. Bu şenliklerde tüm halk toplanıp hep birlikte piknik
yaparak gün boyunca eğlenmektedirler. Şenliklerden bir gün önce kekik toplanıp suya bastırılmaktadır. Ve akşam evin kapısına
cadılar gelmesin diye çalı asılmaktadır. Sabah evden çıkmadan öncede kekikli su ile yüzler yıkanmaktadır.
İğneada yakınlarındaki Avcılar köyü sınırları içerisinde yöre halkının kutsal saydığı Derviş Ali Baba türbesi bulunmaktadır.Bu türbe
yerli halk ve yöreye gelen turistler tarafından dua etmek ve dilekte bulunmak amacıyla ziyaret edilmektedir.Yöre halkı düğünlerden
ve sünnetlerden önce mutlaka bu türbeye uğrayarak dua etmekte, dilekte bulunmaktadır.LONGOZ SU BASAR ORMANLARI
01.11.2012Balık türleri İğneada'nın lagün, göl ve dere gibi farklı sulak alanlarında bilinen 30 balık türü yaşamaktadır. Bu balık türlerinden 8'i Bern Sözleşmesinde "korunması gereken tür" ilan edilmiştir. Bunlar; Dere Hamsisi (Chalcalburnus chalcoides). Deniz İğnesi (Syngnathus abaster), Tatlısu Kaya Balığı (Neogobius fluviatilis), Kurt Balığı (Aspius aspius), Noktalı İnci Balığı (Alburnoides bipunctatus), Acı Balık (Rhodeus amarus), Taş Yiyen Balık ı (Cobitis taenia) ve Kababurun Balığıdır (Chondrostoma nasus). Balık çeşitliliğinin en fazla olduğu Mert, Erikli ve Saka lagün gölleri, üreme, beslenme ve korunma amacıyla denizden tatlı suya veya tatlı sudan denize göç eden kefal (Mugil cephalus) ve gümüş balığı (Atherina boyeri) gibi balık türlerine de ev sahipliği yapmaktadır. Bir tatlısu gölü olan Hamam Gölünde kerevit, alanı besleyen derelerin Istranca Dağları'ndan çıkan kaynaklarında ise kırmızı benekli alabalık (Salmo trutta) yaşamaktadır.
ACI BALIK (Rhodeus amarus) Etlerinin acı olması nedeniyle bu isim¬le anılırlar. Sazangiller familyasından olup 8-10 cm uzunluğundadır. Üreme¬leri için midyelere ihtiyaçları vardır. Dişisi yumurtalarını yumurtlama boru¬su aracılığıyla bazı midye türlerinin arasına bırakır, erkeği de spermlerini bunların yanına bırakır, çıkan yavrular bir ay sonra midyeyi terk eder.
KURT BALIĞI (Aspius aspius) 4-5 yaşındaki erişkinleri 50-55 cm uzunluk ve 2-3 kg ağırlığa ulaşır. Genç¬leri sürüler halinde dolaşır. Yırtıcı ve obur gençlerin besinleri her cinsten küçük su hayvanları ve su bitkilerinden oluşur. Yalnız gezen erginlerinin besin¬lerini ise küçük balık türleri, kurbağa¬lar, su sıçanları ve su kuşları oluştu¬rur.
HAS KEFAL (Mugil cephalus) Ömürleri 10-15 yıl arasında olup ge¬nellikle erkekleri 4. ve dişileri 5. yıl da cinsi olgunluğa ulaşır ve genellikle 30 ile 50 cm arasında olur. Dipte ya¬şayan küçük canlı organizmalarla bes¬lenir. Yemlenmek üzere denizlerden tatlı sulara ve yumurtlamak üzere tek¬rar denize göçerler.
DERE HAMSİSİ (Chalcalburnus chalcoides) Uzunlukları en fazla 40 cm kadardır. Renkleri; sırtta esmer gri, yan tarafları ve kann bölgesi gümüş beyazdır. Bazen sırt tarafında yeşilimsi esmer yansı¬malar görülür. Gruplar halinde gezer¬ler, tatlı su formları olmalarına rağmen, bazen acı sulara da geçiş yapabilirler.
DENİZİĞNESİ (Synğnathus abaster) 12-18 cm uzunluğunda, ağzı boru biçiminde, karın yüzgeçleri olmayan bir balıktır. Dişinin yumurtalarını ve genç yavruları erkek, karın kıvrımından yapılmış bir kese içinde taşır, insan gıdası bakımından hiçbir ekonomik değeri yoktur.
KIRMIZI BENEKLİ ALABALIK (Salmo trutta) Genellikle hızlı akan ve soğuk ve oksijeni bol olan suları tercih ederler. Ancak, durgun sularda da bulunabilirler. Boyları 30 cm kadar olabilir. Daima tatlı sularda kalan formlardır. Üreme dönemleri diğer tatlı su balıklarının aksine Kasım-Aralık aylarındadır. Cinsel olgunluğa 2-4 yaşlarında ulaşır¬lar.
GÜMÜŞ BALIĞI (Atherina boyeri) Boyları en fazla 15 cm kadardır. Bu tür genellikle küçük sahil formu olarak bilin¬mekle beraber, denizle bağlantısı olan göl¬lerde de yaşayabilir. Bu tür, zaman zaman bulunduğu ortamdaki diğer balıkların yumur¬talarını tükettiklerinden fauna İçin zararlı olmaktadır.
TAŞ YİYEN BALIK (Cobitis Taenia) Yetişkinleri 8-10 cm büyüklüğündedir, ge¬nellikle sığ, tabanı kumlu sularda yaşar. Sık sık kendini başı ve kuyruğu dışarıda kalacak şekilde kuma gömer. Bu gizli ve gece yaşantısı kendisini düşmanlardan ko¬rumaya yarar. Dipte dolaşan küçük canlı¬larla beslenir. Nisan-Haziran aylan arasın¬da yumurtlar.
Su ve Bataklık Bitkileri İğneada'da yer alan göller ve çevresindeki bataklıklar birçok su bitkisi türünün yaşam alanıdır. Göl içlerinde su derinliğinin 50-100 cm olduğu alanlarda yayılış gösteren ve yer yer örtüşü %100'û bulan bitki topluluğunun baskın türleri Schoenoplectus lacustris, Phrağmites australis, Thypha domingensis ve T. angustifolia'dır. Floristik kompozisyonu daha zengin olan taban suyu yüksek yarı tuzlu bataklık alanlarda Bolboschoenus maritimus, Cladium mariscus, Juncus heldreichanus, Sparğanium erectum, Atriplex patula, Chenopodium chenopodioides, Spergularia bocconii, Leucojum aestivum (göl zambağı), Limonium gmelinii, Cirsium creticum, Polypoğon viridis gibi bitkiler yayılış gösterir. Hamam ve Pedina gölleri etrafındaki tatlısu bataklıkları ise Türkiye'de örneğine çok az rastlanan Avrupa-Sibirya tatlısu florasını içermesi açısından oldukça önemlidir. Bu bataklıklarda görülen tehdit altındaki göl kestanesi (Trapa natans) ve nilüfer (Nymphaea alba) toplulukları yüksek su kalitesinin göstergesi olarak kabul edilir. Dere kenarlarındaki doğal setler boyunca yayılış gösteren kumlu mera toplulukları arasında, Türkiye için yeni bir tür olan Logfia minima ve nadir görülen bazı Trifolium türlerine rastlanır.
Memeliler Memeli tür çeşitliliği oldukça yüksek olan İğneada ve çev¬resi, tüm Türkiye'deki memelilerin % 34'ü ve Trakya'daki memelilerin % 57'sini barındırmaktadır. Sahada; Geyik (Cervus elaphus), Karaca (Capreolus capreolus), Yaban Domuzu (SÜS scrofa), Kurt (Canis lupus), Tilki (Vulpes vulpes), Çakal (Canis aureus), Yaban Kedisi (Felis silvestris), Sansar (Martes martes), Orman Faresi (Apodemus flavicolis), Porsuk (Meles meles), Yarasa ve Su Samuru (Lutra lutra) gibi memeliler yaşamaktadır. Alanın her yerinde varlığı tespit edilen Orman Faresi, et¬oburlar ve gece ve gündüz yırtıcılarının besinini oluşturduğu için gösterge tür olarak tespit edilmiştir.
YABAN KEDİSİ (Felis silvestris) Yerleşim yerlerine yakın, geniş yapraklı ve karışık or¬manlarda, nadiren iğne yapraklı ormanlarda, çalılıklı kırlarda ve kamışlıklarda yaşarlar. Çok iyi tırmanır, koşar ve daldan dala sıçrarlar. Çiftleşme ve yavru büyütme devresi dışında tek yaşarlar. Gözleri karan¬lıkta çok iyi görür. Esas besinlerini fareler ve küçük kemirgenler, küçük kuşlar, kurbağalar, balıklar oluş¬turur.
KIZILGEYIK (Cervus elaphus) Orman altı örtüsü zengin ormanların kuytu ve sessiz yerlerini tercih ederler. Bitkilerin taze sürgünleri, yap¬rak ve çeşitli meyvelerle beslenirler. Sıcak havalarda çamurlu yerlere yatmaktan hoşlanırlar. Sürüler halin¬de dolaşırlar. Erkekleri çatallı büyük boynuzlar taşırlar. Boynuzlarını her yıl Mart - Nisan aylarında atarlar. Boynuz atma zamanı erkekler ayrılır ve boynuz sürme sırasında ayrı sürüler oluşturur.
YABANDOMUZU (Sus scrofa scrofa) Genellikle gece dolaşır ve yayılırlar. Gündüzleri orman, çalılıkların ya da sazlıkların sık yerlerinde yatarlar. Yalnız kışın gündüzleri işlektirler. Toprağı burunları ile kazıp eşerler, çıkan böcek, larva, solucanları, kuş yavruları ve fareleri, keza bitkilerin yumuşak yeşil kı¬sımlarını, bitki yumrularını ve köklerini yerler. Çok iyi yüzerler ve çamurlanmayı severler. Sürü lideri yaşlı bir dişidir, erkekler iki yaşında sürüden ayrılırlar. Tek dolaşan yaşlı erkekler bazen gruplar oluştururlar.
AGAÇSANSARI (Martes martes) Yerden çok yüksekteki ağaç kovuklarında, sincapların terk ettikleri yuvalarda, ağaç kökleri arasında, taş kovuklarında yuva yaparlar. Çok iyi tırmanırlar ve çok çeviktirler. Ağaçtan ağaca geçerek uzun mesafeler kat ederler. Nadiren yüzerler. Islak yerlerden hoşlan¬mazlar. Kuş, kuş yumurtası, kurbağa, sincap, böcek, fare, kertenkele, böğürtlen ve meyve ile beslenir.
PORSUK (Meles meles) Ağır vücutlarına ve kısa bacaklarına rağmen hızlı ve çevik hareket ederler. Engerek yılanlarının en önemli düşmanlarındandır. Esas besinlerini toprak solucan¬ları, kemirgenler, özellikle fareler, küçük sincaplar, kurbağalar, böcek larvaları, kuş yumurtaları, yumuşak¬çalar ve duruma göre leşler oluşturur. Toprağın için¬deki hayvanları koku alma organları ile saptar ve toprağı eşerek onları yerler. Aile oluşturma eğilimleri güçlüdür. Bazen 2-3 aile bir arada yaşarlar.
SU SAMURU (Lutra lutra) Kıyıları ağaçlıklı nehir ve göllerin kenarlarında yer altı yuvaları kurarlar. Çok iyi yüzer ve dalabilirler, 10 dakika su altında kalabilirler. Besinleri bütün su hay¬vanları, bilhassa balıklar, kabuklular ve su kuşlarıdır. Yıl boyunca birey tarafından korunan belirli bir alan¬da, çiftleşme dönemleri hariç, tek yaşarlar. Yazın sıkça deniz kıyılarına gider. Karada da hızlı koşarlar. Dişiler yavrularını iki yanına "V" harfi şeklinde alarak yüzerler. Yüzerken sadece başının bir kısmını, burun ve gözlerini suyun dışında tutarlar.
TİLKİ (Vulpes vulpes) Çalılıklarda ve altında bitkisi çok olan ormanlarda yaşarlar. Çiftleşme dönemlerinin dışında tek yaşarlar. Dişi öldüğünde yavruların bakımını erkek üstlenir. Kural olarak gece avlanırlar. Esas besinlerini, fareler, böcekler, kuşlar ve yeni doğmuş büyük memeli yav¬ruları oluşturur. Toprak altındaki farelerin seslerini alır ve toprağı eşerek onları yakalayabilirler. Terkedil¬miş porsuk yuvalarını kullanmayı tercih ederler.
KARACA (Capreolus capreolus) Tarım alanlarının ormanlarla iç içe oldukları yerleri, bol miktarda çayırlık ve açıklıkların bulunduğu geniş yapraklı korulukları ve koruluktu bataklıkları tercih ederler. Atlayarak ve sıçrayarak hareket eder, sadece otlarken yürürler. Besinlerini çok seçerler, taze sür¬günleri, tomurcukları, yaprak ve otları yiyerek besle¬nirler. Yalnız erkeklerinde boynuz bulunur. Erkekler Eylül-Ekim aylarında boynuzlarını atarlar.
KURT (Canis lupus) Genellikle aile halinde yaşarlar. Ailede ana, baba, aynı yılın gençleri, bir önceki senenin erginliğe ulaş¬mayan yavruları bulunur ve birey sayısı nadiren 10'u aşar. Her grup avlanma alanını bıraktıkları idrarlarla belirler. Daha çok tavşanları, kemiricileri, kurbağalan, sürüngenleri ve kuşları avlarlar. Geyik gibi iri yapılı hayvanlara saldıracakları zaman sürü genişler ve farklı aileden bireyler bir araya gelir.
SARI BOYUNLU ORMAN FARESİ (Apodemus flavicollis) Yaşam alanı olarak ağaçlık yerleri tercih ederler. Ba¬zen kayalıklarda da bulunurlar. Sıcağı çok sevmezler. Yuvalarını köklerin arasında gölge yerlerde yaparlar. Ağaçların taç kısmına kadar tırmanırlar. Besin olarak yağlı ve nişastalı tohumları yerler. Bazen omurgasız¬ları da yerler. Besinlerini yuvalarındaki özel odacıklara depo ederler.
Longoz Bitkileri İğneada longoz ormanları, Yıldız (Istranca) Dağları'ndan Karadeniz'e doğru akan derelerin beslediği Erikli, Mert ve Saka göllerinin, önle¬rindeki kumul dolayısıyla ilkbaharda fazla gelen sularla şişerek geriye doğru taşması ve düz araziyi kaplaması sonucunda oluş¬muştur. Kış ve ilkbahar aylarında tamamen sularla kaplı olan yaz ve sonbahar aylarında ise suyu çekilen bu ormanlar, oldukça boy¬lu (8-15 metre) karışık orman ağaçlardan oluşan bir floristik kompozisyona sahiptir. Bu karışık ormanları dişbudak, kayın, saplı meşe, sapsız meşe, ova akaçaağacı, çınar yapraklı akçaağaç, üvez, ıhlamur, kızılağaç, mürver, kızılcık, karaağaç ve gürgen gibi ağaçlar oluşturur. Zengin bir orman altı florasına sahip olan bu ormanlar, alüvyal toprakların mikro-organizma faaliyetinin yoğunluğu nedeniyle çevresine göre daha sıcak olup burada yetişen ağaçlar ve diğer bitkiler daha erken vejetasyona başlarlar. Bu ormanların mevcut durumlarını korumaları yüksek taban su sevi¬yesine bağlıdır. Gerek Avrupa'da gerekse Türkiye'de nadir bulunan bu ormanların habitatlarının korunması büyük önem arz etmektedir.
Soğanlı Bitkiler Alanda çok fazla sayıda bulunan soğanlı bitkiler, ilkbahar ve sonbahar olmak üzere iki farklı mevsimde çiçek açarlar. Bu bitkiler arasında alanda en çok rastlanan siklamen ve iki yapraklı ada soğanıdır. Mavi bataklık süseni ve kardelen daha çok orman içi açıklıklarda bulunurken, orkide türleri ve ters lale ise orman altında sıkça görülür. Longoz ormanlarında suyun bol olduğu kesimlerde ise göl soğanlarını öbekler halinde görebilmek mümkündür.
Kuş Türleri Türkiye kuş varlığını oluşturan 454 kuş türünden yarıya ya¬kını (194 tür) yıl içerisinde İğneada'da görülebilmektedir. Alan çok sayıda su kuşu ve yırtıcı kuşun, özellikle de leylek¬lerin (ak ve kara leylek) sonbahar göçünde geçiş yoludur. Bazı su kuşları (balıkçıllar, kazlar, ördekler, su tavukları, yağ-murcunlar vb.) ve yırtıcılar (kartallar, şahinler, doğanlar, deliceler vb.) ise alanda üremektedir. Alanda görülen dokuz kuş, İğneada ekosisteminin sağlıklı işleyip işlemediğini gösteren gösterge tür olarak kabul edil-miştir. Bu türlerden Küçük Yeşil Ağaçkakan ülkemizde sadece Kuzey Trakya'da yayılış göstermektedir; Cüce Karabatak, Ak Kuyruklu Kartal ve Küçük Kerkenez ise Avrupa Kırmızı Listesi'nde nesli tehlike altında olan ve/veya tehlike altına girebilecek türlerdir.
AK KUYRUKLU KARTAL (Haüaeetus albicilla) Çok iri ve hantal, büyük kafalı, uzun ve geniş kanatlı, çok kısa kuyruklu bir kartaldır. Erişkini kahverengi¬dir, sarı büyük bir gagası ve göz alıcı beyazlıkta bir kuyruğu vardır. Erkeği dişisinden daha küçük ve ince uzundur. Tipik olarak kıyıların yakınında ya da sulak alanlar üzerinde görülür. Çok yüksek¬lerde süzülerek uçabilir, su üzerinde gördüğü yiye-ceği pençeleri ile kapmak için kapmak için suya doğru hamle yapar. Kayalar ve ağaçlarda yuva yapar.
KARA LEYLEK (Ciconia nigra) Beyaz karnı ve kuyruk allı örtüleri dışında simsiyah¬tır; yakından tüylerinin parlak yeşil ve mor olduğu fark edilir. Gagası ve bacakları kırmızıdır. Gencinin gövdesi daha kahverengi, gagası açık renklidir. Ley¬lekten çok daha ürkektir. Yaşlı ormanlarda ve kaya¬lıklarda yuva yapar; çevredeki bataklık ve tatlısu kenarlarında beslenir.
KUÇUK YEŞİL AĞAÇKAKAN (Pİcus canus) Yeşil ağaçkakanın daha küçüğü ve daha boyunsuzu gibidir, kırmızı ve büyük tepesi yoktur. Başı küçük ve yuvarlak, gagası kısadır. Başı gridir ve koyu renk ince bir bıyığı vardır, erkeğin alnı kırmızıdır. Gözleri yeşil ağaçkakanın gözlerinden daha koyu dur. Yeşil ağaçkakandan sık taklar, taklaması eşit aralıklıdır. Çoğu kez yerde beslenir. Nemli ormanlar ve nehir boyundaki ağaçlarda yaşar.
BÜYÜK BAŞTANKARA (Parus majör) Siyah-beyaz başı ve parlak sarı konuyla hemen ta¬nınır. Gıdıdan kuyruk altına kadar siyah bir şerit uzanır, bu şerit özellikle erkeğin karın bölgesinde daha geniştir. Çok geniş bir ses repertuarı vardır, ötüşü gürdür. Gencinin başlığı ve karın çizgisi kahve¬rengi, yanakları sarıdır. Her türlü ağaçlık alanda ve yerleşim yerlerinde çok sayıda görülür.
AK KUYRUKSALLAYAN (MotaciHa alba) Bu boydaki siyah beyaz renkli ve uzun kuyruklu tek kuştur. Üreme giysisinde siyah beyaz başı, siyah göğsü ve gri sırtıyla tanınır. Dişisi biraz daha soluk renklidir. Küçük yerleşimlerin çevresi ve su kenar (arında bulunur.
KÜÇÜK KERKENEZ(Falco naumanni) Kerkeneze çok benzer; biraz daha küçük ve biraz daha kısa kuyrukludur. Erkeğin sırtı beneksiz, başı grimsi mavi, büyük kol örtüleri gridir. Dişisini ve gencini kerkenezden ayırt etmek zordur, orta kuyruk telekleri diğerlerinden uzundur. Havada asılı kaldığın¬da az kanat çırpar daha çok süzülür. Kerkenezden sürücüldür. Kaya yarları, evler ve harabelerde kolo¬niler halinde yuva yapar.
SAKARCA(Anser albifrons) Alnında geniş bir beyazlık, karnında değişen miktar¬da enine siyah şeritler bulunur. Gagası pembe, ayaklan turuncudur. Genci düz gri-kahverengidir; alnında beyazlık bulunmaz; karnıyla fazla kontrast oluşturmayan koyu renkli başı, boynu ve pembe gagasıyla tarla kazından ayrılır.
KÜÇÜK AKBALIKÇIL(Egretta garzetta) Zarif bir akbalıkçıldır. Gagası ve bacakları siyah, ayakları sarıdır. Üreme döneminde başında bir çift telsi tüy, göğüs ve sırtında uzun tüyleri vardır, yüz derisi mavi-gri ya da turkuazdan turuncuya dönüşür Bataklıklar, sığ iç sular ve deniz kıyısında yaşar; su içindeki ya da kenarındaki ağaçlarda yuva yapar
ÇIKRIKÇIN(Anas querquedula) Küçük bir ördektir, çamurcundan biraz büyük ve daha uzun gövdelidir. Gagası daha uzun ve geniş, alnı daha diktir, başı daha köşeli gözükür. Erkeği geniş beyaz kaşıyla hemen tanınır. DİŞİSİ ve genci¬nin yüzü çizgilidir, gagasının önünde açık bir leke vardır. Erkeğin gagası koyu gri, dişininki yeşilimsi gridir. Bacakları gridir. Alçak bitki örtüsüyle kaplı sığ tatlısu gölleri ve bataklıklarında ürer.
SAKARMEKE (Fulica atra) Gövdesi siyah, gagası ve alnı beyaz su kuşudur, ördeklerden daha tıknaz ve yuvarlak hatlıdır. Bacak¬ları yeşilimsidir, parmaklarında perde yerine geniş loplar bulunur. Sudan havalanırken uzun süre su üzerinde koşar. Kenarları bitkiler ve sazlıkla kaplı tatlısu göllerinde ürer. Kışın büyük sürüler oluşturur, su bitkilerince zengin olan sığ göller, lagünler ve deniz kıyısında bulunur.
KUÇUK KARABATAK(Phaiacrocorax pygmeus) Karabatağa göre daha küçük olan küçük karabatak, kısa gagası, yuvar¬lak başı, kısa ve kalın boynu ve uzun kuyruğuyla hemen tanınır. Gözü si¬yahtır. Sürüler halinde gecelerler ve koloniler halinde ürerler. Üreme giysisinde başı ve boynu kızıl kahve¬rengi, gövdesi ince beyaz çizgilidir, kış sonunda başı ve boynu simsiyah olabilir. Tatlı ve acı sulardaki geniş sazlıklarda yaşar. Ağaçlarda ve saz¬lıklarda yuva yapar.
Böcekler 310 tür böcek bulunan İğneada ve çevresinde, yapılan çalışmalar sonucunda 123 türle Pedina ve Hamam Gölü arasındaki bölge en zengin bölge olarak tespit edilmiştir. Bu bölgede bulunan orman içi açıklıklar, böcek türleri için uygun yaşam alanları oluşturmaktadır. Genel olarak proje sahasında böceklerin gözlemlendiği yaşam alan¬ları; göl kenarı ve orman içi açıklıklar, sahile yakın kumul bölgeler, çürüyen ağaç kütükleri ve taş altları ile ormanlık alanlardır. IUCN koruma kategorisinde yer alan Büyük Teke Böceği (Cerambyx cerdo) ve Benekli Bakır Kelebeği (Lycaena dispar) alanda kendine uygun yaşam ortamı bulmuştur. Bu türlerden Büyük Teke Böceği, orman içindeki ağaçlarda yaşamakta ve türün buradaki devamlılığı amacıyla izlenmektedir. Böcek türlerinden besin zincirinin en üstünde yer alan Helikopter böceği (Anax imparator) İğneada ve çevresi için gösterge böcek türü kabul edilmiştir. Sulak alanların civarında yaşayan ve kolayca gözle¬nebilen bu yaygın tür, diğer böcek türleri ile beslenerek böcek nüfu¬sunun kontrolünde önemli rol oynamaktadır.
Kumul Bitkileri Kumul Bitkileri Longoz ormanlarını çevreleyen göl ve bataklık alanlarıyla deniz ara¬sında bir şerit oluşturan kıyı kumulları önemli bir bitki alanıdır. Uzun¬luğu 18 km'yi bulan bu sahil şeridi en fazla genişliğe, Mert Gölü'nün doğusundan Panayır İskelesi'ne kadar olan bölümde ulaşır. Bugüne kadar yapılan araştırmalarda İğneada kumullarında 46 bitki türü tespit edilmiştir. Bu bitkilerden Karadeniz salkımı (Silene sanğaria), peygamber çiçeği (Centaurea kilaea) ve Crepis macropus Avrupa'da yalnızca Trakya'nın Karadeniz sahillerinde görülen endemik bitkilerdir. Alanda yayılış gösteren kum incisi (Aurinia uechtritziana), peygamber çiçeği (Centaurea arenaria), akyumak (Crambe marítima) ve kum zambağı (Pancratimum maritumum) ise Bern Sözleşmesinde koruma altına alınan nadir bitkilerdir. Kıyı kumullarının gerisinde, kıyı kumulu-bataklık geçiş zonunda ise alıç {Crataegus monogyna), adı kızılcık (Cornus sanğuinea), dağ karaağacı {Ulmus glabra), akçakesme (Phillyrea latlfolia), saplı meşe (Quercus robur), karaçalı (Paliurus splna-christii), kuşkonmaz (Asparagus acutifolius) gibi bitkiler yayılış gösterir ve denizden karaya doğru esen rüzgârların kumu içeri taşımasına izin vermeyen yükselti oluştururlar.
İĞNEADA RESİMLERİ
01.11.2012http://www.igneada.bel.tr/foto.html
İĞNEADA BELEDİYESİ....http://www.igneada.bel.tr/h39.html
01.11.2012http://www.igneada.bel.tr/h39.html
3. nükleer santralde yollar İğneada’ya çıkıyor
01.11.2012
İlkinin Mersin’de yapımı için Rusya ile anlaşan Türkiye, Sinop için dört ülke ile görüşme yapıyor. Bu dönemde 3. santral hazırlıkları devam ediyor. Son santral için deprem riski zayıf bölgelerden İğneada’nın ismi öne çıkıyor. Ankara’nın da adı listede
MİTHAT YURDAKUL-Ankara
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın, üçüncü nükleer santral ile ilgili yer tespit çalışmalarına başlandığı açıklaması, Kırklareli’ne bağlı İğneada’nın adını öne çıkardı. İğneada deprem riskinin çok düşük olması ve deniz kenarında bulunması gibi özellikleriyle öne çıkarken, ithal edilecek santral ekipmanlarının kara yoluyla taşınmasının zorluğu, iç bölgelere santral yapılması olasılığını düşürüyor. Yıldız, ikinci nükleer santralle ilgili müzakerelere üçüncü santralin yer tespit çalışmalarının da eklendiğini, yeri henüz belli olmayan üçüncü santralin Akkuyu büyüklüğünde olacağını söyledi.
Bakan Yıldız’ın bu açıklamalarının ardından, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın nükleer santral için yola çıkarken belirlediği üçüncü yer olan İğneada gündeme geldi. Deprem açısından güvenli bir yerde bulunan İğneada, deniz suyundan soğutma yapılabilecek olmasıyla da tercih edilen bir alan haline geldi. Nükleer santralin, Ankara civarında, iç bölgelere yapılabileceği iddiası da bir başka olasılık olarak ortaya atıldı.
‘İncelemeler sürüyor’
Milliyet’e konuşan bir enerji yetkilisi, “Gelişme aşamalarına göre üçlü seçim yapıldı. Akkuyu ve Sinop’un yanında İğneada eski incelemelerden beri gündemdeydi” dedi. Deprem riskinin önemli bir faktör olduğunu belirten yetkili, seçilecek bölgenin sanayileşme durumu, işletme maliyeti, soğutmada kullanılacak su kaynakları ile tüketim alanlarına dağıtım olanaklarının da yapılan değerlendirmelerde dikkate alındığını kaydetti.
Nükleer santral inşaatında taşıma maliyeti yüksek olan büyük parçalar kullanıldığına işaret eden yetkili, “350-400 tonluk reaktör kabının taşınması var. Böyle bir yükü karadan taşımak zor” diyerek iç bölgelerde santral inşaatının bu açıdan zor olduğunu söyledi. Yeni seçilecek bir yer ile ilgili incelemelerin 2-3 yıl süreceğini belirten yetkili, daha önce gündeme alınmayan İçanadolu’da santral olasılığının bu açıdan da zor olduğunu ifade ederek, “İç bölgeler daha önce ihtiyaç olmadığı için gündeme alınmadı” diye konuştu.
Sadece su kaynakları açısından bakıldığında herhangi bir zorunluluk bulunmadığını ifade eden yetkili, “Nehir, göl, baraj ya da deniz kenarında olması santrale engel değil. Fransa ve Almanya’da nehir kenarında, Finlandiya ve İspanya’da deniz kenarında, ABD’de deniz ve nehir kenarında santraller var” dedi.
10 milyar $’lık aksiyon
* Türkiye, Mersin Akkuyu santral işini Rusya’ya verdi. 4 reaktör kurulacak buradan 4800 MW’lık güç sağlanacak.
* 4 ülke ile (Japonya, Güney Kore, Kanada, Çin) görüşmelerin sürdüğü Sinop santralı ile Türkiye’nin yine 4 reaktör daha kurması ve 5600 MW gücü de buradan sağlaması öngörülüyor.
* Bu iki noktadan yılda 80 milyon kWh elektrik üretilecek.
* Hükümetin önünde bu iki kurulumla birlikte Türkiye’nin şu anki fiyatlarla 7.2 milyar dolarlık doğalgaz ithalat bağımlılığından kurtulacağı hesabı bulunuyor.
* Üçüncü bir santral ile birlikte bu rakamı 10 milyar doları bulacağı tahmin ediliyor.
* 2011 yılında Türkiye’nin enerji faturasına bakıldığında 54 milyar dolarlık ithalat yapıldığı görülüyor. 2012’nin ilk 8 ayında bu rakam 39 milyar dolara işaret ediyor.KAMPANYAMIZA DESTEK VEREN BASIN ORGANLARI
01.11.2012İğneada’ya Çifte Santral Şoku Meclis Gündemi’nde
01.11.2012
* CHP Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ÇED süreci başlayan Termik Santral Projesi’ni ve Nükleer Santral için İğneada’nın öne çıkmasını meclise taşıyarak; “Tahribat yaşanmaması için alınmakta olan önlem var mı?” diye sordu.
Güncelleme : 09:34:00 TSİ 22.10.2012
HABER MERKEZİCumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kırklareli Milletvekili ve İçişleri Komisyonu Üyesi Mehmet S. Kesimoğlu İğneada’da ÇED süreci başlayan Termik Santrali ve Üçüncü Nükleer Santral için de İğneada’nın adının geçmesini Meclis gündemine taşıdı.Hem Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’a hem de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’a birer soru önergesi yönelten Kesimoğlu projelerin İğneada’ya vereceği zararlara ilişkin bilimsel raporları hatırlattı.Çevre Bakanı Bayraktar’a, Enerji Bakanı Yıldız’ın üçüncü nükleer santral için yer tespiti çalışmalarında İğneada üzerinde durduklarını açıkladığını hatırlatan Kesimoğlu “Bu bölgeye termik santral mi yoksa nükleer santral mi yapılacaktır? Her iki projenin de hayata geçirilmesi olasılık dahilinde midir?” diye sordu.Bölgede kurulacak termik santral için İğneada’nın seçilmesinin nedenini de öğrenmek isteyen Mehmet Kesimoğlu termik santralde yakıt olarak ne kullanılacağına ilişkin şu soruları yöneltti:“Termik santral projesinde ana yakıt olarak ne kullanılacaktır? Doğalgaz mı, kömür mü yoksa başka bir yakıt türü mü kullanılacaktır? Kullanılacak yakıtın günlük miktarı ne olacaktır? Kömür kullanılacaksa ithal mi yoksa yerli malı kömür mü kullanılacaktır? Baca gazı çıktısının verileri ne olacaktır?”Baca gazlarının Longoz ormanlarını da tahrip edeceğine dikkati çeken Kesimoğlu Bakan Bayraktar’a önlem alıp almadıklarını da şu soruları yönelterek sordu:“Bu projeyle ilgili olarak, çıkacak baca gazları nedeniyle bölge için çok önemli olan Longoz Ormanları’nın tahrip olacağına ilişkin bilimsel görüşler dikkate alınmakta mıdır? Alınmaktaysa ne tür önlemler düşünülmektedir? Bu türden bir tahribatın karşı kıyıdaki Bulgaristan ormanlarını da etkileyeceği ve hukuki sorunlar doğuracağına ilişkin bilimsel görüşler dikkate alınmakta mıdır? Alınmaktaysa ne tür önlemler düşünülmektedir? Bu projenin 1/25 binlik ve 1/100 binlik planlara aykırı olduğu göz önünde bulundurulmakta mıdır?”Kesimoğlu, İğneada’nın doğal ve tarihsel güzelliklerini de hatırlatarak Bakan Bayraktar’a; “Turistik bir merkez olan, doğal ve tarihi güzelliğiyle öne çıkan İğneada’da bu değerleri yok edecek bir termik santral projesini durduracak mısınız?” diye sordu.Mehmet Kesimoğlu Meclis Başkanlığına, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın yanıtlaması istemiyle de bir soru önergesi sundu. Kesimoğlu, Bakan Yıldız’a “Üçüncü Nükleer Santral için yer tespiti çalışmalarında söz konusu Termik Santralin projelendirildiği bölge olan İğneada’nın öne çıktığına ilişkin açıklamalarınız basında yer almıştır.” dedi.Mehmet Kesimoğlu Bakan Yıldız’a şu soruları yöneltti: “Aynı bölgeye hem termik hem de nükleer santral yapılmasının çevreye etkileri ne olacaktır? Turistik bir merkez olan, doğal ve tarihi güzelliğiyle öne çıkan İğneada’da kurulacak bir nükleer santralin çevreye etkileri ne olacaktır?”Gazetelerde İĞNEDA ilgili haberler....
01.11.2012ÇED'e retHaberin Yayın Tarihi: 01 Kasım 2012 Perşembe - 12:17İğneada Beldesi Beğendik Köyü sınırları içerisinde kurulması planlanan ‘Trakya Entegre Termik Santral Projesi’nin Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) toplantısı yoğun protesto gösterileri nedeniyle başlamadan bitti... Toplantıya Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ'dan çok sayıda sivil toplum örgütü ve vatandaşın katıldığı gözlenirken, Beğendikli kadınların özellikle ön saflarda yer alarak şirket yetkililerini düdüklerle protesto etmesi dikkat çekti...
Murat SAVAŞ
İğneada Beldesi Beğendik Köyü sınırları içerisinde kurulması planlanan ‘Trakya Entegre Termik Santral Projesi’nin Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) toplantısı yoğun protesto gösterileri nedeniyle başlamadan bitti. "Defolun buradan, termik santral istemiyoruz, Beğendik Beğendik kalacak" gibi sloganlar atan yaklaşık 2 bin kişi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkilileri ile santrali kuracak olan Enerji Üretim AŞ (EMBA) yetkililerini konuşturmadı.
Beğendik’te dün saat 13.00'te toplanan termik santral karşıtı kalabalık şirket yetkililerini yuhaladı. Longoz Ormanları'nın yanı sıra Trakya'nın turizm cenneti olan İğneada yakınlarında kurulmak istenen termik santrale yerel halkın yanı sıra Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ'dan gelen doğasever çevreciler de karşı çıktı. Beğendikli kadınların ön saflarda yer alması dikkat çekti. Çok sayıda ilçe ve belde belediye başkanının yanı sıra Doğal Yaşamı Koruma Vakfı'nın da (DAYKO) karşı çıktığı termik santral projesine Edirne ve Kırklareli barolarından gelen çevreci avukatlar müdahale etti.
Yasal prosedür gereği firma yetkililerinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkilisinin nezaretinde yapılması gereken toplantıya yetkililer gecikmeli geldi. Projeye karşı çıkan Beğendik halkı, köylerinde toplantı yapılmasını istemediğini ifade etti. Toplantının yapılacağı köy kahvehanesi, sahibinin de santrale karşı çıkarak köy kahvesini kitleyerek kapatması üzerine yapılamadı. Bir süre kahvehanenin yapılmasını bekleyen firma yetkilileri, yoğun protestoyla karşılaştı. Bakanlık yetkilisi ile firma yetkililerini konuşturmayan kalabalık "Beğendik Beğendik kalacak, termik santral istemiyoruz" sloganlarının yanı sıra firma yetkililerine "defolun" diye bağırmaya başladı. Kalabalığın linç girişimi üzerine firma ve bakanlık yetkilileri jandarma ve polis barikatı sayesinde kurtuldu.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkilileri ile firma yetkililerinin bilgilendirme toplantısı yapamadan köyden ayrılması üzerine başta köy muhtarı olmak üzere çevredeki ilçe ve belde belediye başkanları, DAYKO Vakfı'nın avukatı Bülent Kaçar'a bir tutanak hazırlatarak imza altına aldılar. Tutanağın yarın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na sunulacağı ve Beğendik köyüne termik santral istemedikleri yönünde dilekçe verileceği öğrenildi.
İğneada Belediye Başkanı Tahir Işık, İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı’nın bitişiğinde orman arazisine yapılması planlanan ithal kömürle çalışacak termik santrali için sonuna kadar mücadele edeceklerini söyledi.http://www.hudutgazetesi.com/haber/9135/cede-ret.html
SEVGİLİ ARKADAŞLAR....
01.11.2012İmzanın geçerli olabilmesi için mailine gelen linki OK lemeniz gerekiyor....
İĞNEADA İLE İLGİLİ VİDEOLARI BU LİNKTEN İZLEYEBİLİRSİNİZ
01.11.2012https://www.facebook.com/photo.php?v=4448971616144
İğneada Tuvaldeki Türkiye
31.10.2012http://tvarsivi.com/player.php?y=115&z=2012-10-31%2013:55:00
http://tvarsivi.com/player.php?y=115&z=2012-10-31%2013:54:00http://tvarsivi.com/player.php?y=115&z=2012-10-31%2013:56:00
http://tvarsivi.com/player.php?y=115&z=2012-10-31%2013:57:00
TOPLANTI DUYURUSU...
31.10.201231. Ekim saat 13 oo 'te İğneada / Beğendik te "Termik santral istemiyoruz " haykırmaya gidiyoruz.
İletişim ve katılım için Nezih ATSIZ : 0555 551 71 02 (Edirne Çevre Gönüllüleri Derneği )
AÇIKLAMA:
Kurulması istenilen Trakya Entegre Termik Santrali ÇED süreci değerlendirme toplantısında
Istrancaların doğal zenginliği yok olmaması için Longoz Ormanların yaşaması için
Önce kelebekler sonra arılarla başlayacak yok oluşlar için
Gökyüzünü kükürtlü karabulutlar kaplamaması için
Sağlığımız geleceğimiz çoçukarımız için
Doğamız yurdumuz insanlığımız için
"Termik santral istemiyoruz " haykırmaya gidiyoruz.İĞNEADA’NIN GÜZELLİĞİ BİR TANE, BAŞINDAKİ DERT İKİ.
30.10.2012..
İğneada’nın üzerinde bir termik ve bir nükleer santral planı kara bulut gibi dolaşıyor. Dünya Göz Hastaneleri Grubu iştiraklerinden EMBA, İğneada'da 1 milyon 200 bin avroluk bedelle termik santral yapmayı planlıyor.
ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) raporu süreci başladı bile. Yöre halkının taleplerine kulak asmayan şirket, yarın bir bilgilendirme toplantısı yapacak. Fakat İğneada halkı bu kömür karası planlara göz yummuyor.
Çünkü İğneada sırtlarından Kırklareli’ye uzanan longos ormanları, yerel halkın havası, suyu, geçim kaynağı, göz bebeği. Sadece Trakya bölgesinde değil, dünya çapında değerli bir doğal hazine.
Bu hazineye el uzatanlara karşı, İğneada Termik Santral Karşıtı Platformu’nu destekliyoruz. Bir imza atarak mücadelelerinde yalnız olmadıklarını onlara kanıtla:HUZURLU BİR TATİL İÇİN ...
29.10.2012https://www.facebook.com/photo.php?v=352550881432944
TERMİK SANTRALLERİN ÇEVREYE VERDİĞİ ZARARLAR ( I )
29.10.2012
Dünya’da sınırlı ve kirletici fosil yakıtların sorunları belgelendikçe ve küresel iklim değişikliği tehdidi karşısında somut önlemler alınması gerekliliği aciliyet kazandıkça, sonsuz ve temiz yenilenebilir enerji kaynakları kullanımına artan bir yönelim olduğu gözlenmektedir. Örneğin, 1997 yılında Avrupa Birliği’nce yayınlanan Yenilenebilir Enerjilere İlişkin Beyaz Belge, 2010 yılına kadar üye devletlerde tüketilen tüm elektriğin % 23,5’i olan 675 milyar kilowat saatin yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilmesini öngörüyor. Yenilenebilir enerji tanımı içine sakıncaları nedeniyle dev hidroelektrik santraller alınmamıştır. Beyaz Belge’de yenilenebilir enerjilerden üretilmesi hedeflenen 675 milyar kilovat saatin, 355 milyar kilovat saati (%12,4) hidroelektrik (dev barajlar hariç), 230 milyar kilovat saati (%8) biyokütle, 80 milyar kilovat saati (%2,8) rüzgar, 7 milyar kilovat saati (%0.2) jeotermal, 3 milyar kilovat saati (%0.1) ise güneş (fotovoltaik) enerjisinden sağlanacaktır. Üye devletlerin elektrik üretimleri içindeki yenilenebilir enerji hedefleri 2010 yılı için şöyledir: Danimarka %29; Finlandiya %21,7; Avusturya %21,1; İspanya %17,5; İsveç %15,7; İtalya %14,9; Yunanistan %14,5; İngiltere %9,3 ve Almanya %10,3 [1].
Güneş, rüzgar, jeotermal, biyokütle, küçük hidroelektrik gibi yenilenebilir kaynaklar açısından zengin olmasına karşın, Türkiye’de yenilenebilir enerjiler için resmi hedefler yoktur; fosil yakıt bağımlılığını daha da arttıracak, kirli ve tehlikeli enerji tesislerinin ithalini sağlayan ihale planları vardır. Türkiye’de elektrik enerjisinin %70’i çevre kirliliği yaratan ve küresel ısınmaya yol açan fosil yakıtlardan (%31-doğal gaz; %29-linyit, %10 petrol türevleri, taş kömürü, vb.) elde edilmektedir.
KÜL ATIKLARI ÇEVREYİ, IRMAK VE DENİZİ KİRLETİR
Termik santrallerde üretilen enerjinin sadece %30-40 oranındaki bir bölümü elektrik enerjisine dönüştürülebilmekte; kalan kısmı ise "kaçak enerji" olarak adlandırılmakta ve kazanından radrasyon ile çıkmakta ya da baca gazıyla birlikte bacadan atılmaktadır. Termik santrallerin en önemli çevresel etkilerinden biri de soğutma suyuyla ilgilidir ve termik santrallerin soğutma suyu gereksinimi büyüktür. Bu nedenle termik santraller genellikle nehir, göl veya deniz gibi soğutma suyu kullanılabilecek kaynaklara yakın yerde kurulmaktadır. Atıkların denize atılması, karaya serpiştirme çok eskiden beri kullanılan sorumsuz atık yöntemidir. Deniz, akarsu ve göllerde yapılan atık ısı boşaltımlarının en az düzeye indirilmesi; denizlerdeki biyolojik yaşamı tehlikeye sokan termal kirlilik kaynaklarının yayılmasını önlemek uluslararası düzeyde sözleşmelere de girmiştir. Termik santrallerin en çok şikayet edilen ve çevreye zararı dokunan ve yazımızın başında da güncel örnekler vererek açıklamaya çalıştığımız gibi kül atıklarıdır. Örneğin 100 Megawat gücünde bir termik santralde 1 yılda -3,8x10-5 K cal/sn termik etki, 750 ton Karbon monoksit; 45000 ton Kükürt dioksit, 3500 ton katı parçacıklar; 26000 ton Azot oksit; 250 ton hidrokarbon; 5560 m3 kül dışarıya saçılmaktadır.
YEŞİL BİTKİ ÖRTÜSÜ GAZLARDAN KURUYACAKTIR
Termik santrallerin bacasından çıkan ve bitki örtüsünü en çok etkileyen gazlar kükürt dioksit ve azot oksitleridir. Bitkilerin bu gazlara en hassas olan ve etkilenen organı yapraklarıdır. Yapraklardaki stomalar vasıtasıyla yaprak bünyesine giren bu gazlar yapraktaki klorofillerin yapısını bozmaktadırlar. Ayrıca yanık etkisi, serbest asit halinde yüzeysel olarak da ortaya çıkabilmektedir. Bitkiler üzerinde kirletici etkisiyle ortaya çıkan zararlar üç ayrı boyutta görülebilmektedir. Bunlar akut, kronik ve gizli zararlardır. Akut zararlanmaya uğrayan bitkiler derhal ölmekte, kronik zararlanma öldürücü olmamakla birlikte bitki kalitesini büyük oranda bozmaktadır. Görünmeyen (gizli) zarar ise zaman içinde ortaya çıkmaktadır.
Kükürt dioksitin bitkilere olan bu doğrudan etkisinden başka, yöredeki yağışların ve bağıl nemin fazlalığı da topraktaki asitleşmeyi artırıcı, bazlarda fakirleştirici ve mikrobiyolojik etkinliği yok edici bir etkide bulunarak, dolaylı yoldan bitkilerin direncinin azalmasına neden olur. Bu direnç zayıflığı da zararlı böcek ve mantarların üremesi için gerekli ortamı oluşturur. Bu böcek ve mantarlar bitki örtüsünü ve kalitesini giderek yok ederler. Kükürt dioksitin yapraklardan sonra en etkili olduğu yerler bitki besin maddelerinin taşındığı iletim borularıdır. Bu borular vasıtasıyla bu gazın yaptığı zarar bitkinin diğer kısımlarına yayılır. Bitki terleme olayını kontrol edemez ve su dengesi bozulur. Bitkide solgunluk ve kurumalar görülür. Ayrıca polenler ve dişicik boruları zarar gördüğünden döllenme olmaz ve meyve tutmaz. Meyvedeki belirtiler bitki bir yıl Kükürt dioksite maruz kaldıktan sonra belirginleşir. Bitkilerdeki termik santrallerden kaynaklanan zararlar yaprak lekeleri, yaprak kurumaları, yaprak ve meyve dökülmeleri, büyümedeki gerileme, solgunluk ve ölümle sonuçlanır.29-EKİM CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN...! ! !
28.10.2012İĞNEADAYA NÜKLEER VE TERMİK SANTRAL İSTEMİYORUZ ! İMZA KAMPANYASI HABERİ
Kampanya sayfasına geri dönmek için tıklayın.
KAMPANYA SAHİBİ :HANİFE ORAL
CHP.net
27.10.2012LÜTFEN DESTEK OLALIM!
OY ALAMAYAN İKTİDAR, TRAKYA HALKINI CEZALANDIRIYOR...
KORUMA ALANI İÇİNDE OLAN, DÜNYANIN EN GÜZEL DOĞASINA SAHİP , "A" DERECESİNDE BULUNAN BERRAK SUYU İLE SAKLI CENNET İĞNEADAYA, BİR DEĞİL İKİ SANTRAL BİRDEN YAPILMAK İSTENİYOR...
BUNA DUR DEMEK BİZLERİN, SİZLERİN ELİNDE ....
BİZLERE İMZALARINIZLA YARDIMCI OLABİLİRSİNİZ...
DESTEK OLAN HERKESE TEŞEKKÜR EDERİZ...
CHP.netİğneada’dan gelen bir e-posta : ISTRANCA AĞLIYOR
27.10.2012
Dün birçok yetkilnin ve bir çok sivil toplum kuruluşunun posta kutusuna aşağıdaki e-posta düştü.Yenice beldesin’den İğneada’ya gelmek üzere yola çıktığınızda; yemyeşil uçsuz bucaksız Istranca Ormanlarından geçip Istranca dağının keyfini çıkarmak artık mümkün değil…
Hazırlıklı olun….Ne yazıkki; sizi, dağın üzerinde gri bir toz bulutu ile dağın ortasında orman içinde açılmış kaya yığınları karşılayacak.
Istranca devlet eliyle geçtiğimiz yıllarda Avrupa Birliği, Dünya Bankası gibi bir çok kurumdan proje alınarak korunmaya çalışırken, bu yıl yine aynı devletin eliyle talan ediliyor.Onbinlerce ağacın kesildiği, yaban hayatın üreme dönemlerinde dinamitlerin patlatıldığı,yüzyıllardır girilmeyen Istranca’ya yol çalışması adı altında yapılanları kim açıklayacak?
2008 yılında Yıldız Dağlarında Biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilmesi için Avrupa Birliğinden alınan miktar 344.500 avro…
http://www.milliparklar.gov.tr/DKMP/Files/bilgiNotu.pdf
Yol genişletme çalışmasının Demirköy ve İğneada’da yaşayan 5000 bilemediniz 10000 nüfuslu biz yerel halk için yapıldığını düşünüp, alkış tutanlara soruyoruZ Yerel yönetimlere, CHP MİLLETVEKİLLERİNE, Trakya’da bulunan Mühendisler Odasına, Doğa Derneklerine soruyoruZ1) Yol genişletme çalışması Beğendik için düşünülen nükleer santrale ilk adım mı?
2) Yol genişletme çalışması denetimlerini kimler yapmaktadır? Gereksiz kaç bin ağaç kesimi yapılmıştır, yaban hayat üreme noktalarında neden dinamitler patlatılmaktadır?Define peşine düşen işçileri kontrol eden şefler var mıdır?
3) Av koruma,Orman ve su işleri müdürlüğü, doğa koruma gibi devletin kurumları, yol çalışmalarını denetlemekte midir?Projeye uygun kesimler yapılıp yapılmadığını, doğaya olan zararları, sular üzerinde yapılan yön değişikliklerinin ileride oluşabilecek riskleri vs.
4) Bölgemin CHP Milletvekilleri Şenol Gürşan’ın yol çalışması hakkında yaptığı açıklamalarla yetinip saygı duyduğu için mi sessiz kalmaktadır?
5) Türkiye’de son yıllarda doğayı tahrip et, yol yap, binalar yap, hes yap, santral yap politikasına ISTRANCA da ortak olmuştur.Taş ocaklarıyla Istranca köyleri üzerinde eşsiz doğamızı tahrip edilirken,Istranca dağı yol çalışması adı altında Devlet tarafındandelinirken sessiz kalan bizler sessizliğimizi daha ne kadar koruyacağız?
6) Kapitalist sistem gölgesindeki ülkemde,10bin kişinin yaşadığı bölgeye yapılan trilyonluk yolun sadece ve sadece burada yaşayan yerel halk için yapıldığına inanmak, geleceğe ve doğaya en büyük ihanettir.İğneada:Çok nadir ve hassas ekosistem –
27.10.2012

Alan ulusal ve uluslar arası açısından son derece önemli kaynak değerlerini ihtiva etmektedir.
- Uluslar arası düzeyde Yıldız Dağları Avrupa Doğal Mirasının korunması açısından Orta
ve Doğu Avrupa’daki 5 en önemli alandan biri olarak tanımlanmıstır.
- Türkiye Yıldız Dağlarında Bulgaristan Strandja Tabiat Parkından itibaren bir kemer
seklinde sürekli vejetasyona sahip baskın olarak orman formu ilekaplıdır.
- Alan; orman, kıyı, kumul, dağ, deniz, göl ve dere gibi farklı pek çok nadir ve hassas
ekosistemi barındırmaktadır.
- Longoz ormanları dünyada örneğine az rastlanır bir ekosistem tipi olup, ekolojik yapısı ve
büyüklüğü bakımından bölgenin çok önemli bir kaynak değerini olusturmaktadır.
- Alan içinde 32 yerlesim Birimi bulunmaktadır.“Tek tek gelin”
27.10.2012CHP Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı konuşmada, İğneada yapılması gündemde olan santrallere karşı olduğunu belirtti.
Dibek yaptığı konuşmada, “71’inci maddeye baktığımızda, aslında 1’inci fıkra yeterli diye düşünüyoruz yani 1’inci fıkrada zaten süreç, tespit davasıyla ilgili olarak, mahkemeye aktarılmış ve orada kesin süreler de konmuş yani 2’nci fıkra, bir anlamda, artık grev yasağı anlamına geliyor. Burada, yani, bir grevin kararı alınmış veya uygulanmakta olabilir, grev veya lokavt için geçerli olan hüküm, taraflar, işçiler, işveren veya Bakanlık “Bu grev kanuna aykırıdır, uygulama kararı, uygulanan grev veya lokavt kanununa aykırıdır.” diye tespit davası için mahkemeye, yargıya gidebiliyor. Bunun için de yargıya bir aylık bir süre verilmiş yani “Bir ay içerisinde bu davaya bakacaksın ve sonuçlandıracaksın…” Eğer temyiz edilecekse orada da Yargıtaya bir süre verilmiş, Yargıtay da bunu bir ay içerisinde tamamlayacak. 2’ncifıkrada ne denmiş? Tedbiren de mahkeme bu tespit kararı burada grevin durdurulmasına ya da uygulanma kararını, uygulanmasına tedbiren de karar uygulanmasının kaldırılmasına karar verebilir diyor, yani buna gerek yok. Buna gerek yok, artık, bu bir yasak anlamındadır. Bunun madde metninden çıkarılması gerekir diyoruz. Önergemizin mahiyeti budur.Şimdi, önerge dışında da bir şey söylemek istiyorum. Aslında kanun görüşülürken farklı konulara girmek istemiyorum ama önemli olduğunu düşündüğüm için, Meclis de biliyorsunuz yarından sonra, bugünden sonra tatile girecek çünkü” diye konuştu.Akıl alır gibi değil!Bugün bir gazetenin manşetinde vardı, benim ilimle ilgili bir gelişme diye konuşan Dibek, “Gazetenin ismini de verebiliriz, artık reklam olacak ama, Milliyet gazetesinin manşetinde, nükleer santralle ilgili, 3’üncü nükleer santralle ilgili bir haber vardı değerli arkadaşlar. Diyor ki: “Üçüncü nükleer santralde yollar İğneada’ya çıkıyor.” diyor. İğneada neresi? Benim seçim bölgem olan Kırklareli’nin Karadeniz kenarındaki ormanla bütünleşmiş olan bir beldesi yani Demirköy ilçemizin bir beldesi. Sayın Bakan bir ara, Kültür ve Turizm Bakanımız buradaydı, Orman ve Su Bakanı Sayın Eroğlu o bölgeleri çok iyi bilir çünkü o, Istrancaların suyunu İSKİ’ye aktarırken o bölgeyle ilgili çalışmaları biliyordu, yani Demirköy’ü, İğneada’yı, o bölgeleri bilir. Artı, Kültür ve Turizm Bakanı o bölgeyi çok iyi bilir çünkü o bölge bir anlamda turizm bölgesi değerli arkadaşlar, su basan ormanlarımız orada, İğneada, Demirköy’ün Istranca ormanları. Orada nükleer santralden bahsediliyor. Bu konu daha önce de zaman zaman konuşuluyor, ben efsane gibi değerlendiriyordum ve tabii, geçen dönem bununla ilgili soru önergeleri vermiştim ilgili Bakanlığa, bana yanıt vermişlerdi, çok uzak da değil yani yanıt burada, yakın bir tarihte. Diyorlarki: “Yani böyle bir çalışma yok henüz. İşte, Türkiye’de değişik yerlerle ilgili planlamalar yapılmaktadır.” Ama net bir şey söylemiyorlar, böyle bir şeyin de varlığından bahsetmiyorlardı. Şimdi, böyle bir haber çıkınca tekrar sordum: Yani böyle bir çalışma varsa ne zaman başladınız bu çalışmaya? Yani “Böyle bir çalışma yok.” demiştiniz geçtiğimiz günlerde, bu çalışmaya ne zaman başladınız? İşte, Mersin Akkuyu’daki santrali biliyoruz. Nasıl başladı, Ruslara hangi şartlarda verildi, o arazi nasıl verildi? İhale yok. İşte, aynı olay Sinop içinde konuşuluyor. Şimdi, bu yetmezmiş gibi değerli arkadaşlar, bir olay daha çıktı bugün karşımıza.Bugün İğneada Belediye Başkanım beni aradı. Bu Bakanlıktan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığından bir yazı gelmiş, Enerji Piyasası Düzenleme Kuruluna bir başvuru var. Yine İğneada’da nükleer santralin yapılacağı paftada, yani aynı paftada Beğendik köyü var, İğneada’ya işte, 8-10 kilometre mesafede, bir firma, “Emba Elektrik Üretim AŞ” diye firma orada değerli arkadaşlar, 1.200 megavatlık bir termik santral için başvuru yapmış. Nereye? EPDK’ya. Şimdi, bir ön başvurusu var, onunla ilgili de belediyeyi bilgilendiriyor Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, “Bunun süreci başlamıştır.” diyor. Değerli arkadaşlar, yani nükleer santral yetmez gibi bir de termik santral çıktı karşımıza. Yani öyle bir söz var ya hani “Tek tek gelin.” şeklinde. Ya nereden çıktı? Aynı paftada iki tane santral olabilir mi? İthal kömür nereden gelecek? Bulgaristan’dan mı, Ukrayna’dan mı, Rusya’dan mı; onu da bilmiyorum. Ama bugün kısmen incelemeye çalıştım; aynı pafta, aynı ada içerisinde bir nükleer santral, İğneada’da bir tane termik santral çalışması yapılıyor. Tabii, Kırklareli, bu manşetten sonra, bu haberden sonra ayaklanmış durumda. Yani İğneada’nın özelliği bir tarafa, ama aynı yerde iki tane santralin olması gerçekten düşünülür gibi değil” ifadelerini kullandı.
MARÇEP Sonuç Bildirgesi: "Trakya Entegre Termik Santrali kurulması girişimi, İğneada Longozu’nu tamamen bitirecekti
27.10.2012MARMARA ÇEVRE PLATFORMU (MARÇEP)
Babaeski
42. OLAĞAN BÖLGE TOPLANTISI SONUÇ BİLDİRİSİ
20 EKİM 2012
Marmara’da çevre kirliliği ileri boyutlara ulaşmıştır. Çevre kirliliğinin insan sağlığını önemli ölçüde etkilediği ve kansere neden olduğu bilimsel çalışmalarla belgelenmiştir. Ayrıca İğneada’ya termik santral yapılması, Çorlu-Karatepe’ye katı atık bertaraf tesislerinin kurulması, Çorlu-Ulaş’a “angus ahırı”nın yerleştirilmesi, bölgedeki plansızlığının somut örnekleridir. Temiz enerji üretimi açısından çok önemli kaynaklara sahip olan ülkemizde kömür ve çöpten enerji elde etme amacına yönelik yatırımlar bilimsel ve ekonomik değildir.
Avrupa’nın en büyüğü, 2.511 dönümlük İğneada Longozu ciddi tehdit altındadır. Beğendik Köyü civarına Trakya Entegre Termik Santrali kurulması girişimi, İğneada Longozu’nu tamamen bitirecektir.
Çorlu-Ulaş’ta kurulan ahırda hayvanların vahşi ortamda tutulmasının ötesinde, bu hayvanların gübrelerinin kokusu bölgeyi yaşanmaz hale getirmiştir. Ayrıca bu barınaklarda hayvan kesimi yapılması hukuksuzluğun boyutlarını göstermek açısından somut örnektir. Bu hayvan barınaklarının kapatılması yönde alınan kararların derhal uygulanması vazgeçilmezdir.
Çorlu-Karatepe’ye kurulmak istenen katı atık bertaraf tesisleri, Trakya’daki çevre kirliliğini bir kat daha arttıracaktır. Katı atık bertaraf tesislerinin bölgedeki su ve toprak kirliliğine, hava kirliliğini de ekleyeceği açıktır. 875.000 ton kapasitesi olduğu bildirilen tesislerin yaratacağı hava kirliliğinin yanında yaşanacak trafik yoğunluğu ve egzoz gazlarının oluşturacağı kirlilik göz ardı edilemez.
Ülkemiz temiz enerji elde edebilecek, dünyanın sayılı ülkelerinden birisidir. Neden yüzde yüz yenilenebilir enerji elde etmek olanaklarımız varken termik ve nükleer enerjiye bağımlı kalınmak isteniyor? Özellikle rüzgâr enerjisi veriminde, son 30 yılda dünyada 500 misli artış vardır. Küresel hedef, enerji ağının gelecekte %100 yenilenebilir enerji elde etmeye dönüşmesidir. Planlamalar kesinlikle temiz enerjiden yana olmalıdır.
Ergene Nehri kirliliği, Türkiye’de kirlilik sembolü olmuştur. Sanayi kanalizasyonu halindeki nehir suları ile yapılan sulu tarım alanlarında özellikle ağır metaller bağlamında toprak kirliliğine dönüşmeye başlamıştır. Birkaç yıldır öne sürülen temizleme söylemlerine rağmen, nehir kirlilik bulgularında bir değişiklik olmadığı, bu yaz yapılan su analizleri ile bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bu kirliliğin su, toprak, bitki ve ürün yoluyla, hayvan ve insanlara ulaşması kaçınılmazdır. Bazılarının kanserojen olduğu bilinen ağır metaller (eser elementler) nehir suyunda, nehir çevresi topraklarda ve yetişen bitkilerde toksik düzeyde bulunmaktadır. Ülkemizde yapılan birçok çalışmada da bu maddelerin kanserli dokularda, normal dokulara oranla anlamlı düzeyde yüksek olduğu gösterilmiştir.
Endüstriyel tarım ürünlerinin yanı sıra gıda maddelerinin uzun süreli saklanabilmesi için eklenen katkı maddelerinin insan sağlığına ciddi olumsuz etkileri olduğu gerçeğini belirtmek gerekir. Özellikle süt ve et ürünlerinin işlenmesi sürecinde eklenen katkı maddeleri sağlık açısından ciddi tehditler oluşturmaktadır. Su ve toprak kirliliğine bağlı tarım ürünlerindeki ağır metallerin yanı sıra besinlerin uzun süreli saklanması amacıyla eklenen katkı maddeleri sağlık açısından çok özel bir önem taşımaktadır. Günlük yaşamımızda her an kullandığımız sucuk, salam, sosis gibi et ürünleri ve süt, yoğurt, yumurta gibi gıda maddelerine eklenen katkı maddeleri sağlığı ciddi olarak etkilemektedir. Bu ürünlerin yanı sıra sebze, meyve ve hububat tüketiminde de doğal kaynakların tercih edilmesi vazgeçilmezdir.
Trakya’nın koruma ve kalkınma anayasası olan “Ergene Havzası Çevre Düzeni Planı” bilindiği üzere iptal edilmiş, İstanbul Büyükşehir Belediyesi(İBB)-İMP ve Kentsel Tasarım Merkezi tarafından yapılan Trakya’yı İstanbul’un amaçlarına göre düzenleyen plan yürürlüğe girmiştir. Bu planın iptaline karşı açılan davanın sonuçlanmamış olması kaygılarımızı arttırmaktadır. Zira yürürlükte olan plana göre tahsisler, satışlar, kiralamalar, meraların amaç dışı kullanımı geri dönüşümsüz olarak sürmektedir. Kalanı kurtarmak için yargı kararı umudumuzdur.
Marmara Çevre Platformu’nun(MARÇEP) Babaeski 42. Olağan Bölge Toplantısı Katılımcıları;
Atatürkçü Düşünce Derneği Babaeski Şubesi
Kadıköy Bilim Kültür Ve Sanat Dostları Derneği (KADOS)
İğneada Çevre Derneği
Çorlu Kent Konseyi
Kırklareli Doğal Yaşamı Koruma Vakfı
TMMOB Kırklareli İKK
Kanser Savaş Derneği Kırklareli
Uzunköprü Çevre Gönüllüleri Derneği
Çorlu Çevre Gönüllüleri Derneği
Saray Kent Konseyi

İĞNEADA SANTRAL BULGARİSTAN BASININDA
27.10.2012http://www.bivol.bg/aec-igneada.html
Турция сериозно подготвя строежа на АЕЦ до Резово
Обществено обсъждане на 31 октомвриот Биволъ Четвъртък, 25 Октомври 2012 16:12
Турция сериозно обмисля строителството на АЕЦ и ТЕЦ в района на Инеада (Igneada), на няколко километра от българско-турската граница.
В кметството на община Инеада, на 18 октомври, е получено писмо от Анкара, в което се казва, че в района предстои строителство на АЕЦ и ТЕЦ - съобщи за Биволъ г-жа Гултен Авджи от турския град. На 31 октомври е предвидено обществено обсъждане на проекта.
"Искаме и вие да дойдете да ни помогнете, защото това е катастрофа за нас и за вас" - призова тя. "Всичко ще загине в Странджа, една мравка няма да живее тук". Съседите очакват български медии и организации да проявят интерес и да присъстват на обсъждането. Очудват се, че в България нищо не се знае и не се говори по този проблем. А бъдещите електроцентрали са едва на няколко километра от границите ни.
Местните хора са събрали подписка и са я връчили в общината на Инеада. Протестират и хотелиерите от региона, които подготвят писмен протест до Министерски съвет в Анкара. Плановете на противниците на проекта за АЕЦ, са да провалят общественото обсъждане, за да не може да се задействат процедурите.
Според г-жа Авджи в момента се строи и инфраструктура, която да обслужва бъдещите централи. "Строи се от няколко години. Твърди се, че строят лиман, но дали е така? Не ни казват нищо!" - притеснява се Авджи. Мястото на строежа е на видимо разстояние от Резово (виж картата). Кметът на Инеада е питал тамошния областния управител, но не е получил информация. Явно общинските власти и там се държат в информационно затъмнение, притесняват се еколози. Строи се и върху частни терени без обяснение, информират собственици.
Преди два дни в Инеада е имало дебат с професор от университета "Мармара" в Истанбул, който е разяснил какви ще бъдат последствията от строежа на АЕЦ. Специалистът не е скрил истината, че бъдеща ядрена централа и въобще тежка индустрия ще унищожи напълно риболова, ще предизвика радиоактивност в морето и последващ тотален крах на туризма. Очакват ни ракови заболявания и генетични малформации, но най-страшното е, че ще бъдат поразени поколенията - тревожи се още г-жа Авджи.
Построяването на АЕЦ "Инеада" може да съсипе тотално туризма и в българската част на Черноморието, тъй като едва ли туристите ще идват ентусиазирано да почиват на няколко десетки километра от АЕЦ, която ползва водата от морето за охлаждане. Щетите от подобен проект ще са стократно по-тежки и фатални за цялото ни Южно Черноморие от последствията на скандалния петролопровод "Бургас-Александруполис", сочат анализите от предварителните проучвания.
Проектът за трети турски АЕЦ в Инеада е официално подкрепян от турското правителство пише вестник Миллиет. Засега няма официална българска правителствена позиция за строежа на АЕЦ "Инеада".
Областният управител: Поисках информация от турския консул
Биволъ се свърза с областния управител на Бургас Константин Гребенаров. Според него все още няма официална информация от Турция за намеренията да се строи ядрена електроцентрала на нашата граница. Затова България не може да има и официална позиция. Официалната позиция би трябвало да излезе на правителствено ниво, а не на областно - каза още Гребенаров.
"Но ние сме най-заинтересовани, защото касае нашия регион и евентуални вредни влияния върху него. Затова, при среща с турския консул неотдавна поисках спешно да бъде събрана информация по проблема. Вероятно ще я получим през следваща седмица. Има твърдения, че не става въпрос за ядрена, а за топлоцентрала. Не е ясно и къде точно, върху коя територия ще бъде построена, ако изобщо я има. Според други твърдения пък отново става въпрос за провокация на опозиционна партия в Турция. Докато няма официално решение на турското правителство, не може да има позиция и България. Още повече, че става въпрос за намеренията на суверенна държава. Дори и това, че ядрената централа ще се строи в граничен район е трудно да се изведе като аргумент „против” – и нашата ядрена централа е на границата с друга държава."
Според областният управител единственият сериозен аргумент на България би могъл да се опре на факта, че влиянието на централата може да се разпростре върху защитени български територии. Гребенаров каза още, че е инициирал в близките дни среща с природозащитници, за да се обсъдят евентуалните вреди. Ще трябва да се провери и нормативната уредба по НАТУРА 2000 и доколко природозащитните закони позволяват изграждането на ядрени централи в съседство със защитени зони. За да се направи това обаче трябва да се знае къде точно ще бъде изградена централата.
Според сайта OFFnews.bg в българското Министерство на икономиката, енергетиката и туризма официално не е постъпвала информация за инвестиционно намерение за изграждане на АЕЦ в района на гр. Инеада, Турция. Съгласно задължението по Конвенцията за оценка на въздействието върху околната среда в трансграничен контекст се отчита общественото мнение и изразените становища на обществеността, вкл. на съседни държави, които може да бъдат засегнати в резултат на изграждането на новата ядрена мощност, пише още OFFnews.bg.
Турска телевизия: Районът е обречен на гибел
Телевизионен репортаж на ShowTV от 23 октомври.
"Ние не искаме това, кой болен мозък го измисли? Уникалните лонгозови гори и огромните масиви водни лилии са под угрозата да бъдат унищожени", това е въведението на репортера, застанал на мястото, където е предвидено изграждането на ядрената централа на брега на Черно море в района на Инеада, Турция, на нищожно разстояние от българското Резово. Зад него е гражданското пристанище за фериботите и малките кораби за всекидневен транспорт до вътрешността на страната. Депутатът от избирателния район Къркларели Тургут Билек не крие възмущението си. "Недопустимо е в един и същ природен парк да функционират две централи. Природата е заплашена от невиждана екокатастрофа", предупреждава той.
Кметът на Инеада Тахир Ъшък също е стъписан и възмутен. "Общината е уведомена за проекта. Но в района 87 на сто е гора, няма друг подобен терен в Турция! Ако действително на ден централата изгаря по 850 тона въглища, какво ще стане, не зная, може би трябва да питам вас?", обръща се той към тв. репортера. Ще остане ли нещо зелено изобщо, пита още кметът.
Репортерът отбелязва, че Инеада е уникално озеленено място с най-големите в света масиви от лонгозови дървета и огромни масиви водни лилии, с дървета, виреещи с корените си в морската вода, и освен това навсякъде растат лековити билки и обикалят редки животни. Всичката тази флора и фауна е обречена на гибел, подчертава той.
И още - че оттук минава пътят на преселението на рибите и птиците, както и че районът на Инеада е 59-ият национален парк на Турция със статут на защитена територия. "Това е обреченият район", тревожно подчертава репортерът.
Той съобщава, че местните хора са в истински шок от правителствения проект и са категорично против реализацията му. Цитираните в репортажа подчертават, че територията е защитена и че ако там бъде изградена централата, и рибата, и животните ще бъдат изтровени, а за много хора риболовът е основен поминък. Жена на 65 г. казва, че 65 години живее в Инеада и то е заради приказния въздух, в Истанбул не може да понася въздуха. Друга възрастна също заявява, че ако питат нея, в никакъв случай не трябва да се строи централата, защото обрича на смърт всичко живо.
На финала репортерът обобщава: Всички местни жители правят крайно мрачни прогнози и се питат как е възможно раят на света да бъде разрушен с проекта за термична и ядрена централа.
Очаквайте подробности
Kampanya, Santraller 'in kurulmasına engel oluncaya kadar devam edecektir....
26.10.2012Kampanya, Santraller 'in kurulmasına engel oluncaya kadar devam edecektir....
''BALIĞIMIZI, SUYUMUZU VE LONGOZUMUZU KORUYALIM'' -DEMİRKÖY'ÜN İĞNEADA BELDESİNDE DÜZENLENEN TOPLANTININ SONUÇ BİLDİRGES
25.10.2012
İğneada Doğal Ekosistemi Koruma ve Bölgesel Yaşamı Destekleme Derneği (İDE) tarafından Demirköy'e bağlı İğneada Beldesi'nde düzenlenen ''Balığımızı, suyumuzu, longozumuzu koruyalım'' konulu toplantının sonuç bildirgesi açıklandı.TEMA Vakfı Genel Müdürü Dr. Uygar Özesmi, Prof. Dr. Mustafa Sarı, Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, Prof. Dr. Bayram Öztürk ve Doç. Dr. Kenan Ok İDE Başkanı Orhan Uyanık ve SS Limanköy Balıkçı Kooperatif Başkanı İbrahim Metin'in katılımıyla 3-4 Kasımda yapılan toplantıda, İSKİ tarafından yöredeki su kaynaklarından İstanbul'a su sağlanmasının etkileri tartışıldı.
Toplantının yayımlanan sonuç bildirgesinde yer verilen bazı konular şöyle:
-Akarsuların ve longoz sularının denizle karıştığı alanların, balıkların üremesi, beslenmesi ve balıkçılık verimi açısından vazgeçilmez olduğu bilimsel bir gerçektir.
-2500 hektar alanı kaplayan İğneada longozları, bu güne kadar yapılan araştırmalara göre, 27 tür ağaç ve ağaççık, 4'ü endemik olmak üzere toplam 671 tür bitki, 221 tür kuş, 50 tür memeli, 35 tür sürüngen, 310 tür böcek, 30 tür tatlı su balığı ve 20 tür ekonomik değeri olan deniz balığı türünün yaşam alanıdır.
-Bölgede mantar ve hoş kokulu bitkilerin işlenmesi, arıcılık, konservecilik gibi doğayla dost geçim kaynaklarının geliştirilmesi için gerekli altyapı çalışmalarının başlatılması ve teşviklerin verilmesi gerekmektedir.
-İğneada longozlarındaki akarsular üzerindeki tehdit, milyonlarca yıldır buradaki farklı ekosistemlerde varlığını sürdüren zengin, canlı yaşamla birlikte balıkçılığı ve bölge halkına yeni bir geçim kaynağı sağlayacak olan ekoturizmin gelişmesini de tehdit etmektedir.
-Tarım, sanayi ve kentleşme plansızlığı yüzünden Trakya'da akarsular ve yer altı rezervleri tükenmektedir.
-Bölgede kum ve güneşi dışlamayan ekoturizm faaliyetlerinin teşvik edilerek geliştirilmesi, doğal kaynakların korunması, hem yöre ekonomisinin canlanması hem de gelecek kuşaklara bu değerli mirasın devredilmesi açısından önemlidir.
İğneada; Trakya'nın incisi...
25.10.2012
Mavi ve Yeşilin mükemmel bir uyum içinde olduğu çok doğal ve sakin bir beldedir.
Ormanın yeşili ve Karadenizin mavisi çok güzel bir ahenk oluşturmaktadır.
İğneada, önde uçsuz Karadeniz, arkada yemyeşil Istranca ormanları, sağda Mert Gölü ve solda Erikli Gölü ile çevrelenmiş doğal bir harikadır.
İğneada,
Temiz havası, denizi, ormanı, sahili, gölleri ile kısaca doğal güzellikleri ile cezbetmektedir insanları.
Tatil diyince denizi güneşi kumu ve sakin bir ortamı düşleyenler için birer bir yer.
Bunları arayanları İğneada'yı, eğlenceyi ve kaliteli profesyonel otel turizmi arıyanlara ise Ege ve Akdenizi öneriyoruz.
Güzel bir tatil dileklerimizle...
Editor

iğneada saklı kent
25.10.2012İğneada Beldesi, sahip olduğu doğal güzellikleri, Karadenizin en batı ucunda yer alan ve uzunluğu yaklaşık 20 kilometreye ulaşan kesintisiz kumsalları ve plajları ile güneydeki tatil mekanlarına alternatif sunuyor....

Huzurlu bir tatil cenneti; İğneada Karadeniz kıyısında 20 km uzaklıkta geniş bir kumsala sahip olan İğneada koruma altındaki yedi gölü, zengin doğası oksijen çadırından farksız havası ve bünyesinde sakladığı sürprizlerle yatırımcılar için çok cazip ...

İğneada İĞNEADA Karadenizin denizi ve mevsimi ile Trakya'nın ormanlarının buluştuğu en güzel ve en doğal yerleşim yeridir. İnsanın yaşamı boyunca doğal güzellik adına görmek isteyebileceği hemen hemen tüm güzellikleri barındırabilen cennetten bir köşe.... Nemrut Krater Gölü ve İğneada Longozu, Ramsar Alanı İlan Edilecek
25.10.2012
Hüseyin Gazi Kaykı - Nemrut Krater Gölü ve İğneada Longozu'nun, Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanların Korunması Sözleşmesi kapsamında Ramsar alanı ilan edilmesi kararlaştırıldı.
Hüseyin Gazi Kaykı - Nemrut Krater Gölü ve İğneada Longozu'nun, Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanların Korunması Sözleşmesi kapsamında Ramsar alanı ilan edilmesi kararlaştırıldı.Çalışmaların tamamlanmasının ardından yıl sonuna kadar krater gölü ve longoz, Ramsar Sözleşmesi kapsamında uluslararası düzeyde koruma altına alınacak.
AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Ulusal Sulak Alan Komisyonu, Orman ve Su İşleri Bakanlığı Müsteşarı Lütfi Akca başkanlığında 2012 Yılı 1. Olağan Toplantısı'nı yaptı.
Sulak alanlar ve Ramsar alanlarında yapılan çalışmaların değerlendirildiği toplantıda, halen 13 olan Ramsar alanlarına yenilerinin eklenmesi kararı alındı.
Bu kapsamda, Ramsar alanı olmaya aday 17 sulak alandan öncelikle Nemrut Krater Gölü ve İğneada Longozu'nun yıl sonuna kadar Ramsar alanı ilan edilmesi kararlaştırıldı.
-Kriterleri sağlıyorlar-
Sulak alanın, Ramsar kapsamındaki 9 kriterden birini taşıması Ramsar alanı ilan edilmesi için yeterli olurken, Nemrut Krater Gölü ve İğneada Longozu'nun beşer kritere uygunluk gösterdiği belirlendi.
Buna göre, her iki sulak alan da hassas, nesli tehlike altında olmaya yakın veya olan türleri veya ekolojik ilişkileri, biyolojik çeşitliliğin sürdürülebilmesi açısından önemli veya hayat döngülerinin kritik safhalarındaki bitki ve hayvan türlerini, bir su kuşu türü veya alt türlerinin popülasyonlarının bireysel olarak yüzde 1'ini desteklemesi kriterlerini sağlıyor.
Öte yandan Nemrut Krater Gölü, bulunduğu biyocoğrafik bölgede temsilci, az bulunan ve benzersiz doğala yakın veya doğal sulak alan örneği olma, İğneada Longozu da balıklar için önemli besin kaynağı, yumurtlama alanı, üreme yeri ve göç yolu üzerinde bulunma kriterlerine de uygunluk gösteriyor.
Çalışmaların tamamlanmasının ardından Nemrut Krater Gölü ve İğneada Longozu, yıl sonuna kadar Ramsar Sözleşmesi kapsamında uluslararası düzeyde koruma altına alınacak.
-Türkiye'nin uluslararası öneme sahip 135 sulak alanı var-
Ramsar Sözleşmesi'ne 1994 yılında taraf olan Türkiye, bugüne kadar Sultan Sazlığı, Seyfe Gölü, Burdur Gölü, Manyas (Kuş) Gölü ve Göksu Deltası, Akyatan Lagünü, Kızılırmak Deltası, Uluabat Gölü ve Gediz Deltası, Yumurtalık Lagünü, Meke Gölü, Kızören Obruğu ve Kuyucuk Gölü olmak üzere 13 sulak alanı sözleşme listesine dahil ettirdi.
Türkiye, Ramsar Sözleşmesi ile başta söz konusu alanlar olmak üzere sınırları içerisindeki bütün sulak alanları korumayı, geliştirmeyi ve akılcı kullanmayı uluslararası düzeyde taahhüt etmiş bulunuyor.
Toplam alanı 1 milyon hektarı aşan 300'den fazla sulak alana ev sahipliği yapan Türkiye'nin 135 sulak alanı uluslararası öneme sahip kabul ediliyor.
İğneada’ya, iki ‘ölüm kampı’ inşa edilemez
25.10.2012İğneada’ya, iki ‘ölüm kampı’ inşa edilemez
DURSUN CAYMAZ
Vize-Pınarhisar arasındaki Poyralı Köyü'nden İğneada yoluna döndüğümüzde Sonbahar'ın buralarda kendini hissettirmeye başladığını gördük. Şehirde mevsim geçişlerine şahit olmanın ne kadar zor olduğunu bildiğimiz için nükleer tehdidi altındaki İğneada'ya bir hafta sonu kaçamağı yapıp, balıkçıları, çarşısı, Longoz Subasar Ormanları, gölleri, nadir hayvan ve bitki çeşitliliğiyle Sonbahara tanıklık etmek istiyoruz. Güzel bir kamp atacağız bu serin Cumartesi gününde. İğneada yoluna bu duygularla giriyoruz.
Dost, sıcak ve sevecen insan Belediye Başkanı Tahir Abi meydandaki Ege çay ocağında halkla otururken karşılıyor bizi. Önce şaşırıyoruz biraz. Alışıldık bir durum değil. Ama o hep orada, çarşıda halkın arasında. Merhabalaştıktan sonra suratların asık, canların sıkkın olduğunu farkediyoruz.
Kara haber yeni gelmiş. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'ndan gelen bir yazı var Başkan'ın elinde. Sohbetin tam ortasına geldiğimiz için pek bir anlam veremiyoruz başta. Başkan konuşmaya başlayınca anlıyoruz ki, yıllardır nükleer santral tehdidi altındaki İğneada'ya bir de termik santral yapılması kararı alınmış, üstelik Bakanlık'tan da geçmiş. Üstelik nükleer santralı da yapmakta kararlılar diyor Başkan. İğneada'ya iki santral. Yıllardır yapılmayan İğneada yolunda gördüğümüz yapım çalışmalarını şimdi anlıyoruz. Yolu da hazırlıyorlar.
ÖNCE HALKA SORMAK GEREK
Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor. Neler yapılması gerektiği konuşuluyor. Üstelik itiraz süresi de bitmek üzere. Beğendik mevkiinde yapılmak istenen “Trakya Entegre Termik Santralı Projesi” İğneada'ya biraz sonra yağmur bırakmaya hazırlanan gökyüzünü sarmış karabulutlarla daha da karartıyor ortalığı. Öğleden sonra olmasına rağmen çarşıya bir karanlık hâkim. Haberi getiren kağıt ise artık beyaz değil.
Telefon trafiği başlıyor, hızla “Avrupa Yenilenebilir Enerji Birliği Türkiye Başkanı” Prof. Tanay Sıdkı Uyar Hoca'ya ulaşılıp Pazar günü için bir halk toplantısı tertip ediliyor. Önce halka sormak gerekir. Sonra hemen itiraz edilip mücadele başlayacak. Bu karmaşada Başkan İğneada'yı gezdiriyor bize. Kamp yapabileceğimiz bir yer bulmak için canla başla her ayrıntıyı atlamadan anlatıyor. Gezdiğimiz yerler hakkında bilgi veriyor. Anlatırken kendinden geçiyor. Gelecek yıl yapacağımız Balkan Camper Bus Buluşması'nı bu alanlardan birinde yapacağız. Yeşilin içinde çok güzel bir yer gösteriyor bize.
KARARA KARŞI HERKES ŞAŞKIN
Akşam olduğunda yağmurun da eşliğinde çok güzel bir ormanda kampımızı kuruyoruz. Kasabadan dostlarımız gelip gidiyor. Gazeteci Kutluay Abimiz yalnız bırakmıyor bizi. Çiseleyen yağmurun sesine karışıyor seslerimiz. Konu hep aynı: Termik santral. Gece başlayan yağmur, Pazar sabahı da ritmini koruyarak devam ederken saat ikide yapılacak toplantıya kadar kasabada vakit geçiriyor, insanlarla konuşuyoruz. Herkes şaşkın. Nasıl olur da endemik bitki ve hayvan çeşitliliği olarak bu kadar zengin bir coğrafyaya, dünyanın neredeyse en önemli subasar ormanlarına sahip Istrancaların koruma altındaki doğasına böyle bir, hatta yetmedi iki ölüm kampı inşa edilebilir? Karar verilmiş. Birilerinin rant için iştahını kabartan ormanları, dereleri ve gölleri devlet kendi eliyle düzmece, aceleci raporlarla nasıl peşkeş çeker? Üstelik halka sormadan ve kararı verdikten sonra bunu bir yazıyla yerel yönetime son anda haber veren bir devlet. İğneada sokaklarında Pazar sabahı gördüklerimiz bunlardı. Kafalar karışık, yakında kömür tozlarının uçuşacağı havada, bu sabah kelimeler uçuşuyor: Kömür, kanser, ton, baca, ölüm, filtre, liman, orman, kül havuzu. Yakalamaya çalışıyoruz kelimeleri.
İĞNEADA MÜCADELEDE KARARLI
Toplantı başladığında görüyoruz ki, İğneada mücadele edecek. Bu işin peşini bırakmayacak. Başkan da, halk da kararlı. Tıpkı Kazdağların'da, Gerze'de, Cide Loç Vadisi'nde ve memleketin her köşesinde olduğu gibi doğasına, derelerine, suyuna, oksiyenine sahip çıkacak, bu bezirganlara geçit vermeyecek halk.
Salon kalabalık. Herkes Tanay Hoca'yı cankulağıyla dinliyor. Kimsenin aklından şirketin yakında gelip halkı ikna için söyleyeceği yalan vaadlere kanmak geçmiyor. Herkes günde yakılacak 800 ton kömürün doğaya yapacağı tahribatta birleşmiş durumda. Yerli halkın tek geçim kaynağı olan balıkçılığın durumunu merak ediyor birileri. Birileri Longoz Subasar Ormanlarına, Mert Gölüne, dağlarında yaşayan hayvanlarına buradaki diğer doğa harikalarına ne olacağını soruyor. “Sezonunda yine bolca palamut tutabilecek miyiz?” diyor balıkçılar. Dışarda yağan yağmuru getiren gökyüzündeki şu karabulutlar mutlaka gider yarın, ya içimizdeki bu hüzün, kömür karası, bu ne zaman gider? Çoğalıyor sorular. Ama cevaplar da İğneada'da.http://www.ensonhaber.com/galeri/kayip-cennet-igneada
25.10.2012http://www.ensonhaber.com/galeri/kayip-cennet-igneada
İGNEADA .. 2 SAAT MESAFEDEKİ TATIL CENNETİ ..
25.10.2012
İğneada el değmemiş bir doğa .. dağlarında gezinebileceğiniz .. göllerinde tekne sefası yapabileceğiniz, denizinde balık avlayabileceğiniz. Tatilciler içinse 10 kilometre uzunluğundaki sahillerinde güneşlenme olanağı. Pırıl pırıl kumların üzerinde yürüyüş yapabilir ve tertemiz sularında serinleyebilirsiniz..
Kategori: TATIL YERLERI
Yorum Sayısı: 0
Okunma: 9260
Tarih: 23.08.2012
N
İğneada el değmemiş bir doğa .. dağlarında gezinebileceğiniz .. göllerinde tekne sefası yapabileceğiniz, denizinde balık avlayabileceğiniz. Tatilciler içinse 10 kilometre uzunluğundaki sahillerinde güneşlenme olanağı. Pırıl pırıl kumların üzerinde yürüyüş yapabilir ve tertemiz sularında serinleyebilirsiniz..
İğneada’da hem deniz hem de orman var .. ki çok az yerde bunu bulabilirsiniz..Denizin yosun kokusu veya ormanın çam kokusunu eşliğinde yürümek olanağı var burada ..
İğneada ideal olarak iki günlüğüne hatta dilerseniz sabah erkenden gidip akşam dönebileceğiniz kısa bir gezi için en uygun seçeneklerden biri..
İstanbul’dan 2 saatlik mesafedeki bu gizli cennet yazın denizden yararlanmak isteyen tatilciler, kışın da hafta sonları kentin gürültüsü ve karmaşasından kaçıp başını dinlemek isteyenler için gerçekten de ideal ..
İğneada bugüne kadar kendini layıkıyla tanıtamamış cennetlerimizden biri .. Bir nedeni de güneye giderken yol üstünde filan olmaması .. Hatta tamamen ters yönde olması .. Burada o kadar güzel bir sahil şeridi var ki Brezilya’nın meşhur Copa Cabana sahilinden bile daha uzun ve güzel .. Doğa olarak da nefis bir orman örtüsü ve yeşillik ve dünyaca ünlü Longos ormanları ..
Bu tatil yöremizin iyi bir tarafı da, çok kalabalık olmaması ve tatili 4 çeker veya en son model spor arabalarıyla gidip gösteriş yapmak sanan tiplerin buraya uğramaması pek .. Yani kafanız rahat İgneada’da .. Bar, pavyon ve diskotek muhabbeti de yok .. Dolayısıyla tam manasıyla huzur veren ve dinlenebileceğiniz bir tatil yöresi ..
Tatili arabalar içinde dolaşarak hava atma, en pahalı ve şık giysilerini giyip piyasa yapma, diskolara ve gece kulüplerine gidip sabahlara kadar kör kütük kalça sallayarak partner peşinde koşma sananlar ve tatili lüks bilmem kaç yıldızlı otelde kalma sananlardan değilseniz .. burası tam size göre ..
Üstelik de çok hesaplı ..
TURKIYEINTERNETTE.COM
NOT : İĞNEADA hakkındaki ayrıntılı bilgileri www.igneada.com adresinde bulabilirsiniz..
Bu cennet yöreyi aşağıdaki videoda izleyerek çok güzel bir fikir sahibi olacağınıza hiç şüphe yok ..
Bu videonun meydana getirilmesinde çok büyük fikir emeği olan Rahmetli Orhan Uyanık Bey'e çok teşekkür ve tebriklerimizi sunarız .. İYİ SEYİRLER ..
Nükleere Karşı İnsan Zinciri Oluşturdular
25.10.2012Japonya'daki Fukuşima kazasının yıl dönümünde nükleer santrallerin çevreye ve insan sağlığına verdiği zarara dikkat çekmek isteyen bir grup çevreci, Beyoğlu'nda insan zinciri oluşturdu.
Japonya'daki Fukuşima kazasının yıl dönümünde nükleer santrallerin çevreye ve insan sağlığına verdiği zarara dikkat çekmek isteyen bir grup çevreci, Beyoğlu'nda insan zinciri oluşturdu. İstiklal Caddesi üzerinden Galatasaray'a yürüyen çevreciler, Türkiye'de nükleer santral istemediklerini dile getirdi.
Antikapitalist Öğrenciler, Barışa Pedal, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, Dünya Yalnız Bizim Değil Platformu, Doğa Derneği, Greenpeace, Devrimci Sosyalist İşçi Partisi (DSİP), Demokrasi ve Özgürlük Hareketi (DÖH), Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu (BAK), Yeşiller Partisi üyelerinin bulunduğu ve kendilerine Küresel Eylem Grubu adını veren yaklaşık 500 kişi Taksim Meydanı'nda toplandı. 'Akkuyu Fukişima olmasın', 'Nükleerin tehlikesini sağır sultan duydu sultanım siz duymadınız mı?', 'Nükleer degil güneş rüzgar' yazılı pankartlar açan grup, siyah balonlar taşıdı. İstiklal Caddesi üzerinde tek sıra halinde yürümeye başlayan grup Galatasaray Meydanı'na kadar el ele tutuşarak zincir oluşturdu. Grup yürüyüş boyunca 'Nükleer santral istemiyoruz', 'AKP elini Akkuyu'dan çek', 'Gel sen de haykır nükleere hayır', 'Güneş rüzgar bize yeter', 'Nükleer santral patlar çatlar' şeklinde slogan attı.
Galatasaray Meydanı'na ulaşan grup adına basın açıklamasını Ümit Şahin yaptı. Japonya'da yaşanan Fukuşima nükleer kazasının üzerinden bir yıl geçtiğini hatırlatan Şahin, bu felaketin nükleer enerjinin en tehlikeli, en kirli ve en kabul edilemez enerji üretim biçimi olduğunu bir kez daha gösterdiğini söyledi. Fukuşima nükleer kazasıyla ilgili yaşanan gelişmeleri ve sonrasındaki olumsuz sonuçları hakkında bilgiler veren Şahin, "Bütün bunlara rağmen AKP hükümeti anlaşılamaz biçimde Akkuyu'ya nükleer santral kurma kararında ısrar ediyor.,Türkiye halkının büyük bir çoğunluğu nükleer santral istemiyor. Ancak hükümet Rusya ile yaptığı kabul edilemez anlaşmayı sürdürmek uğruna halkın sesine kulaklarını tıkıyor." dedi.
Hükümete seslenen Şahin sözlerini şöyle sürdürdü: "Halkın sesine, bilime ve demokrasiye birazcık saygınız varsa Akkuyu nükleer santral kararını derhal iptal etmelisiniz. Akkuyu'da, Sinop'ta, İğneada'da, Türkiye'nin ya da dünyanın hiçbir yerinde nükleer santral istemiyoruz. Hükümetin nükleer balonunu hep birlikte patlatıyoruz."
Konuşmanın ardından eyleme katılanlar hükümeti protesto için ellerindeki balonları hep birlikte patlattı. Grup açıklamanın ardından olaysız dağıldı.
3. nükleer santralde yollar İğneada’ya çıkıyor
25.10.2012İlkinin Mersin’de yapımı için Rusya ile anlaşan Türkiye, Sinop için dört ülke ile görüşme yapıyor. Bu dönemde 3. santral hazırlıkları devam ediyor. Son santral için deprem riski zayıf bölgelerden İğneada’nın ismi öne çıkıyor. Ankara’nın da adı listede
MİTHAT YURDAKUL-Ankara
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın, üçüncü nükleer santral ile ilgili yer tespit çalışmalarına başlandığı açıklaması, Kırklareli’ne bağlı İğneada’nın adını öne çıkardı. İğneada deprem riskinin çok düşük olması ve deniz kenarında bulunması gibi özellikleriyle öne çıkarken, ithal edilecek santral ekipmanlarının kara yoluyla taşınmasının zorluğu, iç bölgelere santral yapılması olasılığını düşürüyor. Yıldız, ikinci nükleer santralle ilgili müzakerelere üçüncü santralin yer tespit çalışmalarının da eklendiğini, yeri henüz belli olmayan üçüncü santralin Akkuyu büyüklüğünde olacağını söyledi.
Bakan Yıldız’ın bu açıklamalarının ardından, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın nükleer santral için yola çıkarken belirlediği üçüncü yer olan İğneada gündeme geldi. Deprem açısından güvenli bir yerde bulunan İğneada, deniz suyundan soğutma yapılabilecek olmasıyla da tercih edilen bir alan haline geldi. Nükleer santralin, Ankara civarında, iç bölgelere yapılabileceği iddiası da bir başka olasılık olarak ortaya atıldı.
‘İncelemeler sürüyor’
Milliyet’e konuşan bir enerji yetkilisi, “Gelişme aşamalarına göre üçlü seçim yapıldı. Akkuyu ve Sinop’un yanında İğneada eski incelemelerden beri gündemdeydi” dedi. Deprem riskinin önemli bir faktör olduğunu belirten yetkili, seçilecek bölgenin sanayileşme durumu, işletme maliyeti, soğutmada kullanılacak su kaynakları ile tüketim alanlarına dağıtım olanaklarının da yapılan değerlendirmelerde dikkate alındığını kaydetti.
Nükleer santral inşaatında taşıma maliyeti yüksek olan büyük parçalar kullanıldığına işaret eden yetkili, “350-400 tonluk reaktör kabının taşınması var. Böyle bir yükü karadan taşımak zor” diyerek iç bölgelerde santral inşaatının bu açıdan zor olduğunu söyledi. Yeni seçilecek bir yer ile ilgili incelemelerin 2-3 yıl süreceğini belirten yetkili, daha önce gündeme alınmayan İçanadolu’da santral olasılığının bu açıdan da zor olduğunu ifade ederek, “İç bölgeler daha önce ihtiyaç olmadığı için gündeme alınmadı” diye konuştu.
Sadece su kaynakları açısından bakıldığında herhangi bir zorunluluk bulunmadığını ifade eden yetkili, “Nehir, göl, baraj ya da deniz kenarında olması santrale engel değil. Fransa ve Almanya’da nehir kenarında, Finlandiya ve İspanya’da deniz kenarında, ABD’de deniz ve nehir kenarında santraller var” dedi.İĞNEADADA NÜKLEER VE TERMİK SANTRAL İSTEMİYORUZ...!!!
25.10.2012Kampanyamıza göstermiş olduğunuz yoğun ilgiye çok teşekkür ederim arkadaşlar....Hepimiz birlikteyken GÜÇLÜYÜZ...!!!
http://www.youtube.com/watch?v=_te0dSVWm6w
25.10.2012http://www.youtube.com/watch?v=_te0dSVWm6w
iğneada saklı kent
25.10.2012https://www.youtube.com/watch?v=X-T4PqKKUN0
Değişime Ortak Ol!
24.10.2012Nükleer çocuklarımızın geleceğini radyasyona teslim etmektir. Yarın çocuklarımız "Karşı koymak için ne yaptın?" diye sorduğunda vereceğin yanıt bugünkü tepkindir.
Almanya, İsviçre, İtalya, Japonya ve Belçika gibi birçok ülke nükleer enerjiden vazgeçiyor. Türkiye'nin de bu değisime ortak olup geleceği yakalaması için harekete geç!
Genel izleyici olma, internet eylemine katıl!
Showtv - İğneada Termik Santral Haberi
23.10.2012https://www.facebook.com/photo.php?v=4398877803830
İğneada'ya Çifte Santral Şoku Meclis Gündeminde
23.10.2012İĞNEADA’YA ÇİFTE SANTRAL ŞOKU MECLİS GÜNDEMİNDE.
KESİMOĞLU ÇED SÜRECİ BAŞLAYAN TERMİK SANTRAL PROJESİNİ VE NÜKLEER SANTRAL İÇİN İĞNEADA’NIN ÖNE ÇIKMASINI MECLİSE TAŞIDI
KESİMOĞLU HEM ÇEVRE BAKANINA HEM DE ENERJİ BAKANINA SORU ÖNERGESİ YÖNELTEREK İĞNEADA’NIN DOĞAL VE TARİHİ GÜZELLİKLERİNİ, ÇEVRE İÇİN ÖNEMİNİ HATIRLATARAK SORDU: “TAHRİBAT YAŞANMAMASI İÇİN ALINMAKTA OLAN ÖNLEM VAR MI?”
Kırklareli Milletvekili ve İçişleri Komisyonu Üyesi Mehmet S. Kesimoğlu İğneada’da ÇED süreci başlayan termik santrali ve üçüncü nükleer santral için de İğneada’nın adının geçmesini Meclis gündemine taşıdı.
Hem Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’a hem de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’a birer soru önergesi yönelten Kesimoğlu projelerin İğneada’ya vereceği zararlara ilişkin bilimsel raporları hatırlattı.
Çevre Bakanı Bayraktar’a, Enerji Bakanı Yıldız’ın üçüncü nükleer santral için yer tespiti çalışmalarında İğneada üzerinde durduklarını açıkladığını hatırlatan Kesimoğlu “Bu bölgeye termik santral mi yoksa nükleer santral mi yapılacaktır? Her iki projenin de hayata geçirilmesi olasılık dahilinde midir?” diye sordu.
Bölgede kurulacak termik santral için İğneada’nın seçilmesinin nedenini de öğrenmek isteyen Mehmet Kesimoğlu termik santralde yakıt olarak ne kullanılacağına ilişkin şu soruları yöneltti:
“Termik santral projesinde ana yakıt olarak ne kullanılacaktır? Doğalgaz mı, kömür mü yoksa başka bir yakıt türü mü kullanılacaktır?
Kullanılacak yakıtın günlük miktarı ne olacaktır?
Kömür kullanılacaksa ithal mi yoksa yerli malı kömür mü kullanılacaktır?
Baca gazı çıktısının verileri ne olacaktır?”
Baca gazlarının Longoz ormanlarını da tahrip edeceğine dikkati çeken Kesimoğlu Bakan Bayraktar’a önlem alıp almadıklarını da şu soruları yönelterek sordu:
“Bu projeyle ilgili olarak, çıkacak baca gazları nedeniyle bölge için çok önemli olan Longoz ormanlarının tahrip olacağına ilişkin bilimsel görüşler dikkate alınmakta mıdır? Alınmaktaysa ne tür önlemler düşünülmektedir?
Bu türden bir tahribatın karşı kıyıdaki Bulgaristan ormanlarını da etkileyeceği ve hukuki sorunlar doğuracağına ilişkin bilimsel görüşler dikkate alınmakta mıdır? Alınmaktaysa ne tür önlemler düşünülmektedir?
Bu projenin 1/25 binlik ve 1/100 binlik planlara aykırı olduğu göz önünde bulundurulmakta mıdır?”
Kesimoğlu, İğneada’nın doğal ve tarihsel güzelliklerini de hatırlatarak Bakan Bayraktar’a “Turistik bir merkez olan, doğal ve tarihi güzelliğiyle öne çıkan İğneada’da bu değerleri yok edecek bir termik santral projesini durduracak mısınız?” diye sordu.
Mehmet Kesimoğlu Meclis Başkanlığına, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın yanıtlaması istemiyle de bir soru önergesi sundu. Kesimoğlu, Bakan Yıldız’a “üçüncü nükleer santral için yer tespiti çalışmalarında söz konusu Termik Santralin projelendirildiği bölge olan İğneada’nın öne çıktığına ilişkin açıklamalarınız basında yer almıştır.” dedi. Mehmet Kesimoğlu Bakan Yıldız’a şu soruları yöneltti:
“ Aynı bölgeye hem termik hem de nükleer santral yapılmasının çevreye etkileri ne olacaktır?
Turistik bir merkez olan, doğal ve tarihi güzelliğiyle öne çıkan İğneada’da kurulacak bir nükleer santralin çevreye etkileri ne olacaktır?”











