İNSAN HAKLARINA AYKIRI OLAN TAAHHÜDÜ İHLAL YASASININ DİSİPLİN VE TAZYİK HAPSİ BÖLÜMÜ KALDIRILSIN İmza Kampanyası

131 kişi imzaladı. Hedef 10.000 imza!

İNSAN HAKLARINA AYKIRI OLAN TAAHHÜDÜ İHLAL YASASININ DİSİPLİN VE TAZYİK HAPSİ BÖLÜMÜ KALDIRILSIN!
<p></p><p>BAŞBAKANIMIZ</p><p>"BU ÜLKEDE HİÇ KİMSE BORCUNDAN DOLAYI CEZAEVLERİNE GİRMEYECEK" DEMİŞTİ,&nbsp;</p><p><span style="line-height: 1.45em;">ŞİMDİ, HİÇ KİMSE BORCUNDAN DOLAYI CEZAEVLERİNDEN ÇIKAMIYOR.&nbsp;</span></p><p><span style="line-height: 1.45em;">İNSAN HAKLARINA AYKIRI OLAN, UYGULANIŞ BİÇİMİYLE ANAYASAMIZIN DA 38. MADDESİNE TERS DÜŞEN BU ÇAĞ DIŞI VE UTANÇ VERİCİ TAAHHÜDÜ İHLAL YASASININ&nbsp;</span><span style="line-height: 1.45em;">DİSİPLİN VE TAZYİK HAPSİ BÖLÜMÜNÜ KALDIRILMA ÖNERİSİ 4. YARGI PAKETİNE &nbsp;</span><span style="line-height: 1.45em;">EKLENMELİDİR!</span><br></p><p>ÇÜNKÜ;</p><p>1- BU YASA İNSAN HAKLARINA AYKIRIDIR!</p><p>2- BU YASA ANAYASAMIZIN 38. MADDESİNE AYKIRIDIR!</p><p>3- BU YASA BORÇLUYA SUÇLU MUAMELESİ YAPMAKTADIR!</p><p>4- BU YASA ÇOK KOLAY SUİSTİMAL EDİLEBİLMEKTEDİR!</p><p>5- BU YASA BORÇSUZA BİLE SUÇLU MUAMELESİ YAPABİLMEKTEDİR!</p><p>(Defaten borcunu kapatamayanların taksitler halinde ödemelerinin toplamı&nbsp;</p><p>%100 olsa dahi dosyasına yatırmadıysanız, bazı kötü niyetli avukatların&nbsp;</p><p>veya alacaklıların sizi bu durumda tutuklattırmaları mümkündür!)</p><p>6- BU YASA İSTİHDAM KATİLİDİR!</p><p>7- BU YASA ÖNCEKİ ÇEK YASASINDAN DAHA VAHİMDİR!</p><p>8- BU YASA MAĞDURLARI EN FAZLA OLAN YASADIR!</p><p>9- BU YASA İÇİN BAŞBAKANIMIZIN KALDIRMA SÖZÜ VARDIR!</p><p>10- BU YASA NEDENİYLE CEZAEVLERİNDEKİ ON BİNLERİN HARİCİNDE 250 BİN&nbsp;<span style="line-height: 1.45em;">KİŞİDEN FAZLA ARANAN VARDIR!</span></p><p>11- BU YASANIN TOPLUMA VE EKONOMİYE HİÇ FAYDASI YOKTUR, ZARARI ÇOK &nbsp;<span style="line-height: 1.45em;">FAZLADIR!</span></p><p>12- BU YASA 1932 LERDEN KALMADIR, ÇAĞIMIZA YAKIŞMAMAKTADIR!</p><p>BÖYLE BİR YASA SADECE UTANÇ KAYNAĞIDIR TAAHHÜDÜ İHLAL YASASININ&nbsp;<span style="line-height: 1.45em;">DİSİPLİN VE TAZYİK HAPSİ BÖLÜMÜ MUTLAKA KALDIRILMALIDIR!</span></p><p></p>

Kampanyanı Başlatan

Hamdi ŞAHİN

22 Nisan 2019

Güncel İmzalar

Yorumlar

Suçlulara bile denetimli serbestlik varken niye taahhüd mağdurları hapis yatıyor.

kemal c.

22 Eki 2021

Bir avukat olarak söylüyorum ne yazık ki bu yasa Tefecilerin ekmeğine bal sürmekten başka birşey değil ülkenin olduğu şu durumda bu yüzden perişan olan aileler varken devletimiz bu yanlıştan bir an önce dönsün !

Muhsine v.

14 Oca 2020

yeter artık bitsin bu çile.

mehmet r.

13 Oca 2014

YalanLarla, tehditlerle imzalanan taahhüt lere dur demek lazım

Cem K.

04 Oca 2014

tanzik hapsinin kalkamsı ve nafaka maduru olan insanların kurtulması saygılarımla

serdar s.

01 May 2013

bana sahte imzayla hacz geldi bende malımı götümesinler diye tahüt verdmm ama hakim beni dinlemedi 3 ay ceza verdi 8500 tl av kata verdmm iptl ettirmekiçin kaçıyorum çünkü iflas ettmm bunu yapan tefeci hakkımı arıyorum

yasar t.

23 Nis 2013

borcumu ödeyemedim hapis cezası çımış sanki ceza evine girince ödeye bilecem

doğan t.

18 Nis 2013

para kazanamadın bir ortamda nasıl borç ödenir bize yol gösterin ödeyelim kimse borçlu yaşamak istemez saygılarımla

erol t.

11 Nis 2013

Herkes insan, taahhüt mağdurları da!

emre c.

04 Nis 2013

evet kimse borcundan dolayı cezaevlerine girmemeli

murat o.

03 Nis 2013

Hükümet ve de onun Adalet bakanı bu konuya neden bu kadar duyarsız kalıyor.İlla bu mağdurlar seslerini duyurabilmek için ölüm orucuna mı başlamalılar.Taahhütte bulunan insanların gerçekten namuslu ve şerefli olduğunu problemlerine çözüm bulabilmek için bu taahhütte bulunduklarını ancak yerine getiremediklerini bilmeliler.Zaten yerine getirilemediyse suçta teşkil etmiyor ancak cezayı veren hakimler hangi hukuk kitaplarını okuyorlar vede neye göre ceza veriyorlar anlayabilene aşk olsun.Esasında he

Tayyar P.

03 Nis 2013

sayın başbakanım tazyik hapis cezalarının kaldırılmasını istiyoruz çok mağduruz.

ARİF S.

01 Nis 2013

tazyik hapsı kaldırılsın tum makummıyet sona ersın

kamile o.

01 Nis 2013

başbakanım tazyik hapsindenyatanlara ve yatacaklara ALLAHIN AŞKINA AF GETİRİN ANNEM BABAM ÇOK MAĞDURLAR..

NİLÜFER K.

01 Nis 2013

başbakanımız ocak ayında ulusa sesleniş konuşmasında \"ülkemizde hiçkimse borcundan dolayı hapis yatmayacak\" demişti. maddi taahhüdünü yerine getiremeyenler tazyik hapsi yatıyorlar. başbakanımızın konuyla ilgili sözlü taahhüdünü yerine getirmesini bekliyoruz!

sinan s.

29 Mar 2013

ÖZGÜRLÜK HAKKIMIZI GERİ İSTİYORUZ.ÇALIŞIP İNSAN GİBİ YAŞAYARAK BORÇ ÖDEMEK İSTİYORUZ.

gülçin b.

27 Mar 2013

Kahramanmaraş gibi heryerde kalksa keşke.

emre g.

26 Mar 2013

yazıklar olsun amasyada icra memurları icra müdürleri avukatlarla öyle bir iş birliği içindelerki karı koca gibiler .....yeter artık

hüseyin k.

25 Mar 2013

Taahhüdü ihlal hapis cezasının biran önce kalkmasını diliyoruz.

bade k.

22 Mar 2013

bu taahhüdü bir şekilde düzeltmesi gerekiyor adalet bakanlıgının içeri giren arkadaşlar borçlarını içerde nasıl ödeyecek anlan veremedim en azından hapis cezası olmasın ki herkes çalışır borçunu ödemeye çalışır

hacı e.

22 Mar 2013

gerçekten insanlık suçu ben bu suç yüzünden işyereimi kaybettim hapse girince herşeyimi kapkaç gibi dağıttılar

necla k.

21 Mar 2013

tanımadığım bilmediğim bir kişi tarafından kandırılıp bir imzanın kurbanı oldum nasıl olmuş neden verilmiş araştırsınlar öncelikle

güler a.

21 Mar 2013

başarılar dilerim

Ahmet B.

20 Mar 2013

hayırlı olsun

Fatma B.

20 Mar 2013

suçlu değiliz borçluyuz borcumuzu ödeme imkanımız elimizden alınmamalı

abdülkadir a.

19 Mar 2013

destekliyorum

Cengiz B.

19 Mar 2013

yetrer artık bitsin bu çile

murat a.

17 Mar 2013

Cezaevinde borç ödenmez

Sait E.

16 Mar 2013

ben taahüdü ihlal cezasından 1 ay yattım yeni çıktım katille ırza geçenle eroin kaçakcısıyla hırsızla aynı ortamdaydım ve benim suçum kart borcumu ödememek onlar denetim serbestliğinden yararlanıp çıktılar ve ben kaldım bana bunu yaşatan herkesi allaha havale ediyorum

bertan b.

16 Mar 2013

aile düzenini bozan bu ucuba yasa kalksın artık

ilhan ş.

16 Mar 2013

destekliyorum

Remzi A.

15 Mar 2013

ben de insan haklarına aykırı olan bütün yasaların klakmasını istiyorum

tamer b.

15 Mar 2013

yorumsuz...

umut ş.

15 Mar 2013

basarilar

özkan a.

15 Mar 2013

insanları bu kadar mağdur etmeye kimin ne hakkı varki? Bu yasa kalsın istiyorum

Aytekin Ü.

15 Mar 2013

kime ne faydası varki bu durumun böyle kalmasının

Fatma B.

15 Mar 2013

kalkmalı bu yasa

Fahri Ö.

15 Mar 2013

gönülden destek

Sümeyra Y.

15 Mar 2013

insan haklarına aykırıysa türkiyeninde sırtında bir kambur bu yasa

Serdar A.

15 Mar 2013

detekliyorum

Mithat Ş.

15 Mar 2013

Değişmeli zaten uygulama şekli çok saçma

Murat Ş.

15 Mar 2013

bende bu yasadan çok mağdur edildim

Dursun E.

15 Mar 2013

yazık değilmi okadar insanın tutulmasına ve işkaybına

Osman Ş.

15 Mar 2013

neden değişmiyor?

Adnan Y.

15 Mar 2013

zoraki tahhhüt ver korkudan sonra ödeme gücüm yok de hayır sen istersen ödersin derler yoktan yonga cıkmaz kim hapise girmek isterki giğrince borç bitiyomu 3 ayda bir 3 aylık tatile borçlu nasıl çıkma hakkı vardırki

fikret y.

15 Mar 2013

iki yildir Tahhutu ihlal hapsin nedeni ile yurt disinda bulunuyorum. Evimden, isimde, cocuklarimdan ayriyim ve kalp hastasiyim.

Nuri I.

15 Mar 2013

Anayasa ve İnsan haklarına aykırı bu yasanın 4.yargı paketinde kalkmasını istiyorum.Lütfen hükümet bu konuda gereğini yapsın ..

Hakan K.

15 Mar 2013

Golge mahkumlugunu son verin ailelerin dagilmasina son verin ozgurlugumuz olmadan nasil borc odenir sizler soyleyin

mercan d.

15 Mar 2013

Hemen kaldırılsın!

Turgut Y.

14 Mar 2013

Hemen Paylaş, Kampanyanın Gücüne Güç Kat!

TikTok gibi uygulamalarda paylaşmak için "Linki kopyala" butonunu kullanın.

Haberler / Güncellemeler

  • özgür kelebek
    28.12.2013
  • Özgürlüğü elinden alınmış borçlu işadamı
    28.12.2013
  • tutukluluktan özgürlüğe geçiş
    28.12.2013
  • suçlu değil borçlu
    28.12.2013
  • Türkiye insan haları dersinden sınıfta kaldı
    28.12.2013
  • yalnız esnaf
    28.12.2013
  • cezaevleri esnaf dolu
    28.12.2013
  • gardiyan hukukçular geçidi
    28.12.2013
  • pardon bu pakette de sizi gündeme almayı unuttuk
    28.12.2013
  • dışarı çıkıp borçlarımızı ödemek istiyoruz
    28.12.2013
  • Tahhüdü ihlal mağdurlarının durumu eski çek mağdurlarının durumundan çok daha vahimdir!
    28.12.2013
  • kelebekler özgür yaşamak isterler
    28.12.2013
  • taahhüd mahkumları isyan etti
    28.12.2013
  • Allah yardımcıları olsun
    28.12.2013
  • İmzalarınızla kırın zincirleri! Özgürlük bütün suçsuzların hakkıdır. Borçlular suçlu değildir!
    28.12.2013
  • zeytin dalı
    28.12.2013
  • bırakın uçsun gitsin
    28.12.2013
  • PARTİME VE ADALET BAKANINA ÇOK KIRGINIM!

    İNSAN HAKLARINA AYKIRI OLAN, TAAHHÜDÜ İHLAL YASASINDAN DİSİPLİN VE TAZYİK HAPİS CEZASININ KALDIRILMASI VE MAĞDURLARININ SERBEST BIRAKILMALARI KONUSUNDA HİÇ KİMSE BİR CEVAP VERMEYE, AÇIKLAMA YAPMAYA BİLE TENEZZÜL ETMEDİ! SANKİ BU İNSANLAR (TAAHHÜDÜ İHLAL MAĞDURLARI) YOK, ONLAR UZAYDAN GELDİLER SANKİ. BİLGİLENDİRİLME HAKLARI BİLE YOK! ÇÜNKÜ ONLAR KÜÇÜK ESNAFLAR. İNSAN BİLE SAYILMAZLARKİ, NEDEN İNSAN HAKLARI OLSUN? DEĞİLMİ SEVGİLİ PARTİM? BU KADAR DUYARSIZ OLAN BENİM PARTİM OLAMAZ! BEN VE BÜTÜN TAAHHÜD MAĞDURLARI SADECE MHP DEN VE CHP DEN DESTEK GÖRMÜŞLERDİR! BEN BU KONUDA ÇOK BÜYÜK HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRADIM! HATTA ŞOK OLDUM! BUNDAN SONRA ADALET BAKANI GİDİNCEYE KADAR PARTİMİ PROTESTO EDECEĞİM! BIRAKIN ONLARIN HAKLARINI ÇİĞNEMEK; İNSAN YERİNE BİLE KONULMAYARAK AKİBETLERİ KONUSUNDA BİR AÇIKLAMA ZAHMETİNDE BİLE BULUNULMAYAN YÜZBİNLERCE MAĞDURUN, MİLYONLARCA AİLELERİNİN VE ETKİLENEN YAKINLARININ AHLARINI TAŞIYAMAM! Hamdi ŞAHİN
    11.04.2013
  • BAŞBAKANIMIZ SÖZ VERMİŞTİ

    BAŞBAKANIMIZ "BU ÜLKEDE HİÇ KİMSE BORCUNDAN DOLAYI CEZAEVLERİNE GİRMEYECEK" DEMİŞTİ, ŞİMDİ, HİÇ KİMSE BORCUNDAN DOLAYI CEZAEVLERİNDEN ÇIKAMIYOR. İNSAN HAKLARINA AYKIRI OLAN, UYGULANIŞ BİÇİMİYLE ANAYASAMIZIN DA 38. MADDESİNE TERS DÜŞEN BU ÇAĞ DIŞI VE UTANÇ VERİCİ TAAHHÜDÜ İHLAL YASASININ DİSİPLİN VE TAZYİK HAPSİ BÖLÜMÜNÜ KALDIRILMA ÖNERİSİ 4. YARGI PAKETİNE EKLENMELİDİR! ÇÜNKÜ; 1- BU YASA İNSAN HAKLARINA AYKIRIDIR! 2- BU YASA ANAYASAMIZIN 38. MADDESİNE AYKIRIDIR! 3- BU YASA BORÇLUYA SUÇLU MUAMELESİ YAPMAKTADIR! 4- BU YASA ÇOK KOLAY SUİSTİMAL EDİLEBİLMEKTEDİR! 5- BU YASA BORÇSUZA BİLE SUÇLU MUAMELESİ YAPABİLMEKTEDİR! (Defaten borcunu kapatamayanların taksitler halinde ödemelerinin toplamı %100 olsa dahi dosyasına yatırmadıysanız, bazı kötü niyetli avukatların veya alacaklıların sizi bu durumda tutuklattırmaları mümkündür!) 6- BU YASA İSTİHDAM KATİLİDİR! 7- BU YASA ÖNCEKİ ÇEK YASASINDAN DAHA VAHİMDİR! 8- BU YASA MAĞDURLARI EN FAZLA OLAN YASADIR! 9- BU YASA İÇİN BAŞBAKANIMIZIN KALDIRMA SÖZÜ VARDIR! 10- BU YASA NEDENİYLE CEZAEVLERİNDEKİ ON BİNLERİN HARİCİNDE 250 BİN KİŞİDEN FAZLA ARANAN VARDIR! 11- BU YASANIN TOPLUMA VE EKONOMİYE HİÇ FAYDASI YOKTUR, ZARARI ÇOK FAZLADIR! 12- BU YASA 1932 LERDEN KALMADIR, ÇAĞIMIZA YAKIŞMAMAKTADIR! BÖYLE BİR YASA SADECE UTANÇ KAYNAĞIDIR TAAHHÜDÜ İHLAL YASASININ DİSİPLİN VE TAZYİK HAPSİ BÖLÜMÜ MUTLAKA KALDIRILMALIDIR!
    31.03.2013
  • FIKRA: CEHENNEMDE BİR MÜHENDİS (MUTLAKA OKUYUN!)

    Bir Mühendis ölmüş ve büyük bir yanlışlık sonucunda Cehenneme atılmış. Cehennemin konforundan hoşnut kalmayan Mühendis bir takım iyileştirmeler yapmaya başlamış. Kısa süre sonra Cehennem, klimalı odaları, otomatik tuvaletleri, asansörleri, içecek otomatları ve diğer lüksleri ile bayağı rahat bir yer haline gelmiş. Bu arada Mühendisin de iyice tanınıp sevildiğini söylemeye gerek yok. Derken günün birinde Cennet Meleği şeytanı aramış; “ Selam şeytan, cehennemde işler nasıl gidiyor? Neler yapıyorsunuz?” Şeytan memnun, mesut gülümsemiş; “Ohoo Biz burada çok iyiyiz. Bir Mühendis düştü buraya ki sorma gitsin. İnanılmaz lüks ve konforlu bir yer yaptı burayı. Bir görsen, otomatik tuvaletlerimiz, içecek makinemiz bile var.” Melek şaşırır; “Nee! Mühendismi dedin? O adamın ne işi var orada?, Burada olması lazımdı onun. Çabuk onu buraya gönderin!” Şeytan; “Mümkünatı yok! Kadromda bir mühendisin olmasından çok memnunum ve onu burada tutacağım!” Diye çıkışmış. Cennet Meleği sinirle bağırmış; “Onu çabuk buraya gönder! Yoksa seni dava ederim!” Şeytan katıla katıla gülerken şunları söylemiş; “Yok ya! Nasıl yapacaksın bunu? Bütün avukatlar ve yargıçlar bizim tarafta!”…
    21.03.2013
  • ADALET TERAZİSİNİN İKİ UCU

    Adalet terazisinin teknik açıdan yorum farlılıkları ile her ikisi de doğru olan ÖZGÜRLÜK ile MAHKUMİYET kararaları arasında verilen kararlar açısından yargıçlarımız birinci öncelikleri olan özgürlük kısıtlayıcı MAHKUMİYET kararı verme alışkanlıklarından bir türlü vazgeçememektedirler. Halbuki birinci öncelikleri İNSAN HAKLARI, insanların onurlu, eşit ve özgür yaşama hakları olması gerekirken, onları önyargı ile suçlu görerek delillerin ve savunma iddialarının tamamını tam ve eksiksiz tahlil etmeden, tam olarak somut delillere dayandırmadan çok kolay mahkumiyet kararı vermektedirler. SAVUNMA HAKKI KUTSALDIR! Dinimiz de savunma hakkına çok önem vermektedir. Yanlış bir kararın Allah indinde de vebali çok büyüktür. Karar vermeden önce çok küçük bir ihtimal dahi olsa, davalının hürriyetini kısıtlamadan önce son kez düşünmek lazım. Davalı ile ilgili bütün deliller somut ve tammı? Acaba özgürlüğünü kısıtlamadan önce özgür bırakabileceğimiz gözden kaçan bir madde kalmışmıdır? Buna tam olarak bakmazlar! Çünkü; her bir ödün ek araştırma, müzekkere yazma ve bekleme gertirecektir. Bu durum birçok yargıcımızın işine gelmez ve kolay yol olan MAHKUMİYET kararını verirler. İnsan hayatı bu kadarmı ucuz? O insanlar kolaymı yetişiyorlar toplumda. Artık insan hakları konusunda demokratik ülkelerden biz ders almayalım, onlara ders verelim! Osmanlı döneminde batıya İNSAN HAKLARI KONUSUNDA biz ders verirken. Üstelik insan hakları evrensel beyannamesi Peygamberimizin (S.A.) Veda Hutbesinle birebir örtüşürken; ne batıdaki doğrulardan ilham alarak, ne de Dinimizden ilham alarak karar vermektedirler! Bir hakimin görevi adalet dağıtmak değimlidir? İnsan haklarına saygılı olmak değimlidir? Hukuku üstün kılmak değilmidir? O halde nedir bu önyargı, insan sevgisizliği, acele verilmiş MAHKUMİYET KARARALARI? Bir Yargıcın en son vereceği karar MAHKUMİYET olmalıdır. O karar ise ancak hiç şüphe kalmayacak şekilde somut delillere dayandırılmalıdır! Önce alel acele TUTUKLAMA kararı verip sonra o karara uygun bir gerekçe yazma telaşına düşmemek gerekir. Gerekçesi ve somut delilleri de baştan ortaya konulabilmesi ve vicdanların verilen kararın doğru olduğu hususunda rahat olması gerekmektedir! Bizden daha fazla demokrasi olan bazı ülkelerde gördüğüm uygulamarda bizim yasalardan daha kötü olan yasa maddelerinden dahi bizdekinden daha doğru kararlar çıkmaktadır. Bunun adı insan odaklı zihniyet farkıdır. Bir ceza yasa madesinin yorumunda iki uç vardır bu ucun birisi MAHKUMİYET diğeri hürriyettir. Otalarında da para cezası veya farklı başka yaptırımlar. Bu yorumu hukukun arkasından dolanarak veya uğraşmadan kolaycılık olarak mahkumiyet olarak ta veririrsen teknik olarak doğrudur, beraat olarak da verirsen teknik olarak doğrudur. Yasalarımız ek maddelerle (başka maddelere de atıfta bulunarak yorum hakkı tanımıştır hakimlerimize) Meselenin özü işte burada gizlidir. Bu yorumu insan odaklı yapmak isterse özgürlüğü tetikleyecek maddelere atıfta bulunarak değerlendirebilir veya içinde insan sevgisi yoksa ve aşırı kuralcı ise tercihini ÖZGÜRLÜK KISITLAMADAN yana kullanır. Siz onun önüne ne kadar örnek maddeler de sıralasanız o ön yargılı yargıç bir o kakar da sizin önünüze karşı maddeler koyarak MAHKUMİYET kararını verir. Karar her iki açıdan da teknik olarak yorum farlılıkları ile doğru olabilir. Fakat gerçek Adalet açısından ŞÜPHELİDİR! Bizim bu noktada önce insan haklarını ön planda tutan insan odaklı bir ZİHNİYET DEVRİMİNE ihtiyacımız var. O zaman KARAR GEREKÇESİ iki uçlu teknik olarak doğru görünen yorum ve kararlarda HAK VE ÖZGÜRLÜK tarafında ağır basar! En iyi dileklerimle. Hamdi ŞAHİN
    21.03.2013
  • HUKUKÇULARIMIZIN VE BİZLERİN HERŞEYDEN ÖNCE İNSAN ODAKLI BİR ZİHNİYET DEVRİMİNE İHTİYACIMIZ VAR

    KAMUOYUNA DUYURULUR! TAHHÜDÜ İHLAL YASASI çok fazla mağduru ve şikayetcileri olan, insan haklarına aykırı, geleceğin Türkiyesine yakışmayan sabıkalı bir yasadır. Bu yasa insan haklarına aykırı olduğu kadar bu uygulanış biçimiyle en çok suistimal edilen, sosyal travmalara neden olan, Türkiye’ye faydadan çok zarar verdiği KESİN OLAN yasalardan bir tanesidir. Elinde belge avantajı olan yüzde yüz haklı kabul edilmemelidir! Hiç belgesi olmayana da yüzde yüz haksız ve SUÇLU olarak önyargı ile bakılmamalıdır! Belge alamadan yapılmış ve dosyasına işlenmemiş haricen yapılmış ödemeler ise hiç araştırılmamaktadır! Alacaklıya HAKLI ve MAĞDUR, borçluya ise ön yargıyla SUÇLU ve MAĞDUR EDEN muamelesi yaparak MAHKUMİYET kararı verilmektedir. İtirazlar ise ayrı bir trajedidir! İtirazlar bir üst mahkemeye ulaştığı anda hemen REDDEDİLMEKTEDİR! Bunu engellemek için itirazların hakimlerin ve avukatların birbirlerini tanımadıkları başka şehirlerde yapılması ve sonuçlandırılmasını öneriyorum! Ayrıca Tahhütü ihlaladen verilmiş itiraz sonrası son kararlar için dahi TEMYİZ EDİLEBİLME HAKLARININ VERİLMESİNİ de öneriyorum. Türkiyede yorum, ceza ve uygulama zihniyetleri insan öncelikli olarak değişinceye kadar böyle bir uygulamaya ihtiyaç vardır! Bir çok hukukçularımız yasalar dört dörtlük insan haklarına uygun olsa dahi eski alışkanlıklarını kolay kolay bırakmayacaklardır! Halbuki adalet dağıtacak bir Hakimin birinci özeliği İNSAN ve EN SON VERECEĞİ KARAR ÖZGÜRLÜK KISITLAMA olmalıdır. Ayrıca bütün Hakimler ve alacaklı avukatları sürekli olarak Anayasamızın 38. Maddesinin dışında bulunan tutuklama gerekçelerini haklı gösterebilecek maddelere atıfta bulunarak illaki 3 ey hapis cezası şeklinde (her bir taahhüd için) karar vermektedirler! Neden 38. maddeye bakmamaktadırlar, oradan atıfta bulunarak mağdur borçluyu korumaya çalışmamaktadırlar? Ayrıca taahhüdü ihlalden uygulanacak ceza konusunda da haksızlık olmaması için bir borçlu bir alışveriş için 10 adet senet dahi verse bu senetlerden ayrı ayrı icra müdürlükleri ve ve icra ceza mahkemelerinde farklı zamanlarda 10 ayrı işlem yapılsa, 30 ayrı dosya da oluşsa verilecek ceza tek alışverişin 30 ayrı dosyası da TEK BİR DOSYA SAYILARAK bir tek ceza olarak sonuçlanmalıdır. Biz tarafların aynı olduğu tek bir alışverişin 10 adet taksit senetlerinden (bize mal gönderilmediği için) hiçbir borcumuz olmamasına rağmen ihmallerimiz ve savunma zafiyetimiz nedeniyle 24 DOSYALI 15 TUTUKLAMALI (45 AY) BİR GARABET YAŞAMAKTAYIZ! YENİ ANAYASA hazırlığında bunun mutlaka önüne geçilecek şekilde bir hazırlık yapılmalıdır. Bu tür uygulamalar felaket boyutlarında haksızlıklara , suistimallere ve ekonomik yıkımlara neden olmaktadır! TAHHÜDÜ İHLAL YASASINDAN DİSİPLİN VE TAZYİK HAPSİ BÖLÜMÜNÜN TAMAMEN KALDIRILMASI, TARAFLARIN AYNI OLDUĞU BİR ALIŞVERİŞE MENSUBEN VERİLMİŞ BİRDEN FAZLA EVRAKLAR İÇİN AYRI AYRI MAHKEMELERDE OLUŞTURULMUŞ TÜM DOSYALARIN TAMAMININ DOĞRUDAN TEK BİR DOSYA SAYILMASI, SUİSTİMALLERE YOL AÇACAK VE HERHANGİ BİR BAHANE İLE BORÇLUYU TUTUKLATTIRACAK HİÇ BİR MADDENİN OLMAYACAĞI, KOLAY ANLAŞILIR VE SADE BİR TAAHHÜDÜ İHLAL YASASI ÇALIŞMASI YAPILMASINI TÜM YETKİLİLERDEN RİCA EDİYORUM. BU İŞİN FORMALİTE KISMI. UYGULAMALARDA YENİ HAKSIZLIKLARIN VE ÜZÜNTÜLERİN YAŞANMAMASI İÇİN TÜM HUKUKÇULARIMIZIN VE BİZLERİN İNSAN ODAKLI BİR ZİHNİYET DEVRİMİNE İHTİYACIMIZ VARDIR! YOKSA HERŞEY BOŞUNA… KAMUOYUNA DUYURULUR! 20.03.2013 Hamdi ŞAHİN
    20.03.2013
  • YENİ ANAYASAYA İNSAN HAKLARINA AYKIRI OLACAK HİÇ BİR MADDE GİRMESİN!

    Sayın Anayasa Komisyonu Üyeleri, Yani Anayasa çalışmalarınızı takdirle izliyor ve çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Şimdiki Anayasamızın TAHHÜDÜ İHLAL YASASI sizinde malumunuz çok fazla mağduru ve şikayetcileri olan, insan haklarına aykırı, geleceğin Türkiyesine yakışmayan sabıkalı bir yasadır. Bu yasa insan haklarına aykırı olduğu kadar bu uygulanış biçimiyle en çok suistimal edilen, sosyal travmalara neden olan, Türkiye’ye faydadan çok zarar verdiği aşikar olan yasalardan bir tanesidir. Taahhüdler baskılar altında alınabilir veya baskı olmasa dahi ödeme kabiliyetini tamamen kaybetmek üzere olan BİR BORÇLUYU TAAHHÜD VERDİ DİYE CEZAEVİNE GÖNDERMEK az bir ödeme ihtimali olsa dahi tamamen o ihtimali de yok etmektedir. İstihdam potansiyeli baştan yok olmaktadır. İtibarı, onuru rekabet şansı yok olmaktadır. Üstelik borcunu defaten kapatamayan taksitler halinde ödeyen veya borca karşılık borç senetleri veya çekleri ile kapatmaya çalışan borçluların dosya numaralarına istinaden yapılmış ödemelerle ilgili ibraname veya makbuz alamadan yaptıkları ödemelerde tahsilatlar genellikle dosyalarına işlenmemekte ve dosyalarından düşümleri yapılmamaktadır. Bu durumdaki borçlular İcra ceza mahkemelerinde ödediklerini kanıtlayamamaktadırlar. Böyle durumlar tefeci zihniyetli tacirler tarafından ve hukukun üstünlüğüne paranın üstünlüğünü tercih eden bazı hukukçular tarafından suistimal edilebilmektedir. Borçlu bu şekilde borcunu defaten dosyasından kapatamayarak baskı altında ödediği belgesiz ödemelerin toplamı borcun iki katı dahi olsa bu ödediklerini belgeleyemeyeceği için cezaevine girebilmektedir. Elinde belge avantajı olan yüzde yüz haklı kabul edilmemelidir! Hiç belgesi olmayana da yüzde yüz haksız ve SUÇLU olarak önyargı ile bakılmamalıdır! Bu yasanın şimdiki uygulanış biçimleri çelişkilerle doludur. Bu yasa bu uygulanış biçimiyle borçlu mağdura hiçbir savunma şansı tanınmamaktadır. Borçluya suçlu muamelesi yapılmaktadır. Hakimler ve Savcılar Belge=Belgeye kriterine bakmaktadırlar. Belgenin karşılığında alacaklıya da “borçlu borcunun olmadığını iddia ediyor” siz bu seneti hangi gerekçe ile aldınız, sattığınız ürünün faturası, sevk irsaliyesi, teslimat makbuzu varmı veya borcu kanıtlayan ek bir protokol varmıdır? Diye sorulmamaktadır. Belge alamadan yapılmış ve dosyasına işlenmemiş haricen yapılmış ödemeler ise hiç araştırılmamaktadır! Alacaklıya haklı ve MAĞDUR, borçluya ise önyargıyla suçlu ve MAĞDUR EDEN muamelesi yaparak mahkumiyet kararı verilmektedir. İtirazlar ise ayrı bir trajedidir! İtirazlar bir üst mahkemeye ulaştığı anda hemen REDDEDİLMEKTEDİR! Bunu engellemek için itirazların hakimlerin ve avukatların birbirlerini tanımadıkları başka şehirlerde yapılması ve sonuçlandırılmasını öneriyorum! Ayrıca Tahhütü ihlaladen verilmiş itiraz sonrası son kararlar için dahi TEMYİZ EDİLEBİLME HAHAKLARININ VERİLMESİNİ de öneriyorum. Türkiyede yorum, ceza ve uygulama zihniyetleri insan öncelikli olarak değişinceye kadar böyle bir uygulamaya ihtiyaç vardır! Bir çok hukukçularımız yasalar dört dörtlük insan haklarına uygun olsa dahi eski alışkanlıklarını kolay kolay bırakmayacaklardır! Halbuki adalet dağıtacak bir Hakimin birinci özeliği İNSAN ve EN SON VERECEĞİ KARAR ÖZGÜRLÜK KISITLAMA olmalıdır. Ayrıca bütün Hakimler ve alacaklı avukatları sürekli olarak Anayasamızın 38. Maddesinin dışında bulunan tutuklama gerekçelerini haklı gösterebilecek maddelere atıfta bulunarak illaki 3 ey hapis cezası şeklinde (her bir taahhüd için) karar vermektedirler! Neden 38. maddeye bakmamaktadırlar, oradan atıfta bulunarak mağdur borçluyu korumaya çalışmamaktadırlar? Ayrıca taahhüdü ihlalden uygulanacak ceza konusunda da haksızlık olmaması için bir borçlu bir alışveriş için 10 adet senet dahi verse bu senetlerden ayrı ayrı icra müdürlükleri ve ve icra ceza mahkemelerinde farklı zamanlarda 10 ayrı işlem yapılsa, 30 ayrı dosya da oluşsa verilecek ceza tek alışverişin 30 ayrı dosyası da TEK BİR DOSYA SAYILARAK bir tek ceza olarak sonuçlanmalıdır. Biz tarafların aynı olduğu tek bir alışverişin 10 adet taksit senetlerinden (bize mal gönderilmediği için) hiçbir borcumuz olmamasına rağmen ihmallerimiz ve savunma zafiyetimiz nedeniyle 24 DOSYALI 15 TUTUKLAMALI (45 AY HAPİS) BİR GARABET YAŞAMAKTAYIZ! Yeni anayasa hazırlığında bunun mutlaka önüne geçilmesi gerekir. Bu tür uygulamarak felaket boyutlarında haksızlıklara , suistimallere ve ekonomik yıkımlara neden olmaktadır! SONUÇ VE TALEP: TAHHÜDÜ İHLAL YASASINDAN DİSİPLİN VE TAZYİK HAPSİ BÖLÜMÜNÜN TAMAMEN KALDIRILMASI, TARAFLARIN AYNI OLDUĞU BİR ALIŞVERİŞE MENSUBEN VERİLMİŞ BİRDEN FAZLA EVRAKLAR İÇİN AYRI AYRI MAHKEMELERDE OLUŞTURULMUŞ TÜM DOSYALARIN TAMAMININ DOĞRUDAN TEK BİR DOSYA SAYILMASI, SUİSTİMALLERE YOL AÇACAK VE HERHANGİ BİR BAHANE İLE BORÇLUYU TUTUKLATTIRACAK HİÇ BİR MADDENİN OLMAYACAĞI, KOLAY ANLAŞILIR VE SADE BİR TAAHHÜDÜ İHLAL YASASI ÇALIŞMASI YAPILMASINI (BU KONUDA ÇOK AĞIR HAKSIZLIKLARA UĞRAMIŞ VE ÇOK ACILAR ÇEKMİŞ BİR TAHHÜDÜ İHLAL MAĞDURU OLARAK BÜTÜN TAAHHÜDÜ İHLAL MAĞDURLARI ADINA) SİZLERDEN SAYGILARIMLA ARZ VE TALEP EDİYORUM. 20.03.2013 Hamdi ŞAHİN
    20.03.2013
  • TAAHHÜD MAĞDURLARI AÇIK CEZAEVİNE DE GÖNDERİLMESİNLER! TAMAMEN SERBEST BIRAKILSINLAR!

    Çek mağdurları tamamen serbest bırakılırken (karşı değilim doğru karardır) TAAHHÜD MAĞDURLARININ AÇIK CEZAEVLERİNE gönderilmeleri de kesinlikle çözüm değildir! HAKSIZLIKTIR! Haksız yere ve özgür olmaları gerekirken açık cezaevi gönderilmeleri de bir İNSAN HAKLARI İHLALİDİR! Çünkü borçluya suçlu muamelesi yapılamaz! Taahhüd mağdurlarının çoğunluğu esnaf ve işadamlarıdır. Ticaret yapmaktadırlar. ağır rekabet şartları ve sorumlulukları vardır. Bazılarının içinde bulundukları hassas konumları cezaevi kelimesini bile kaldırmaz. Bir anda güven kaybına uğrayarak iflas etmesine sebep olabilir! Onuru kırılır, motivasyonu bozulur, bütün iş stratejisi allak bullak olabilir! Çok istisna esnaf veya işadamı parası olamsına rağmen kasitli ödememezlik yapabilir. Fakat yüzde onu bile bulmayan istisnalar için bütün borçlu esnaf ve işadamı camiasının tamamını suçlu olarak göremeyiz! Bir işadamı veya esnaf cezaevine atıldıktan sonra açık veya kapalı cezaevi fark etmez. Sonuç itibariyle onun özgürlük hakkı çiğnenmiştir. Borç ödeme kapasitesi tamamen yok edilmiştir. Türkiye istihdam kaybına uğramıştır. Zaten bu yasanın uygulanışında borçlunun yaptığı akitten dolayı özgürlüğü kısıtlanmadan önce hiçbir hakim 38. maddeden yararlanmak istememektedir. En son verilmesi gereken TUTUKLAMA kararını ilk başta vermektedir. Karara İTİRAZLAR sadece komşu hakimin HAPİS CEZASINI paraflamasından ibarettir. Borçluya 2 hafta zaman kazandırır. Sonuç olarak İTİRAZ’da reddedilerek BORÇLU SUÇLU İLAN EDİLMİŞ OLUR ve cezaevine gider. Bu yasanın izah edilecek savunulacak hiçbir tarafı yoktur. Eski diktatörlük dönemlerini hatırlatan bir uygulama şeklidir. Çağdaş ve demokratik bir ülkeyle asla bağdaştırılamaz. İNSAN HAKLARINA hiç tartışmasız kesinlikle aykırıdır. Anayasamızın 38. maddesine de aykırıdır. Yasayı değiştirsen dahi anayasamızın bir başka noktasından bahane bularak o noktaya atıfla yasalarımızın sadece en sert ve eli sopalı kısmı uygulanmaktadır. İyi tarafları da araştırılarak sopasız şefkatli ve kucaklayıcı kısmı uygulanmamaktadır. Yasa yapıcılar ne kadar çağdaş ve demokratik insan haklarına uygun yasa yaparlarsa yapsınlar uygulayıcıların en sert ve en eli sopalı kısmından yorumlayarak uygulayacakları için kesinlikle yapılacak yeni yasaların hiç farklı farklı yorumlanamayacak şekilde kısa ve çok net anlaşılır olması gerekmektedir. Mesala taahhüdünü ihlal etmiş ödeme saatini geçirmiş bir borçluya 3 AY DİSİPLİN VE TAZYİK hapsi uygulanır yerine; taahhüdünü ihlal etmiş ödeme saatini geçirmiş bir BORÇLUYA DİSİPLİN ve TAZYİK HAPSİ UYGULANAMAZ, hatta başka madden de de atıfta bulunularak hapis cezası verilemez gibi…Hiç kimsenin elinde iki farklı yorum yapabilecekleri bir yasa kozu olmamalı. Ben hukukçu değilim fakat bir yabancı ülkede zaman zaman bazı mahkemelerde tercüman olarak bulunmuştum. Benim şu dikkatimi çekmişti orada yasalar ne derse desin bizdekinin tam tersine oradaki yasa uygulayıcılar İNSANI ÖN PLANA ALARAK KARAR VERMEKTEDİRLER. Yani tutuklamayı gerektirmeyecek ne kadar gerekçe varsa bütün ihtimalleri değerlendirerek hatta risk alarak en hakkani kararı vermeye çalışmaktadırlar. Bütün yollar tükenmiş, artık başka hiçbir seçenek kalmamışsa; o zaman üzülerek ve son çare olarak insanın özgürlüğünü kısıtlayıcı kararlar vermektedirler. Hatta bizden daha kötü olan bazı yasa maddelerinden bile yorum farkı ile bizdekilerden daha iyi sonuç çıkmaktadır. Buradaki asıl mesele insana bakış açısıdır. Türkiyedeki bakış açısı birden bire değişemiyeceği için yasa uygulayıcıların bakış açıları ne olursa olsun çıkan sonuç doğru karar olacak şekilde düzenlemeler yapılmalıdır! Verdikleri kararlarda karara sözkonusu olan şahıs veya konunun bir başkasının haklarına zarar verip vermeyeceği hususuna da çok dikkat etmek gerekmektedir tabiki! Bizde de de cesur ve hakkani kararlar veren ve çok değerli hukukçularımız da az değil. Fakat dediğim tarzda insanı ön planda görmeyen aşırı kuralcı eli sopalı sevgiden yoksun kolaycı hukukçularımız da var maalesef. Tabiî ki sopa devletin sopasıdır. Hakim en sert uygulamayıda yapsa hukuka uygun olabilir, yasalar kendisine iki uç kararlar arasında yorum ve uygulama hakkı vermiştir. İşte işin özü bu hassas çizgidir. İNSANMI? AŞIRI SERT KURALMI? Verilen karar da Aynı yasa iki farklı ülkede veya Türkiyede iki ayrı şehirde iki ayrı mahkemede bile farklı yorumlanabilmektedir! O nedenle buna fırsat vermeyecek tarzda yasalar çıkartmak gerekmektedir. Bizdeki uygulama zihniyetleri değişirse yasalarımız değişmese ve bu haliyle bile değişinceye kadar, demokratik ve insan haklarına uygun olarak uygulanabilir! Yasa uygulayıcılarımıza bu noktada çok fazla sorumluluk düşmektedir! Türkiye’de taahhüdü ihlal yasasının DİSİLİN VE TAZYİK HAPSİ bölümünün farklı yorumlara meydan vermeyecek şekilde tamamen kaldırılması ve haksız yere cezaevlerinde bulunan bütün mağdur mahkumların özgürlüklerine kavuşmaları dileğiyle. Hamdi ŞAHİN
    20.03.2013
  • İSTİHDAM KATİLİ SABIKALI YASA

    Hepinizin bildiği gibi önceki icra yasaları varken bazı hukukçular, icra memurları, ve avukatlar birlikte tam bir takım ruhu ile çok saygısızca çalışıyorlardı. Bu tarz çalışan icra memuru ve gardiyan zihniyetli hukukçular nedeni ile çok sıkıntılar çekmişti Türkiye. Şimdi aynı zihniyetteki hukukçular tahhüdü ihlal yasasının disiplin ve tazyik hapsine sarılmış durumdadırlar. Nasılki insan hakları açısından bir evde aynı eşyayı birden fazla kullananlar varsa kalkıp da eşyayı götürmek borçlunun haricindeki diğer kullananların haklarını gaspetmek anlamına geliyorsa, taahhüd vermiş bir borçlunun tahhüdünü yerine getiremedi diye tahhüdü ihlaladen disiplin ve tazyik hapsi cezası ile tutuklamak da o insanın özgürlüğünü gaspetmek anlamına gelmektedir. Kalkınmış ülkeler bu yasayı kaldırdılar da dünyanın sonumu geldi oralarda? Tam tersine ticaret hukukları o şartlara göre dizayn edildi. Hukukçular ise kolaycılık ve icra hukukçuluğundan öteye gidemeyen tembel ve hantal hukukçu olmak yerine yeni hukuk arayışları içine girerek kendilerini geliştirdiler. Gerçek hukukçu insan haklarına saygılı olan, birinci önceliği insan olan, hukukun üstünlüğüne inanmış olan bir hukukçudur. Onlara sevgim ve saygım tamdır. Böyle bir hukukçu eğer hakim veya savcı ise verecekleri en zor ve en son karar tutuklama olmalıdır. Aslında bütün hukukçularımız bu zihniyette olsalar Tarafların aynı olduğu tek bir alışverişin mal gönderilmemiş 10 adet taksit senetlerinden ayrı ayrı 15 kez taahhüdü ihlalden er aydan 45 ay ceza çıkmaz! Bunu bizzat biz 3 ortak ve bir kefil olarak dört kişi yaşadık. 10 kez tutuklama kesinleşti 1 tanesi mahkeme safhasında 4 tanesi de şantaj aracı olarak yolda. Şirketimiz bu yüzden iflas etti. Üç kuruşluk (olmayan bir borçtan) haksız kazanç elde edebilmek için 10 kez tutuklama çıkarttırarak ve bizi milyonlarca lira zarara sokarak geleceğimizi katlettiler. İşyerlerimiz kapandı, çalışanlarımız dağıldı. Şimdi gerçekten borçlu olduğumuz (kul hakkına çok önem verdiğimiz için mutlaka ödemek istediğimiz borçları bile ödeyemez hale getirildik). Öbür dünyada bu borçları o kolay tutuklma kararına imza atan hakimlerin ve zalim avukatların üzerine yıkacağım, onların bütün sevaplarını bu yanlış kararlarının karşılığı olarak talep edeceğim. Çünkü benim elimden artık Allaha havale etmekten başka birşey gelmiyor. Taahhüdü ihlal yasası illaki tutuklayın demiyor. 38. maddesi de tutuklamayın diyor, özgürlüğünü elinden almayın diyor. Bunu görmemezlikten gelerek illaki bir tutuklamayı gerektiren maddeyi aradan cımbızla çekerek cezaevine gönderen ve esnafın geleceğinin katledilmesine sebep olan hukukçular benim gözümde hukukçu değildir. Bir hukukçu haksızlık olmaması için tutuklanacak kişinin de bütün iddialarını elinde belge olmasa dahi sonuna kadar araştırmalıdır. Hatta risk alarak tutuklanmasını engelleyecek bir maddeyi gerekirse cımbızla çekerek savunmaya eklemelidir. İşte o hukukçu adalet dağıtan cesur bir halk kahramanı hukukçu olur. Allah indinde de en büyük mükafatını alır. Çünkü dinimiz bile zor durumda kalmış borçluya yardım edin şans tanıyın diyor. Tutuklayın özgürlüğünü elinden alın demiyor! İçinde insan sevgisi, dürüstlük cesaret ve mertlik olmayanlar hukukçu olmamalıdırlar. Çünkü onlar adalet dağıtamazlar. Bu nedenle suistimal edilmesi en kolay olan TAAHHÜDÜ İHLAL YASASINDAN İNSAN HAKLARINA VE ANAYASAMIZIN 38. MADDESİNE AYKIRI OLAN DİSİPLİN VE TAZYİK HAPSİ BÖLÜMÜ MUTLAKA VE TAMAMEN KALDIRILMALIDIR! Hiç kimsenin elinde zerre kadar bile suistimal edebilecekleri ve bu yasadan tutuklattırabilecekleri madde boşluğu kalmamalıdır. TAHHÜDÜ İHLAL YASASI BU UYGULANIŞ ŞEKLİYLE SABIKALIDIR! BU YASA İSTİHDAM CİNAYETLERİ İŞLEMEKTEDİR! TUTUKLANMALARA SEBEP OLAN AVUKATLAR VE KARAR VEREN HAKİMLER BU İSTİHDAM CİNAYETLERİNİN AZMETTİRİCİLERİ VE TETİKÇİLERİDİRLER! Bu uygulanış şekliyle bu yasa sadece bir avuç menfaat odaklarına hizmet etmektedir. Faydadan çooook daha fazla zarar vermektedir Türkiye’ye. Artık Türkiye bu utanç kaynağımız ve insan haklarına aykırı olan taahhüdü ihlal yasasının insan haklarına aykırı olan Türkiyemize hiç yakışmayan köhnemiş ve çağdışı kalmış bu ayıbından DİSİPLİN VE TAZYİK HAPSİ bölümünü tamamen kaldırarak kurtulmalıdır! İnsan haklarına aykırı olan bütün yasa maddelerileri kaldırılmış, gerçek hak ve hukukun üstün olduğu, insanların birbirlerini dinleyebildikleri, birbirlerinin haklarına saygılı oldukları ve bir arada yaşayabildikleri, barış, huzur dolu ve güçlü bir Türkiye dileğiyle Hamdi ŞAHİN
    18.03.2013
  • DÖRDÜNCÜ YARGI PAKETİNDE TAAHHÜD MAĞDURLARINA YER YOK

    Umudunu dördüncü yargı paketine bağlayan TAAHHÜDÜ İHLAL MAĞDURLARI yine hayal kırıklığına uğradılar. Çek mağdurları bile serbest bırakılmışken (doğru buluyorum serbest bırakılmalarını) Taahhüdü ihlal mağdurlarının tutuklanmaları büyük bir çelişkidir. Sürekli unutulmaları veya ihmal edilmeleri daha büyük bir çelişkidir. Artık bu yasa sadece insan hakları ihlali değil Türkiyeninde bir ayıbıdır. Bir sonraki pakete alınabilmesi için imzalarla sürekli gündemde tutulması gerekmektedir. Meclise getirilmesi halinde kalması için bu yasayı savunacak hemen hemen hiçbir milletvekili olmayacak ve kaldırılacaktır. İMZALAYIN, İMZALATTIRIN, UNUTTURMAYIN!
    18.03.2013
  • İÇİNDE İNSAN SEVGİSİ OLMAYAN AŞIRI KURALCI HUKUKÇULAR

    Birinci öncelikleri İNSAN olan, en zor ve EN SON verecekleri karar tutuklama olan hukukçularımızın hepsini tenzih ederek sözlerime başlamak istiyorum. Onlara ve bütün mahkemelerimize saygım tamdır. Konunun özü borçlulara veya borçlu görünenlere suçlu muamelesi yapılması ve özgürlüklerin ellerinden alınması meselesidir! Borcumuz olmamasına rağmen taahhüdü ihlalden mahkum edilerek, belge alamadan haricen ödemeler yapmaya mecbur bırakıldığımız için, belgemiz yok diye mükerrer ödemelere mahkum edildiğimiz için, olmayan borcun dosya santajları ile tekrar taahhüdü ihlalden mahkum olduğumuz için, ortaklarım ve kefilimiz ile birlikte toplam 11 kez hapis cezası almış olduğumuz için ve baskı altında yaptığımız ödemelerin dosya numaralarını belirten BELEGELER veya bütün dosyaları tek dosyada toplayan protokol talep etmememiz için, santaj dosyaları ile 4 kez daha disiplin ve tazyik hapis cezaları yolda olduğu için kendi yaşantımızdan örnek vermek istiyorum. TAAHHÜDÜ İHLAL YASASININ DİSİPLİN VE TAZYİK HAPSİ ŞEKLİNDE UYGULANIŞ BİÇİMİNİN ne kadar ucube, iğrenç, utanç verici ve aşağılık bir şey olduğunu bundan daha somut hiç birşey anlatamaz!. Taahhüdü ihlal yasası bilindiği gibi insan haklarına aykırıdır. Uygulanış biçimiyle de anayasamızın 38. maddesine aykırıdır. Nedense o çok titiz belge=belge ilkesinin robotlaşmış kölesi olmuş kuralcı hukukçularımız kararın gerçekten doğrumu, yanlışmı, ortaya belge koyamayan savunmanın iddiaları doğru olabilirmi, alacak talep edenin alacağı nasıl oluşmuştur, alacak iddia edilen senetin veya taahhüdün karşılığı nedir, baskı varmıdır, savunmanın dosya numaralarını belirten ibraname veya makbuz alamadan belgesiz yapmış harici ödemeler ile ilgili iddiaları doğru olabilirmi? Konuları titizlikle tam araştırmadan savunmanın bütün iddialarını ve haklarını görmezden gelerek sanki sıfır hakkı varmış gibi çok acele ve hemen tutuklama kararını vermektedirler. Öyle durumlar oluyorki siz mahkemeye haricen yaptığınız ödemeleri ispatlasanız dahi bazı hakimler onu belge olarak saymıyorlar. Çünkü; belge şöyle olurmuş; şu dosya için ben şu parayı aldım yazacakmış alacaklı taraf. Bizim 10 tane dosyamız vardı alacaklı tarafta. Bizi baskı altında tutabilmek için avukat veya müşteki asla o tarzda belge vermedi. Bizler de belge yoksa parada yok dedik tutuklama çıkarttılar, yine direndik yine tutuklama çıkarttırdılar, menfi tespit davası açacak gücümüz olmadığı için bu baskılara boyun eğerek aynen onların istedikleri gibi ödemeler yapmak zorunda kaldık. Üstelik mal gönderilmediği için kendilerine hiç borcumuz olmamasına rağmen. Hemde çoğu ödemeler mükerrer ödemelerdi! Taahhüdü ihlalden tutuklanma baskıları altında (dosya adları yazan belgeler veya borçları bir tek alışveriş olması nedeni ile tek dosyada toplayan ödeme şeklini belirten bir protokol yapamadan) sürekli açıktan ödemeler yapmaya mecbur bırakılarak yaptık ödemelerimizi! 70.000 TL yi geçek ödemelerin hiçbirisi şantaj dosyalarının hiçbirisinden düşülmemiştir. Dosyaların tamamında sıfır ödeme görünmektedir. Sadece bazı icra müdürlüğü dosyaların icra ceza mahkemesi uzantı dosyalarına dilekçe vererek sembolik ceza düşümü yapmıştır. Asıl dosyalarından ise hiçbir düşüm yapılmamıştır. PARASINI TAHSİL ETTİĞİ, DÜŞÜMLERİNİ YAPMAYARAK AÇIK BIRAKTIĞI dosyalar ile tekrar saldırıya geçmiştir. Bu şekilde tam 11 kez tutuklama çıkarttırmış olup 4 tane dosya ile tekrar tehditlerde bulunmaktadır. Böyle bir durumda hakim karşısında ağzınızla kuş tutsanız, ödediğinizi ispatlayan bütün belgeleri ortaya koysanız dahi hangi ödemenin hangi dosya numarasına olduğunun alacaklı veya avukatı tarfından verilmiş makbuzu olmadıktan sonra TUTUKLANIRSINZ!. Adamlar size kasitli olarak öyle belgeleri vermemişler! Başka türlü DOSYALAR İLE TUTUKLATMA SANTAJLARI olmadan nasıl haksız kazanç elde edebilirlerki? Bu durumda hakimin önüne istediği belgeleri nasıl koyabilirsiniz? Acaba sizin hakimlerden alacaklının alacağını ispat etmesini talep etme hakkınız yokmudur? Mal gönderimedi bu sentler mal karşılığı verilmiştir gönderdiği malları sevk irsaliyeleri, faturalar ve teslim fişleri ile ispatlamalarını talep ediyorum diyemezmisiniz? DİYEMEZSİNİZ! Menfi tespit davası aç derler siz yinede TUTUKLANIRSINIZ! Borcumuz olmamasına rağmen dosyaların taahhüd baskıları ile yapmış olduğumuz ödemelerin kanıtları (müşteri çekleri, müşteri sentleri ve nakitler şeklinde) buradadır deseniz dahi, bu tahsilatları alıp kullandıklarını da ispatlasanız yine de ödeme kanıtlarınızda dosya numaraları belirtilmemiş ise TUTUKLANIRSINIZ! Ortada hala satılan mallar yok! Bizim mal siparişi için verdiğimiz sentler alacaklının somut BELGESİ imiş. Belgenin karşılığına koy BELGE diyor hakimler (Belge=Belge ilkesi). Belge koyuyorsunuz ortaya dosya numarası yok bu BELGE GEÇERSİZ BELGE, “Belge=Belge kriterine uygun değil” diyorlar. Baskı altında bu kadar belge alabildim bana dediğiniz şekilde belge vermiyorlar ısrar edersem dosyaların tamamını işleme koymakla tehdit ediyorlar dersiniz ardından hemen HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere; Sanıklar …. FALAN ve …..FİLAN'a hukuken geçerli bir taahhüt vermelerine rağmen süresi içerisinde taahhüt ettikleri miktarı ödemedikleri anlaşıldığından, eylemlerine uyan 5358 sayılı kanunun 7. Maddesi ile değişik İİK.nun 340. Maddesi uyarınca takdiren ayrı ayrı ÜÇ'ER AYA KADAR TAZYİK HAPSİ CEZASI İLE CEZALANDIRILMALARINA, Siz gerçek manada haklı dahi olsanız Belge=Belgen yoksa haksızsınız TUTUKLANIRSINIZ! Menfi tespit davası açamazsanız haksızsınız TUTUKLANIRSINIZ! Borçlusunuz = Suçlusunuz TUTUKLANIRSINIZ! Böyle durumlarda mağdura bütün yollar kapalıdır. Mağdur “onda sentlerim var ama onun benden alacağı yok mal vermedi, mal verdiğini veya alacağının doğru olduğunu ispatlasın” diyemez! Çek de, Senet de, Taahhüd de baskı ile çok kolay alınabilir. Borçlunun iddiları göz ardı edilirde alacaklıdan da alacağını (senetlere mensuben satılan ürünlerin sevk irsaliyeleri, faturaları, teslim fişleri gibi belgelerle) kanıtlayamadan verilen her karar gerçek suçluları farkına varmadan ödüllendirilmiş ve daha fazla suç işlemeye teşvik etmiş olur! İşledikleri kamu suçları ve elde ettikleri haksız kazançlar ve ödemedikleri vergiler yanlarına kar kalır! Gerçek mağdurları ise bizler gibi 15 kez tutuklanır ve mükerrer ödemelere mağruz kalırlar! Böyle durumlarda mağdur bile sayılamazsınız SUÇLUSUNUZDUR! Sizi dolandıran MAĞDUR sayılır ve siz ne sayılırsınız? MAĞDUR EDEN SUÇLU!. Her bir taahhüd için 3 er ay DİSİPLİN VE TAZYİK HAPİS CEZASI alırsınız. Kendiniz savunma şansınız hiç yoktur! Kazanamazsınız! Çünkü bu yasa size önyargı ile bakar! Savunma haklarınız kısıtlı ve çok zordur! Her şey yasaları suistimal eden dolandırıcının lehinedir. Siz sadece TUTUKLANIRSINIZ! Gerçektende haklıysanız iddialarınız doğru olsa bile belge=belge ilkesi sizi mahkum etmiştir. Bu tarzdaki gardiyan zihniyetli hukukçular için HAK alacaklılarındır. Çünkü onların BELGELERİ vardır! Böyle bir mahkumiyet aldığınız zaman sembolik bir itiraz hakkınız vardır (7 gün içinde bir üst mahkemeye itiraz etmek). Boşuna itiraz ederek umutlanmayın! Hiçbir zaman bir mahkeme komşusu olan yan mahkemenin kararını bozmaz! Paraf eder geçer! Ya komşu meslektaşını rencide etmek istemez ya da onunla aynı zihniyettedir. Çünkü her zaman yüz yüze bakacaklardır. Yani 38. maddenin tutuklanacak olan mağdur için TUTUKLANMAMALARI için kullanmadığıkları bir noktası kalmışmıdır diye bakmazlar. Türkiye’yi rezil eden İNSAN HAKLARI KISTASLARINA hiç bakmazlar. Çünkü yıllardan beri alıştıkları icra memurları ve icra avukatları ve tefeci zihniyetli tacirlerle takım ruhu halinde çalışma alışkanlıklarını bir türlü bırakamamışlardır. İşte bu yüzden cezaevlerinde yatan onbinlerce taahhüd mağdurlarının, evlerini işyerlerini, köylerini terk etmiş ARANAN yüzbinlerce suçlu muamelesi görmüş suçsuz esnaf, çiftçi, işadamı, mühendisler vs… kısacası toplumun her kesiminden SUÇSUZ BORÇLULAR ve bu suçsuz borçluların mağdur olmalarından etkilenen milyonlarca insanlarımız. İşte bütün bunların müsebbibi başta TAAHHÜDÜ İHLAL YASASINI hep tutuklama doğrultusunda insan aleyhine uygulayan köhnemiş çağdışı kalmış takım ruhu ile çalışan kolaycı hukukçularımız olmak üzere Anayasamızın uygulanış biçimiyle 38. Maddesine ve İNSAN HAKLARINA aykırı olan bu yasanın kaldırmasına karşı direnen tüm menfaat odaklarıdır. Bizler yukarıda anlattıklarımın tamamını 11 kez yaşadık. Daha dün bir tutuklanmamız daha onandı. Ayrıca ortağım için ise 5 tanesi daha yolda. Üstelik hiç borcumuz yokken yaşadık biz bunları. Nasılmı? 15.03.2008 tarihinde Adanadan Mert-Su Plastik Ltd. Şti den kapı pencere plastik doğrama malzemeleri Antalyadaki şirketimiz Sur İnşaat A.Ş. adına ortağım Turgut YALÇIN, 10 adet MATBU taksit senetleri malen imzalayarak (her birisi 5 er bin TL miktarlı toplam 50.000 TL) sipariş etti. Bu mallar gönderilmedi. Senetler işleme kondu. Suç duyurusunda bulunduk takipsizlik çıktı. Ardından her şeyimize haciz geldi. Şirketimiz iflasın eşiğine gelince işimize devam edebilmek için mecburen taahhütlerde bulundu ortağım. Ödemeler yaptığımız ilk avukat vefat edince her şey karıştı. Daha sonra Adana barosundan Avukat Cahit ÇELİK dosyaları devralarak taahhüdü ihlalden ortağımı tutuklattırmıştır. Bu sefer ben ve diğer kefiller devreye girerek yeni taahhüdlerle ortağımı serbest bıraktırdık vs… bu şekilde tarafların aynı olduğu, 15.03.2008 tarihinde tek bir alışverişin 10 adet taksit senetlerinden tam 20 dosya oluşmuştur + 4 tanesi yoldadır. Dün bir tane daha tutuklanma onaylanmıştır. Bu aynı alışverişin 11. tutuklama onayıdır. Diğer şantaj dosyalarının da devreye girmesiyle 15. kez tutuklama ve 24 dosyalı gereksiz bir GARABET ortamı meydana getirilmiştir. Yasalarımızda tutuklama haricinde başka yollar da varsa, buna rağmen illaki hakim bir başka noktadan tutuklatma maddesi bulup tutuklama kararı veriyorsa benim gözümde böyle hukukçular zalimdirler. Borçlunun belgesi yok diye onları suçlu olarak görüyor ön yargıyla bakıyorlarsa ve borçlulara suçlu muamelesi yaparak ilk seçenek olarak kolayca tutuklama kararı veriyorlarsa. Ben de taahhüdü ihlalden tutuklama kararı veren bütün hakimlere insanları sevmeyen haksız bir karara imza atmış hakimler olarak önyargıyla bakıyorum. Hatta borçlu borcunu ödememiş olsa dahi tutuklama kararları yanlıştır diyerek önyargı ile bakıyorum tutuklama kararı veren her hakime. Çünkü borçlunun tutuklanması insan haklarını aykırıdır. Tutuklamanın uygulanmadığı bütün ülkeler bizden daha kalkınmış zengin ülkeler. Demekki başka seçenekler de olabiliyormuş! Köşeye sıkışmış, hiçbir savunma kabiliyeti kalmamış avını katleden zalimlere benzetiyorum onları ve böyle hakim ve avukatlara selam bile vermek istemiyorum. Çünkü; onlar o kararları vermeden önce Anayasamızda mutlaka o kararın alternatifi (içinde tutuklama olamayan) uygulama şekli de varmıdır diye bakmazlar. Onların birinci öncelikleri Taahhüdü ihlal suçu işlemekten hemen mahkumiyet kararı vermektir. Taahhüdü İhlal yasasının uygulanışının bu şekilde olmasının Türkiye’ye ne kadar zarar verdiğinin yaşanmış en somut örneğidir bu yaşadıklarım. Tarafların aynı olduğu TEK BİR ALIŞVERİŞİN mal gönderilmemiş olmasına rağmen TAKSİT SENETLERİNDEN 15 kez mahkumiyetin yolunu açan AŞAĞIDAKİ 20 adet bu icra ve icra ceza dosyaları oluşturulmuştur. Dosyaların tamamı icra, icra ceza uzantıları ve kefillik dosyaları şeklinde tarafların aynı olduğu birbiriyle bağlantılı dosyalardır! Bu dosyaların tamamı birlikte incelenmeden, savunmanın iddiaları ve talepleri titizlikle araştırılmadan dolandırıcıların işledikleri suçların şifresi çözülemez! 1 den 13 e kadar Adana İcra Müdürlüklerinde 2008 / 3401, 2008 / 4358, 2008 / 4359, 2008 / 4360, 2009 / 3399, 2009 / 3402, 2009 / 3400, 2009 / 3400, Adana 13. İcra Müdürlüğünün Dosya no: 2009 / 4095, Adana 8. İcra Müdürlüğü Dosya No. 2008 / 6934, 8. İcra Müdürlüğünde yine 2009 / 6053 - 2009/1488, 2008/6911, 2008/6912, 2009 /1152, 2008 / 8581, 2008/1146, 2008/8580, Adana 5. İcra Ceza Mahkemesinde 2011/1070, Adana 3. İcra Ceza Mahkemesinde 2012/320 (10. mahkumiyet dosyası) Adana 3. İcra Ceza Mahkemesi 2012/1071 Dosya no ile 14.03.2013 tarihindeki duruşmada (11. tutuklatma talebi) + 4 dosya da ayrıca işlem yolunda açıktan belge vermeden tahsilatlar yapabilmek için tehdit aracı olarak tutulmakta. Böyle bir duruma düşürülmüş işadamı derdini hakimlere ve savcılara anlatamıyorsa ne yapsın! Onlar diyorlarki “belgeleriniz nerede”? “Ödeme yaptım ama belge vermediler” diyorsunuz! Yürüyün Cezaevine. Dolandırıldım mal göndermediler diyoruz hani belgeleriniz diyorlar. Yahu bize vermedikleri faturaları, göndermedikleri malları, olmayan sevk irsaliyelerini biz nasıl belgeleriz! Tehdit altında açıktan yaptığınız ödemeleri ispatlıyorsunuz fakat dosya numaralarını yazdırtamadığınız için İSPATLARINIZ, BELGELERİNİZ geçersiz sayılıyor. Kimse sormuyor ki dosya numarası yazmıyor ama bu paralar senin hesabına girmiş bu paraları ne için aldın Hamdi beyden? diye soran yok! Çünkü alacaklı taraf seni baskı altında tutabilmek için dosya numaraları yazmamış o zaman verdiğin ödeme kanıtı BELGE SAYILMIYOR! Yürü cezaevine. İnsan hayatı bu kadarmı ucuz ve basit? İstihdam çokmu kolay oluşuyor? Türkiyemizde neden bu kadar kolay tutuklama kararları veriliyor ve hoyratça birçok esnaf ve isadamlarımız yok ediliyorlar? Ne yaparsanız yapın ALACAKLININ BELGESİ = SİZİN BELGENİZ DEĞİLDİR! Yürü Cezaevine….15. KEZ. 11 kez yürüttüler bizi böyle. 4 kez daha yürütecekler! Söyleyin biz ne yapalım kimse duymuyor sesimizi. İntiharmı edelim? İnancımız izin vermediği için onu da yapamıyoruz. Sürekli suçlular ödüllendiriliyor ve daha fazla suç işlemek için cesaretlendiriliyorlar. Böyle bizim durumuma düşürülmüş yüzbinler var Türkiyede. Böyle bir yasanın böyle fırsatçılara koz vermesi, böyle bir istihdam kaybı ve haksız kazançlar Türkiyemizin faydasınamıdır? Zararınamıdır? Bu ucube gibi Türkiyeye yakışmayan, utancımız olan, insan haklarına aykırı olan ve yüzkaramız TAAHHÜDÜ İHLAL YASASININ DİSİPLİN VE TAZYİK HAPSİ BÖLÜMÜ kaldırılmalımıdır? Sırf bir avuç kesim bundan besleniyor diye kaldırılmamalımıdır? Takdir Yüce Milletimizindir! Köşeye sıkışmış çaresiz kalmış avına şans tanımayan avcıya avcı bile denmez zalim denir. Ben de köşeye şıkışmış çaresiz kalmış borçluları suçlu diyerek onlara şanş tanımayan ve tutuklattırarak geleceklerini katleden hukukçulara nasıl hukukçu derim. Suçsuz borlular hakkında hapis cezası vermeden önce o hakimler önce kendilerini o mahkumların yerine koyarak düşünsünler! Bu rekabet ortamında borcunu ödeyebilmek için ve iflas etmemek için kıvranan, kaybedecek bir saati dahi olmayan bir esnafı veya işadamını kalkıp hiç acımadan her bir evrak için 3 ey ay hapis cezası veriyorsunuz! Bizim hayat hikayemizin boyutları anlattığım 10 adet taksit sentler ispatlayamadığımız baskı altında ödenmiş 70.000 TL para ve 15 tutuklamayla sınırlı değil. Zararlarımızın boyutları sadece tutuklanmalarla ve 300 dairelik kaybedilmiş inşaat işleriyle milyonlarca lirayı geçti ve onlarca çalışanlarımız dağıldı işyerlerimiz kapandı iflas ettik. Hala böyle hakimler 11 kez ceza verebiliyorlar ve 4 kez daha da vermeye hazırlanıyorlar. İtrazların ise sonuçları baştan belli; HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; Adana ...İcra Ceza Mahkemesince …/…/2013 Tarih ve …../…. Esas 2013/… sayılı karar ile sanığın mahkumiyetine ilişkin verilen karara yapılan itirazın REDDİNE NOKTA Artık itiraz hakkınızda kalmamıştır. Yürü cezaevine! NE DEMİŞTİ BAŞBAKANIMIZ "BU ÜLKEDE HİÇ KİMSE BORCUNDAN DOLAYI CEZAEVLERİNE GİRMEYECEK" DEMİŞTİ, ŞİMDİ, HİÇ KİMSE BORCUNDAN DOLAYI CEZAEVLERİNDEN ÇIKAMIYOR. HERKESİN DUYDUĞU VE ŞAHİT OLDUĞU O SÖZÜN GEREĞİNİNİN YERİNE GETİRİLMESİNİ HEPİMİZ SABIRSIZLIKLA BEKLİYORUZ! Birisi bana bir şey söylesin! Bizler ne yapalım? Sesimizi kim duyacak bizlerin? Gerçek sahtekarlar bayram yapıyorlar elde ettikleri haksız kazançlarla ve vermedikleri vergilerle. BİZLER CEZAEVLERİNE GİDİYORUZ! ÇÜNKÜ ONLAR HAKLI - BİZLER SUÇLUYUZ!!! YASALARA UYMAK VE BOYUN EĞMEK MECBURİYETİNDEYİZ! ÇÜNKÜ BELGEMİZ YOK! OLAY BİTMİŞTİR! YÜRÜ CEZAEVİNE VEYA MÜKERRER ÖDEMEYE! NOKTA BELGE=BELGE HUKUKUNUN ÜSTÜNLÜĞÜ değil, gerçek hukukun üstün olduğu, utanç kaynağımız olan, TAAHHÜDÜ İHLAL YASASINDAN DİSİPLİN VE TAZYİK HAPSİNİN KALDIRILDIĞI İNSAN HAKLARINA SAYGILI, ÖZGÜR VE GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE DİLEĞİYLE… Her şey gönlünüzce olsun! Not: Yazımın hiçbir siyasi gayesi yoktur! Hükümetimize de Muhalefetimize de sevgi ve saygılarımla. Hamdi ŞAHİN
    17.03.2013
  • GARDİYAN HUKUKÇULAR (Lütfen tamamını okuyarak kendi yorumlarınızı yukarıdaki hemen imzala butonundan ekleyin!)

    Gardiyan kafalı hukukçular diyorum. Bundan bütün hukukçularımız alınmasınlar. Birinci öncelikleri insan olan, en zor ve en son verecekleri karar tutuklama olan hukukçularımızın hepsini tenzih ederek sözlerime başlamak istiyorum. Onlara ve bütün mahkemelerimize saygım tamdır. Konunun özü borçlulara veya borçlu görünenlere suçlu muamelesi yapılması ve özgürlüklerin ellerinden alınması meselesidir! Borcumuz olmamasına rağmen taahhüdü ihlalden mahkum edilerek, belge alamadan haricen ödemeler yapmaya mecbur bırakıldığımız için, belgemiz yok diye mükerrer ödemelere mahkum edildiğimiz için, olmayan borcun dosya santajları ile tekrar taahhüdü ihlalden mahkum olduğumuz için, ortaklarım ve kefilimiz ile birlikte toplam 11 kez hapis cezası almış olduğumuz için ve baskı altında yaptığımız ödemelerin dosya numaralarını belirten BELEGELER veya bütün dosyaları tek dosyada toplayan protokol talep etmememiz için, santaj dosyaları ile 4 kez daha disiplin ve tazyik hapis cezaları yolda olduğu için kendi yaşantımızdan örnek vermek istiyorum. TAAHHÜDÜ İHLAL YASASININ DİSİPLİN VE TAZYİK HAPSİ ŞEKLİNDE UYGULANIŞ BİÇİMİNİN ne kadar ucube, iğrenç, utanç verici ve aşağılık bir şey olduğunu bundan daha somut hiç birşey anlatamaz!. Taahhüdü ihlal yasası bilindiği gibi insan haklarına aykırıdır. Uygulanış biçimiyle de anayasamızın 38. maddesine aykırıdır. Nedense o çok titiz belge=belge ilkesinin robotlaşmış kölesi olmuş kuralcı hukukçularımız kararın gerçekten doğrumu, yanlışmı, ortaya belge koyamayan savunmanın iddiaları doğru olabilirmi, alacak talep edenin alacağı nasıl oluşmuştur, alacak iddia edilen senetin veya taahhüdün karşılığı nedir, baskı varmıdır, savunmanın dosya numaralarını belirten ibraname veya makbuz alamadan belgesiz yapmış harici ödemeler ile ilgili iddiaları doğru olabilirmi? Konuları titizlikle tam araştırmadan savunmanın bütün iddialarını ve haklarını görmezden gelerek sanki sıfır hakkı varmış gibi çok acele ve hemen tutuklama kararını vermektedirler. Öyle durumlar oluyorki siz mahkemeye haricen yaptığınız ödemeleri ispatlasanız dahi bazı hakimler onu belge olarak saymıyorlar. Çünkü; belge şöyle olurmuş; şu dosya için ben şu parayı aldım yazacakmış alacaklı taraf. Bizim 10 tane dosyamız vardı alacaklı tarfta. Biz baskı altında tutablimek için avukat veya müşteki asla o tarzda belge vermedi. Bizler de belge yoksa parada yok dedik tutuklama çıkarttılar, yine direndik yine tutuklama çıkarttırdılar, menfi tespit davası açacak gücümüz olmadığı için bu baskılara boyun eğerek aynen onların istedikleri gibi ödemeler yapmak zorunda kaldık. Üstelik mal gönderilmediği için hem borcumuz yoktu, hemde çoğu ödemeler mükerrer ödemelerdi! Taahhüdü ihlalden tutuklanma baskıları altında (dosya adları yazan belgeler veya borçları bir tek alışveriş olması nedeni ile tek dosyada toplayan ödeme şeklini belirten bir protokol yapamadan) sürekli açıktan ödemeler yapmaya mecbur bırakılarak yaptık ödemelerimizi! 70.000 TL yi geçek ödemelerin hiçbirisi şantaj dosyalarının hiçbirisinden düşülmemiştir. Dosyaların tamamında sıfır ödeme görünmektedir. Sadece bazı icra müdürlüğü dosyaların icra ceza mahkemesi uzantı dosyalarına dilekçe vererek sembolik ceza düşümü yapmıştır. Asıl dosyalarından ise hiçbir düşüm yapılmamıştır. PARASINI TAHSİL ETTİĞİ, DÜŞÜMLERİNİ YAPMAYARAK AÇIK BIRAKTIĞI dosyalar ile tekrar saldırıya geçmiştir. Bu şekilde tam 11 kez tutuklama çıkarttırmış olup 4 tane dosya ile tekrar tehditlerde bulunmaktadır. Böyle bir durumda hakim karşısında ağzınızla kuş tutsanız, ödediğinizi ispatlayan bütün belgeleri ortaya koysanız dahi hangi ödemenin hangi dosya numarasına olduğunun alacaklı veya avukatı tarfından verilmiş makbuzu olmadıktan sonra TUTUKLANIRSINZ!. Adamlar size kasitli olarak öyle belgeleri vermemişler! Başka türlü DOSYALAR İLE TUTUKLATMA SANTAJLARI olmadan nasıl haksız kazanç elde edebilirlerki? Bu durumda hakimin önüne istediği belgeleri nasıl koyabilirsiniz? Acaba sizin hakimlerden alacaklının alacağını ispat etmesini talep etme hakkınız yokmudur? Mal gönderimedi bu sentler mal karşılığı verilmiştir gönderdiği malları sevk irsaliyeleri, faturalar ve teslim fişleri ile ispatlamalarını talep ediyorum diyemezmisiniz? DİMEZSİNİZ! Menfi tespit davası aç derler siz yinede TUTUKLANIRSINIZ! Borcum olmamasına rağmen dosyaların taahhüd baskıları ile yapmış olduğum ödemelerin kanıtları (müşteri çekleri, müşteri sentleri ve nakitler şeklinde) buradadır deseniz dahi, bu tahsilatları alıp kullandıklarını da ispatlasanız yine de ödeme kanıtlarınızda dosya numaraları belirtilmemiş ise TUTUKLANIRSINIZ! Ortada hala satılan mallar yok! Bizim mal siparişi için verdiğimiz sentler alacaklının somut BELGESİ imiş. Belgenin karşılığına koy BELGE diyor hakimler (Belge=Belge ilkesi). Belge koyuyorsunuz ortaya dosya numarası yok bu BELGE GEÇERSİZ BELGE, “Belge=Belge kriterine uygun değil” diyorlar. Baskı altında bu kadar belge alabildim bana dediğiniz şekilde belge vermiyorlar ısrar edersem dosyaların tamamını işleme koymakla tehdit ediyorlar dersiniz ardından hemen HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere; Sanıklar …. FALAN ve …..FİLAN'a hukuken geçerli bir taahhüt vermelerine rağmen süresi içerisinde taahhüt ettikleri miktarı ödemedikleri anlaşıldığından, eylemlerine uyan 5358 sayılı kanunun 7. Maddesi ile değişik İİK.nun 340. Maddesi uyarınca takdiren ayrı ayrı ÜÇ'ER AYA KADAR TAZYİK HAPSİ CEZASI İLE CEZALANDIRILMALARINA, Siz gerçek manada haklı dahi olsanız Belge=Belgen yoksa haksızsınız TUTUKLANIRSINIZ! Menfi tespit davası açamazsanız haksızsınız TUTUKLANIRSINIZ! Borçlusunuz = Suçlusunuz TUTUKLANIRSINIZ! Böyle durumlarda mağdura bütün yollar kapalıdır. Mağdur “onda sentlerim var ama onun benden alacağı yok mal vermedi, mal verdiğini veya alacağının doğru olduğunu ispatlasın” diyemez! Çek de, Senet de, Taahhüd de baskı ile çok kolay alınabilir. Borçlunun iddiları göz ardı edilirde alacaklıdan da alacağını (senetlere mensuben satılan ürünlerin sevk irsaliyeleri, faturaları, teslim fişleri gibi belgelerle) kanıtlayamadan verilen her karar gerçek suçluları farkına varmadan ödüllendirilmiş ve daha fazla suç işlemeye teşvik etmiş olur! İşledikleri kamu suçları ve elde ettikleri haksız kazançlar ve ödemedikleri vergiler yanlarına kar kalır! Gerçek mağdurları ise bizler gibi 15 kez tutuklanır ve mükerrer ödemelere mağruz kalırlar! Böyle durumlarda mağdur bile sayılamazsınız SUÇLUSUNDUR. Sizi dolandıran MAĞDUR sayılır. Her bir taahhüd için 3 er ay DİSİPLİN VE TAZYİK HAPİS CEZASI alırsınız. Kendiniz savunma şansınız hiç yoktur! Kazanamazsınız! Çünkü bu yasa size önyargı ile bakar! Savunma haklarınız kısıtlı ve çok zordur! Her şey yasaları suistimal eden dolandırıcının lehinedir. Siz sadece TUTUKLANIRSINIZ! Gerçektende haklıysanız iddialarınız doğru olsa bile belge=belge ilkesi sizi mahkum etmiştir. Bu tarzdaki gardiyan zihniyetli hukukçular için HAK alacaklılarındır. Çünkü onların BELGELERİ vardır! Böyle bir mahkumiyet aldığınız zaman sembolik bir itiraz hakkınız vardır (7 gün içinde bir üst mahkemeye itiraz etmek). Boşuna itiraz ederek umutlanmayın! Hiçbir zaman bir mahkeme komşusu olan yan mahkemenin kararını bozmaz! Paraf eder geçer! Ya komşu meslektaşını rencide etmek istemez ya da onunla aynı zihniyettedir. Çünkü her zaman yüz yüze bakacaklardır. Yani 38. maddenin tutuklanacak olan mağdur için TUTUKLANMAMALARI için kullanmadığıkları bir noktası kalmışmıdır diye bakmazlar. Türkiye’yi rezil eden İNSAN HAKLARI KISTASLARINA hiç bakmazlar. Çünkü yıllardan beri alıştıkları icra memurları ve icra avukatları ve tefeci zihniyetli tacirlerle takım ruhu halinde çalışma alışkanlıklarını bir türlü bırakamamışlardır. İşte bu yüzden cezaevlerinde yatan onbinlerce taahhüd mağdurlarının, evlerini işyerlerini, köylerini terk etmiş ARANAN yüzbinlerce suçlu muamelesi görmüş suçsuz esnaf, çiftçi, işadamı, mühendisler vs… kısacası toplumun her kesiminden SUÇSUZ BORÇLULAR ve bu suçsuz borçluların mağdur olmalarından etkilenen milyonlarca insanlarımız. İşte bütün bunların müsebbibi başta TAAHHÜDÜ İHLAL YASASINI hep tutuklama doğrultusunda insan aleyhine uygulayan köhnemiş çağdışı kalmış takım ruhu ile çalışan kolaycı hukukçularımız olmak üzere Anayasamızın uygulanış biçimiyle 38. Maddesine ve İNSAN HAKLARINA aykırı olan bu yasanın kaldırmasına karşı direnen tüm menfaat odaklarıdır. Bizler yukarıda anlattıklarımın tamamını 11 kez yaşadık. Daha dün bir tutuklanmamız daha onandı. Ayrıca ortağım için ise 5 tanesi daha yolda. Üstelik hiç borcumuz yokken yaşadık biz bunları. Nasılmı? 15.03.2008 tarihinde Adanadan Mert-Su Plastik Ltd. Şti den kapı pencere plastik doğrama malzemeleri Antalyadaki şirketimiz Sur İnşaat A.Ş. adına ortağım Turgut YALÇIN, 10 adet MATBU taksit senetleri malen imzalayarak (her birisi 5 er bin TL miktarlı toplam 50.000 TL) sipariş etti. Bu mallar gönderilmedi. Senetler işleme kondu. Suç duyurusunda bulunduk takipsizlik çıktı. Ardından her şeyimize haciz geldi. Şirketimiz iflasın eşiğine gelince işimize devam edebilmek için mecburen taahhütlerde bulundu ortağım. Ödemeler yaptığımız ilk avukat vefat edince her şey karıştı. Daha sonra Adana barosundan Avukat Cahit ÇELİK dosyaları devralarak taahhüdü ihlalden ortağımı tutuklattırmıştır. Bu sefer ben ve diğer kefiller devreye girerek yeni taahhüdlerle ortağımı serbest bıraktırdık vs… bu şekilde tarafların aynı olduğu, 15.03.2008 tarihinde tek bir alışverişin 10 adet taksit senetlerinden tam 20 dosya oluşmuştur + 4 tanesi yoldadır. Dün bir tane daha tutuklanma onaylanmıştır. Bu aynı alışverişin 11. tutuklama onayıdır. Diğer şantaj dosyalarının da devreye girmesiyle 15. kez tutuklama ve 24 dosyalı gereksiz bir GARABET ortamı meydana getirilmiştir. Yasalarımızda tutuklama haricinde başka yollar da varsa, buna rağmen illaki hakim bir başka noktadan tutuklatma maddesi bulup tutuklama kararı veriyorsa benim gözümde böyle hukukçular zalimdirler. Borçlunun belgesi yok diye onları suçlu olarak görüyor ön yargıyla bakıyorlarsa ve borçlulara suçlu muamelesi yaparak ilk seçenek olarak kolayca tutuklama kararı veriyorlarsa. Ben de taahhüdü ihlalden tutuklama kararı veren bütün hakimlere insanları sevmeyen haksız bir karara imza atmış hakimler olarak önyargıyla bakıyorum. Hatta borçlu borcunu ödememiş olsa dahi tutuklama kararları yanlıştır diyerek önyargı ile bakıyorum tutuklama kararı veren her hakime. Çünkü borçlunun tutuklanması insan haklarını aykırıdır. Tutuklamanın uygulanmadığı bütün ülkeler bizden daha kalkınmış zengin ülkeler. Demekki başka seçenekler de olabiliyormuş! Köşeye sıkışmış, hiçbir savunma kabiliyeti kalmamış avını katleden zalimlere benzetiyorum onları ve böyle hakim ve avukatlara selam bile vermek istemiyorum. Çünkü; onlar o kararları vermeden önce Anayasamızda mutlaka o kararın alternatifi (içinde tutuklama olamayan) uygulama şekli de varmıdır diye bakmazlar. Onların birinci öncelikleri Taahhüdü ihlal suçu işlemekten hemen mahkumiyet kararı vermektir. Taahhüdü İhlal yasasının uygulanışının bu şekilde olmasının Türkiye’ye ne kadar zarar verdiğinin yaşanmış en somut örneğidir bu yaşadıklarım. Tarafların aynı olduğu TEK BİR ALIŞVERİŞİN mal gönderilmemiş olmasına rağmen TAKSİT SENETLERİNDEN 15 kez mahkumiyetin yolunu açan AŞAĞIDAKİ 20 adet bu icra ve icra ceza dosyaları oluşturulmuştur. Dosyaların tamamı icra, icra ceza uzantıları ve kefillik dosyaları şeklinde tarafların aynı olduğu birbiriyle bağlantılı dosyalardır! Bu dosyaların tamamı birlikte incelenmeden, savunmanın iddiaları ve talepleri titizlikle araştırılmadan dolandırıcıların işledikleri suçların şifresi çözülemez! 1 den 13 e kadar Adana İcra Müdürlüklerinde 2008 / 3401, 2008 / 4358, 2008 / 4359, 2008 / 4360, 2009 / 3399, 2009 / 3402, 2009 / 3400, 2009 / 3400, Adana 13. İcra Müdürlüğünün Dosya no: 2009 / 4095, Adana 8. İcra Müdürlüğü Dosya No. 2008 / 6934, 8. İcra Müdürlüğünde yine 2009 / 6053 - 2009/1488, 2008/6911, 2008/6912, 2009 /1152, 2008 / 8581, 2008/1146, 2008/8580, Adana 5. İcra Ceza Mahkemesinde 2011/1070, Adana 3. İcra Ceza Mahkemesinde 2012/320 (10. mahkumiyet dosyası) Adana 3. İcra Ceza Mahkemesi 2012/1071 Dosya no ile 14.03.2013 tarihindeki duruşmada (11. tutuklatma talebi) + 4 dosya da ayrıca işlem yolunda açıktan belge vermeden tahsilatlar yapabilmek için tehdit aracı olarak tutulmakta. Böyle bir duruma düşürülmüş işadamı derdini hakimlere ve savcılara anlatamıyorsa ne yapsın! Onlar diyorlarki “belgeleriniz nerede”? “Ödeme yaptım ama belge vermediler” diyorsunuz! Yürüyün Cezaevine. Dolandırıldım mal göndermediler diyoruz hani belgeleriniz diyorlar. Yahu bize vermedikleri faturaları, göndermedikleri malları, olmayan sevk irsaliyelerini biz nasıl belgeleriz! Tehdit altında açıktan yaptığınız ödemeleri ispatlıyorsunuz fakat dosya numaralarını yazdırtamadığınız için İSPATLARINIZ, BELGELERİNİZ geçersiz sayılıyor. Kimse sormuyor ki dosya numarası yazmıyor ama bu paralar senin hesabına girmiş bu paraları ne için aldın Hamdi beyden? diye soran yok! Çünkü alacaklı taraf seni baskı altında tutabilmek için dosya numaraları yazmamış o zaman verdiğin ödeme kanıtı BELGE SAYILMIYOR! Yürü cezaevine. İnsan hayatı bu kadarmı ucuz ve basit? İstihdam çokmu kolay oluşuyor? Türkiyemizde neden bu kadar kolay tutuklama kararları veriliyor ve hoyratça birçok esnaf ve isadamlarımız yok ediliyorlar? Ne yaparsanız yapın ALACAKLININ BELGESİ = SİZİN BELGENİZ DEĞİLDİR! Yürü Cezaevine….15. KEZ. 11 kez yürüttüler bizi böyle. 4 kez daha yürütecekler! Söyleyin biz ne yapalım kimse duymuyor sesimizi. İntiharmı edelim? İnancımız izin vermediği için onu da yapamıyoruz. Sürekli suçlular ödüllendiriliyor ve daha fazla suç işlemek için cesaretlendiriliyorlar. Böyle bizim durumuma düşürülmüş yüzbinler var Türkiyede. Böyle bir yasanın böyle fırsatçılara koz vermesi, böyle bir istihdam kaybı ve haksız kazançlar Türkiyemizin faydasınamıdır? Zararınamıdır? Bu ucube gibi Türkiyeye yakışmayan, utancımız olan, insan haklarına aykırı olan ve yüzkaramız TAAHHÜDÜ İHLAL YASASININ DİSİPLİN VE TAZYİK HAPSİ BÖLÜMÜ kaldırılmalımıdır? Sırf bir avuç kesim bundan besleniyor diye kaldırılmamalımıdır? Takdir Yüce Milletimizindir! Köşeye sıkışmış çaresiz kalmış avına şans tanımayan avcıya avcı bile denmez zalim denir. Ben de köşeye şıkışmış çaresiz kalmış borçluları suçlu diyerek onlara şanş tanımayan ve tutuklattırarak geleceklerini katleden hukukçulara nasıl hukukçu derim. Suçsuz borlular hakkında hapis cezası vermeden önce o hakimler önce kendilerini o mahkumların yerine koyarak düşünsünler! Bu rekabet ortamında borcunu ödeyebilmek için ve iflas etmemek için kıvranan, kaybedecek bir saati dahi olmayan bir esnafı veya işadamını kalkıp hiç acımadan her bir evrak için 3 ey ay hapis cezası veriyorsunuz! Bizim hayat hikayemizin boyutları anlattığım 10 adet taksit sentler ispatlayamadığımız baskı altında ödenmiş 70.000 TL para ve 15 tutuklamayla sınırlı değil. Zararlarımızın boyutları sadece tutuklanmalarla ve 300 dairelik kaybedilmiş inşaat işleriyle milyonlarca lirayı geçti ve onlarca çalışanlarımız dağıldı işyerlerimiz kapandı iflas ettik. Hala böyle hakimler 11 kez ceza verebiliyorlar ve 4 kez daha da vermeye hazırlanıyorlar. İtrazların ise sonuçları baştan belli; HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; Adana ...İcra Ceza Mahkemesince …/…/2013 Tarih ve …../…. Esas 2013/… sayılı karar ile sanığın mahkumiyetine ilişkin verilen karara yapılan itirazın REDDİNE NOKTA Artık itiraz hakkınızda kalmamıştır. Yürü cezaevine! NE DEMİŞTİ BAŞBAKANIMIZ "BU ÜLKEDE HİÇ KİMSE BORCUNDAN DOLAYI CEZAEVLERİNE GİRMEYECEK" DEMİŞTİ, ŞİMDİ, HİÇ KİMSE BORCUNDAN DOLAYI CEZAEVLERİNDEN ÇIKAMIYOR. HERKESİN DUYDUĞU VE ŞAHİT OLDUĞU O SÖZÜN GEREĞİNİNİN YERİNE GETİRİLMESİNİ HEPİMİZ SABIRSIZLIKLA BEKLİYORUZ! Birisi bana bir şey söylesin! Bizler ne yapalım? Sesimizi kim duyacak bizlerin? Gerçek sahtekarlar bayram yapıyorlar elde ettikleri haksız kazançlarla ve vermedikleri vergilerle. BİZLER CEZAEVLERİNE GİDİYORUZ! ÇÜNKÜ ONLAR HAKLI - BİZLER SUÇLUYUZ!!! YASALARA UYMAK VE BOYUN EĞMEK MECBURİYETİNDEYİZ! ÇÜNKÜ BELGEMİZ YOK! OLAY BİTMİŞTİR! YÜRÜ CEZAEVİNE VEYA MÜKERRER ÖDEMEYE! NOKTA BELGE=BELGE HUKUKUNUN ÜSTÜNLÜĞÜ değil, gerçek hukukun üstün olduğu, utanç kaynağımız olan, TAAHHÜDÜ İHLAL YASASINDAN DİSİPLİN VE TAZYİK HAPSİNİN KALDIRILDIĞI İNSAN HAKLARINA SAYGILI, ÖZGÜR VE GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE DİLEĞİYLE… Her şey gönlünüzce olsun! Not: Yazımın hiçbir siyasi gayesi yoktur! Hükümetimize de Muhalefetimize de sevgi ve saygılarımla. Hamdi ŞAHİN
    17.03.2013
  • TAAHHÜD MAĞDURLARI ÇOK HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRADILAR!

    Çek mağdurları serbest bırakılırken taahhüdü ihlal mağdurları çok umutlanmışlardı. Çünkü; İnsan hakları açısından tahhüdü ihlalden disiplin ve tazyik hapsine çarptırılmaları, sayıları ve uğradıkları zararları açısından çek mağdurlarıyla kıyaslamayacak büyüklüktedir. Dördüncü yargı paketi taahhüd mağdurlarını tekrar umutlandırmıştır. Kendilerinin unutulmuş olmaları, hiç gündeme bile getirilmemeleri tam bir soğuk duş etkisi yapmıştır. Taahhüd mağdurları açık cezaevinede gönderilmemeliler! Tamamen serbest bırakılmalıdırlar! Bu yasanın insan haklarına aykırı olan ve utanç kaynağımız olan DİSİPLİN VE TAZYİK HAPSİ bölümünün kaldırılmamış olması SOSYAL TRAVMALARA YOL AÇMAKTADIR!
    14.03.2013
  • TAAHHÜDÜ İHLAL YASASI EN ÇOK SUİSTİMAL EDİLEN YASADIR!

    Taahhüdü ihlal yasasından disiplin ve tazyik hapsi cezası olması bazı iyi niyetli olmayan hukukçular ve tefeci zihniyetli alacaklılar tarafından suistimal edilmektedir. Borcunu ödemekte zorlanan veya köşeye sıkışmış bir borçlu eğer borcunu defaten ödeyemiyor ise bazı avukatlar veya müştekiler aldıkları taksit taksit tahsilatlar karşılığında ilgili icra müdürlüklerinde düşümlerini yapmamaktadırlar. Borçlular borçlarının yüzde yüzünü dahi ödemiş olsalar ilgili dosyasından düşümü yapılmamış ise tahhütü ihlalden tutuklanabilmektedirler. Boçluların ödediklerini ispatlayabilmeleri çok güçtür. Sanki hiç ödememiş gibi muamele görmektedirler hatta bunun boyutları 2 kez mükerer ödemeye kadar varabilmektedir. Eger birden fazla dosyası varsa o borçluların sadece özgürlükleri değil gelecekleri de tamamen ipotek altına alınabilmektedir.
    13.03.2013
  • TAAHHÜDÜ İHLAL MAĞDURLARI ÇEK MAĞDURLARI DEĞİLDİR!

    Toplumumuzun genelinde akla TAAHHÜDÜ İHLAL YASASINDAN DİSİPLİN VE TAYZİK HAPSİ denilince çekten tutuklama cezası gelmektedir. Hatta birçok insan şunu demektedir "çek yasası değişti, çekten hapis cezası yok, sen duymadınmı" Yani bir çok insan çek olmadan da taahhütle tutuklanabileceğini bilmemektedirler. Çek yasası kaldırılarak tutuklular serbest bırakıldıktan sonra çok daha fazlası borçlu oldukları için suçlu muamelesi görerek tutuklanmışlardır. Hatta borçsuzken de tutuklananlar vardır. Ödemesini defaten kapatamayanlar taksitler halinde ödemeye çalışırken son taksitinde tıkandığı zaman % 100 ünü dahi ödemiş olsanız avukatlar icra dosyasına bildirmemişlerse tutuklanıyorsunuz! Cezaevlerinin taahhüdü ihlal mağdurları ile dolu olduğundan bir çok kimsenin haberleri bile yoktur. Onun için insanlar bu duruma duyarsız kalmaktadırlar. Hatta gerçek mağdurlar (Taahhüdü İhlal mağdurları) çek mağdurlarının serbest kalmaları için çok çalıştılar sokaklara döküldüler onlara haklı davalarında gönülden destek oldular ve başardılar. Yasa değişti çek mağdurları serbest kaldılar. Şimdi ne oldu? Sayı olarak çok daha fazla olan gerçek mağdurları eski çek mağdurları serbest kaldıktan sonra unuttular, yalnız bıraktılar ve destek olmuyorlar. Tuzu kuru olanların zaten umurlarında değil taahhüdü ihlal mağdurları. Türkiye batsa bile tek dertleri KENDİLERİ. İşte bu noktada tuzu kuru da olsa yaş da olsa, eski çek mağduru da olsa, yeni taahhüdü ihlal mağduru da olsa mutlaka bu haksızlığın giderilmesi için eski çek mağdurları için verilen mücadeleden çok daha fazlasını vermeleri gerekmektedir. Onu başardıysak bunu çok daha kolay başarabiliriz. Sözkonusu sadece onbinlerce kişinin ceaevlerinde olmaları değildir. Çok daha fazlası yakalanmamak için işyerlerini, tarlalarını, evlerini veya köylerini terketmişlerdir. Ve 250.000 kişi aranmaktadır. Bu durumun ekonomiye ve istihdama verdiği zarar azımsanamaz! Bu insan haklarına aykırı olan, uygulanış şekli ile de Anayasamızın 38. maddesine ters düşen TAAHHÜDÜ İHLAL YASASININ DİSİPLİN VE TAZYİK HAPSİ BÖLÜMÜ acilen ve mutlaka kaldırılmalıdır!
    13.03.2013
  • CEZAEVLERİ ESNAF DOLU

    Taahhüdü İhlalden tutuklananların çoğu esnafdır. Bir esnafın cezaevinde geçirecek bir gün dahi vakti yoktur. Bu dumdaki bir esnaf cezaevine düşmüş ise gerçekten ödeme olanığı kalmadığı için düşmüştür. Onun taahhüt başına 3 er ay cezaevinde tutulması zaten bitmesi demektir artık istihdam kapasitesi de yok olmuştur ve ödeme kapaside yok olmuştur. Bu durumun hiç kimseye faydası yoktur. Bu şekilde cezaevlerinde onbinlerce esnaf, müteahhit, mimar, mühendis, işadamı, yönetici vs. vardır. Bunların geleceklerinin yok olması ile birlikte istihdamları da yok olmaktadır. Bu yasanın insan haklarına aykırı olan DİSİPLİN VE TAZYİK HAPSİ bölümünün kaldırılması Türkiye'ye çok olumlu katkıda bulunacaktır!
    13.03.2013